Ankara Life Dergisi

Avukat Burcu Sırış

Sırış Hukuk & Arabuluculuk bürosunun sahibi Avukat Burcu Sırış,  şehrin en çok okunan yayını Ankara Life Dergisi ekibini ofisinde ağırladı. Burcu Sırış, Avukatlık mesleği hakkında kendisine yöneltmiş olduğumuz sorularımızı yanıtladı.

Burcu Hanım röportajımıza sizi tanıyarak başlayalım, Avukat Burcu Sırış kimdir?

2005 yılında Başkent Üniversitesi’nden mezun oldum. 2006 yılında Ankara Barosu’na kaydımı yaptırdım ve o tarihten itibaren avukatlık mesleğini icra ediyorum. 2007 yılında Başkent Üniversitesi Ticaret Hukuku alanında yüksek lisansımı tamamladım. 2016 yılında arabuluculuk sertifikamı alarak arabuluculuk yapmaya başladım. İki çocuk annesiyim. Aynı zamanda Başkent Üniversitesi’nde Ticaret Hukuku üzerine doktora eğitimimim devam etmekte.

Burcu Hanım neden avukatlık mesleğini seçmek istediniz?

Aslında birçok meslektaşımın vereceği bir cevap gibi benim hayalim olan bir meslek değildi, ama bu demek değil ki avukat olmak istemiyordum. Sadece çok aktif ve sosyal olabileceğim, iletişimin kuvvetli olduğu bir alanda çalışmak istediğimi biliyordum. Üniversite sınavından sonra aldığım yüksek puanla birlikte hukuk fakültesini tercih ettim ve tam da isteklerimi karşılayan bir meslek olduğunu gördüm. Yıllar içinde de yargının kurucu unsurlarından biri olan ve savunmayı temsil eden bu mesleğin kutsallığı, insanlara yardım etmenin tatmini beni adeta büyüledi.

Hukuki anlamda ağırlıklı olarak hangi konular üzerinde çalışıyorsunuz?

Hukuk ofisimizde 10 yılı aşkın süredir çalışma alanımızın çoğunluğunu ticaret şirketlerine sunduğumuz hukuki danışmanlık hizmeti oluşturuyor. Sigorta, teknoloji, yazılım, cam ve savunma sanayi gibi birçok sektörde yer alan müvekkil şirketlerimize gerek uyuşmazlık sürecinde dava, tahkim ve icra süreçlerinde gerekse de bizim en çok önem verdiğimiz uyuşmazlık öncesi dönemde hukuki hizmetler sağlayarak pro-aktif tedbirler alınmasına yardımcı oluyoruz. Kanımca avukatlık mesleği artık daha çok önleyici avukatlık olarak evrilmekte. Müvekkillerimize bizim daha önce defalarca deneyimlediğimiz dava süreçlerinden edindiğimiz tecrübeleri sunarak aynı uyuşmazlık süreçlerini yaşamalarının önüne geçiyoruz. Bu hizmetlerin kapsamında ise; sözleşmeler hukuku, iş hukuku, ticaret hukuku, icra hukuku gibi birçok alan yer alıyor. Kurumsal olarak şirketlere verdiğimiz hukuki danışmanlık hizmetlerinin yanı sıra aile hukuku gibi alanlarda bireysel olarak danışmanlık hizmeti de sunmaktayız. Bunlara ek olarak; çalışma portföyümüzün önemli bir kısmını da hukukumuza yeni entegre olunan Kişisel Verilerin Korunması Hukuku oluşturmakta. Geç olsa da hukukumuzda kendisine yer bulan bu alanın Türk Hukuku ile uyumunu sağlamak adına kanuna uyumluluk projeleri yürütüyoruz. Arabulucu olarak da yaklaşık dört yıldır hukuki uyuşmazlıkların çözümüne aracılık etmekteyim.

Mesleğinizde güvenin önemli bir unsur olduğunu biliyoruz. Sizce bu durum müvekkil kazanmada önemli bir kriter midir, müvekkil nasıl kazanılır?

Güven en önemli kriterlerden biridir diyebiliriz. Müvekkilin, uyuşmazlık konusu olayı bütünüyle ve tüm doğrularıyla anlatması avukatına duyduğu güven ile doğru orantılıdır. Avukat, ancak müvekkili tüm açılarıyla olayı anlattığında en doğru ve müvekkilinin lehine olacak savunmayı hazırlayabilir. Ben her zaman bir avukat, müvekkilinin adeta en yakın arkadaşı ve sırdaşıdır derim. Bundan kastım müvekkilin avukatına anlattığı bir olayı kimse ile paylaşmayacağına güven duyması ve rahat hissetmesidir. Zira Avukatlık Kanunu’ nda yer alan avukatın sır saklama yükümlülüğü de bu kapsamda avukat – müvekkil gizliliğini temin açısından getirilmiştir.

Mesleğinizin avantajları ve dezavantajları nelerdir?

Avukatlık mesleği, çok kutsal bir meslek. Adaletin sağlamasına yardımcı olmanın ve insanlara yardım edebilmenin hazzı ise paha biçilemez. Bu mesleğinde birçok avantajı ve dezavantajı var ama aslında nereden baktığınıza göre değişiyor. Zira bazen dezavantaj gibi görünen bir şey bir hukukçu olarak avantaja dönüşebiliyor. Örneğin bu meslekte kaygı ve stres had safhada, ancak yine bu meslek kişiye kaygı, stres ve zaman yönetimini öğretip bunu avantaja dönüştürmenizi sağlayabiliyor. Zira süreler bizim işimizde çok önemli. Bir süreyi kaçırdığımızda ölen bir kişiyi nasıl geri getiremiyor isek süreyi de geri çeviremiyoruz maalesef. Bu da insana büyük bir kaygı ve stres yüklüyor. Bu kaygı yönetimi sayesinde sürekli dakik, uyanık kalmak ve işlerimizi büyük bir özenle takip etmek durumunda oluyoruz. Yine avukatlık mesleği insanı güncel olmaya ve yeniliklere açık olmaya zorluyor olduğundan sürekli güncel kalınması icap ediyor. İnsanlarla iletişimde bulunulan dinamik bir meslek olması da başka bir artısı. Ancak tabii ki avukatlığın güzel yanları dışında dezavantajlı yönleri de var. Örneğin; artık neredeyse her üniversitenin bir hukuk fakültesinin olması ve oldukça fazla hukuk mezunu olması karşısında avukat sayısında bir enflasyon mevcut. Aynı zamanda mesleğe yeni başlayanlar için Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi yeni avukatların meslekte ilerlemesinde büyük bir engel teşkil ediyor. Savunma hakkını anlamak ve bir gün ihtiyacı olacağını düşünmeyen insanlar tarafından birtakım ithamlarda bulunulması da başka bir yön, ama her meslekte olduğu gibi bizim mesleğimizde de bu tarz dezavantajlar işimize daha sıkı tutunmamızı sağlıyor ve saygınlığı en üst mertebede olan bu mesleği layıkıyla yapabilmemiz için bizi teşvik ediyor.

Son olarak eklemek istediğiniz düşünceleriniz var mı?

Hukukçu olmak isteyen ve bu yönde adım atmak isteyen genç meslektaşlarıma, hayallerinden asla vazgeçmemelerini ve umutlarını kaybetmemelerini söyleyebilirim. Bu mesleği genç hukukçu arkadaşlarımızla hep birlikte yücelteceğiz, hep birlikte yükseleceğiz. Bu röportaj ile sesimin duyulmasına imkan tanıdığınız için teşekkür ediyorum.

Yorumlar

0 yorumlar