Ankara Life Dergisi

Dişler Kesilsin Mi, İmplant Mı Yapılsın? Kaplansın Mı, Lamina Mı Yapılsın?

Teknolojik alanlarda yenilikler, sosyal medyanın hayatımızın tam da merkezinde olması, pek çok sosyolojik değişimi ve tercihlerimizdeki yönelimlerimizi de beraberinde getiriyor. Giderek herkese dayatılan “0” beden olma kaygısı, dişlerin bembeyaz ve laminalı, kaşların kalıcı makyajlı, kirpiklerin upuzun, tırnakların kalıcı ojeli ve bakımlı olması, kaynaklı upuzun saçlar, sürekli bir zayıflama isteği. Bitemeyen son bir “5 kilo”lar…

Sağlıklı olmak ve bedenin bütünsel algısına saygı yerine işin uzmanı olmayan alkali beslenme uzmanları, diyetisyen olmayan kişilerin yaptığı herkese aynen uygulanan 21 gün diyet uygulamaları… Birlikte spor birlikte diyet, suyuna az karbonat at! Bak hayat ne rahat!

Ne çok diplomasız sözde uzman türedi. Kontrol yok ve insanların hayatı ile oynanıyor. En son diyetisyen olmayan 21 günde detoks ve zayıflama programı yapanların kan testi istediği duyulmaya başlandı. Sırf merakımdan bir tanesinin içine dahil olup, takip ettim. İnsanların morale, birlikte bir şeyler yapmaya ve aslında daha güzel görünmeye ne çok ihtiyaçları olduğunu fark ettim. Bu ihtiyaçtan doğan pazar da buradan büyüyüp gidiyor.

Tabii sadece yanlışlar bu alanlarla sınırlı değil. Kendisi diş hekimi olmayan kişilerin poliklinik açmaya başlaması da cabası. Diş hekimliğine 5 yıl emek vermemiş, Deontoloji ve Etik bilmeyen kişilerin sağlık kuruluşları açmalarını veya ortak olmalarını doğru bulmuyorum.

Bir iş yerinin kurulma hedefi sonuçta pek tabii kâr etmektir. Kâr etmeyen bir işletme ayakta duramaz. Bugün Almanya’da iyi yönetilemeyen hastaneler yüzünden sağlık hizmetleri çökmek üzere ve hastaneler kapatılma tehlikesi ile karşı karşıya.

Sağlık Hizmetleri Sunucuları, hastaneler, poliklinikler, klinikler ve muayenehaneler faaliyet konularında hizmet üretirler. Bu hizmeti üretirkenki motivasyonları, insan sağlığına hizmet etmek, hastaları için fayda oluşturmaktır.

Dental hizmet sunan bizler ise hastaların dişlerindeki çürükleri, eksikleri, kötü sıralanmış ya da çene yapısındaki bozuklukları ya da sadece düzenli kontrolleri ile ağız ve dişlerin sağlığını sürdürmeyi ve korumayı amaçlarız. Bunu yaparken tabii estetiği sağlamakta bizim işimizdir, ama motivasyonumuz ve önceliğimiz doğalı korumak ve bütünsel sağlığa hizmet etmektir.

Üzülerek görüyorum ki son yıllarda hiç ihtiyacı olmadığı halde bir ünlünün diş fotoğrafı ile gelip sadece dişlerini lamina yaptırarak ona benzemeye çalışanlar, kendi dişini çürük var diye çektirip implant daha iyiymiş diye implant yaptırmaya gelenler, dişlerimin hepsini zirkon kaplatmak istiyorum diye gelen 20’li yaşlarda genç insanlar var.

Unutmamalıyız ki süt dişleri 12 yaşına kadar daimî dişler ile yer değiştirir ve dişlerimiz bize ömür boyu hizmet etmek için taşıdığımız en kıymetli mücevherlerimizdir. Onların hayat boyu ağzımızda kalması ve fonksiyon ve estetiğimize hizmet etmeleri, bizim onlara ne kadar iyi baktığımız ile alakalıdır.
Sonuç olarak, pek tabii dişlerimiz eksikse, kemik yapımız ve sağlık durumumuz uygunsa, implant yaptırmayı tercih edebiliriz. Ya da dişlerimiz eksikse kaplama da tercih edilebilir. Belki dişlerinizin arası çok aralıktır, şeffaf plaklarla ortodontik tedavi de yapılabilir. Çok ufak renk farklılıkları ve yapı bozuklukları vardır laminalar da tercih edilebilir. Hepsinin tercihi ve yapılması sırasında önceliğimiz, sizin ağız ve diş sağlığınızı korurken, en güzel en estetik şekilde işimizi yapmaya olan özenimizdir. Mesleğimizin onurunu ve etik olmaya olan bağlılığımız bizi önce iyi insan ve sonra iyi hekim yapacaktır.

Bundan sonraki yıllarda bedeninizle ilgili yapılacak tüm estetik işlerde, minival invaziv, yani en az zararla, en az dokunarak, doğalı en koruyan tedaviler seçimlerimize damgasını vuracak. Bugünden bu değişime ayak uydurmaya ne dersiniz?

Yorumlar

0 yorumlar