Diş Hekimliğinde Akıllı Dönüşüm!

“Dijital diş hekimliği benim için bir tercih değil, daha öngörülebilir ve kontrollü tedaviye ulaşmanın doğal sonucu.”

Dijital diş hekimliğinin sunduğu hassasiyet, hız ve hasta konforunu klinik pratiğine başarıyla entegre eden Uzm. Dt. Büşra Şenöz, Ankara Life Dergisi’ne verdiği röportajda mesleğin geleceğine ışık tutuyor. 3D tarama teknolojilerinden yapay zekâ destekli sistemlere uzanan bu dönüşümü “diş hekimliğinin doğal evrimi” olarak tanımlayan Şenöz, dijitalleşmenin yalnızca tedavi kalitesini değil, hasta ile kurulan güveni ve iletişimi de yeniden şekillendirdiğini vurguluyor. İyi okumalar dileriz.

Röportaj: Hatice Şeyma Basut

Büşra Hanım, hızla gelişen dijital diş hekimliği alanını uzun yıllardır yakından takip ediyorsunuz. Bu dinamik alan sizi nasıl etkiledi ve bu yönde ilerleme motivasyonunuz nasıl şekillendi?

 Aslında akademik geçmişim bu süreci yakından takip etmemde çok etkili oldu. Hacettepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nde hem eğitim hem de uzmanlık sürecimde gelişmeleri sürekli izleme ve sorgulama alışkanlığı kazandım. Akademik kariyerime devam ederken de dijital sistemler çok yaygın olmasa da ulaşabilir hale gelmeye başlamıştı. Özel pratiğe geçtikten sonra dijital sistemlerle aktif olarak çalışmaya başladım ve bu alandaki dönüşümü birebir deneyimleme fırsatım oldu. Özellikle protez alanında çalıştığım için, hassasiyet ve öngörülebilirlik benim için her zaman öncelikliydi. Dijital diş hekimliği bu iki ihtiyaca çok güçlü bir şekilde karşılık veriyor.

Beni en çok motive eden şey ise, yaptığım tedavilerin kalitesini daha yukarı taşıyabildiğimi görmek oldu. Süreçlerin daha kontrollü ilerlemesi, hata payının azalması ve hastayla iletişimin güçlenmesi dijital sistemleri benim için vazgeçilmez hale getirdi.

Bugün geldiğimiz noktada dijital diş hekimliğini sadece bir teknoloji olarak değil, mesleğin doğal evrimi olarak görüyorum.

Dijital diş hekimliğinde devrim yaratan 3D tarayıcılar, klinik pratiğinizi nasıl dönüştürdü? Geleneksel ölçü yöntemleriyle kıyasladığınızda en çarpıcı farklar neler?

3D tarayıcılar klinik pratiğimi en çok ölçü alma sürecinde dönüştürdü diyebilirim. Geleneksel ölçülerde hem hasta konforu hem de ölçünün doğruluğu, ölçü maddesinin stabilitesi, laboratuvar aşamasının hassaslığı gibi birçok değişkene bağlıydı. Dijital tarama ile birlikte bu süreç çok daha kontrollü ve öngörülebilir hale geldi, hem zaman kaybı hem de hata payı büyük ölçüde azaldı. En çarpıcı fark ise ölçünün anında kontrol edilebilir olması. Eksik ya da hatalı bir alanı aynı anda görüp düzeltme imkânı, tedavi sürecinin kalitesini doğrudan artırıyor.

Hasta deneyimi açısından baktığınızda, 3D tarama teknolojileri konfor, hız ve güven algısını nasıl etkiliyor? Hastalarınızdan aldığınız geri bildirimler bu dönüşümü nasıl yansıtıyor?


Hasta deneyimi açısından 3D tarama teknolojileri oldukça belirgin bir konfor artışı sağlıyor. Özellikle bulantı refleksi olan hastalarda geleneksel ölçülerin yarattığı stres ortadan kalkıyor. İşlemin daha kısa sürmesi de hasta memnuniyetini artıran önemli bir faktör.

Hastalarımdan aldığım geri bildirimlerde en sık vurgulanan konular; “rahatlık” ve “modernlik algısı” oluyor. Ekranda kendi ağız içi görüntülerini anlık olarak görebilmeleri, tedaviye olan güvenlerini de artırıyor. Bu durum hasta-hekim iletişimini daha şeffaf ve güçlü hale getiriyor. Bir anlamda hasta artık sadece tedavi edilen değil, süreci anlayan ve takip eden bir konuma geliyor.

Hastalar tarafından sıkça merak edilen bir konu: 3D diş taramaları ne kadar doğru ve güvenilir? Geleneksel ölçülerle kıyaslandığında sonuçlar gerçekten aynı mı?

Bu, hastalarımdan da en sık duyduğum sorulardan biri. Dijital ölçülerin doğruluğu günümüzde oldukça yüksek ve birçok klinik durumda geleneksel ölçülerle en az aynı, çoğu zaman da daha iyi sonuçlar veriyor. Özellikle porselen ve kompozit içerikli dolgular, lamine restorasyonları, kron veya köprü gibi estetik uygulamalarda dijital taramalarla elde edilen hassasiyet gerçekten çok tatmin edici. Diş ile olan kenar uyumu, kontaklar ve yüzey detayları oldukça başarılı şekilde yakalanabiliyor. Daha da önemlisi, işin içine fotogrametri gibi ileri teknolojiler girdiğinde dijital sistemlerin gücü çok daha net ortaya çıkıyor. Tam ağız implant üstü protezlerde bile son derece başarılı ve öngörülebilir sonuçlar elde edilebiliyor. Bu da eskiden daha zor ve hata payı yüksek olan vakaların bugün çok daha kontrollü şekilde yönetilebilmesini sağlıyor. Tabii ki her teknolojide olduğu gibi burada da doğru endikasyon, uygun klinik koşullar ve hekimin deneyimi çok önemli.

Dijital ölçülerin tedavi başarısına etkisi konusunda neler söylersiniz? Özellikle protez ve implant planlamasında sağladığı hassasiyet klinik sonuçlara nasıl yansıyor?

Dijital ölçülerin tedavi başarısına etkisini protez ve implant uygulamalarında çok net görüyoruz. Restorasyonların diş ile olan uyumu, kontaklar ve oklüzyon çok daha hassas planlanabiliyor. Dijital ölçü ve hastalarımızdan aldığımız fotoğrafların birlikte kullanımı ile kişiye özgü tasarım tüm estetik değerlendirmelerin kolaylıkla yapılmasını sağlıyor. Bu da hem hekimin işini kolaylaştırıyor hem de hasta açısından daha konforlu, daha öngörülebilir ve uzun ömürlü restorasyonlar anlamına geliyor. İmplant planlamasında ise dijital verilerin bilgisayarlı tomografi görüntüsü ile entegre edilebilmesi rehberli implant cerrahisinin yapılmasına olanak tanıyor. Bu da daha doğru açılarda ve konumlarda implant yerleşimini sağlayarak protez yapım sürecinin daha kontrollü, daha başarılı ve daha hızlı olmasını sağlıyor.

Her yeni teknolojide olduğu gibi, 3D tarayıcıların da sınırlılıkları ve zorlukları var mı? Kullanım sürecinde karşılaştığınız teknik ya da pratik engeller nelerdir?

Her teknolojide olduğu gibi 3D tarayıcıların da bazı sınırlılıkları mevcut. Özellikle dişeti altındaki sınırların belirlenmesi, kanama kontrolünün yeterli olmadığı durumlar veya yoğun tükürük varlığı tarama kalitesini etkileyebiliyor. Ancak bu zaten geleneksel ölçü için de geçerli olan zorluklardır. Bununla birlikte dijital sistemlerin tüm süreçlerine hâkim ve her yenilik ile kendini geliştiren bir laboratuvar ile çalışmak üretim sürecinde oluşabilecek zorlukları en aza indiriyor.

Son olarak, geleceğin diş hekimliğinde 3D tarayıcıların rolünü nasıl görüyorsunuz?

Geleceğin diş hekimliğinde 3D tarayıcıların merkezi bir rol üstleneceğini düşünüyorum. Yapay zekâ destekli analizler, otomatik tasarım süreçleri ve tamamen dijital iş akışları ile birlikte tedavi süreçleri daha da hızlanacak ve kişiselleşecektir. Önümüzdeki yıllarda “dijital mi geleneksel mi?” sorusu tamamen ortadan kalkacağını düşünüyorum. Dijital sistemler standart olacak ve bu dönüşüme erken adapte olan hekimlerin hem klinik verimlilik hem de hasta memnuniyeti açısından önemli bir avantaj elde edeceğine inanıyorum.

 

Yazar Hakkında /

Yazmaya başlayın ve aramak için Entera basın