içinde

DAĞLARIN ORTASINDAKİ CENNET: GARDA GÖLÜ

Garda Gölü seyahatlerinde özgünlük ve huzur arayanların durağıdır…

Avrupa’nın en güzel göllerinden biri olan Garda, Venedik’le Milano’nun arasında yer alır. Gökyüzünden pipo gibi görünen gölün çevresi yüksek dağlarla çevrilidir. Çevresindeki ortaçağdan kalma kasabalar, şatolar, dağlardaki bitki örtüsüyle göz kamaştıran Garda, pembe manolyalar ve erguvanlarla da görülmeye değerdir.

Garda Gölü; ayrıca doğa ve su sporları için de oldukça elverişlidir. Diğer taraftan; küçük köylerde yetiştirilen zeytin ve üzümlerle gurme tatili yapmak isteyenlere de uygundur. Etrafı dik dağlarla çevrili olduğu için özellikle gölün kuzey kısmında esen sert rüzgârlar sörf ve yelken tutkunlarını cezbedecek özelliktedir. Sezonda gölde yüzmek mümkünken, gölün çevresindeki muhteşem doğada yürüyüşlere çıkabilir ve manzaranın keyfini çıkarabilirsiniz.

Garda Gölü’nün çevresinde irili ufaklı birçok yerleşim yeri bulunmaktadır. En kuzey ucunda yer alan Riva Del Garda ile en güney ucunda bulunan Sirmione ve sizi ortaçağa götürecek Malcesine bu köylerden sadece birkaçıdır. Gölün şaraplarıyla ünlü Bardolino Bölgesi ise vakit varsa mutlaka görülecek yerlerdendir.

Gölün kenarındaki en büyük yerleşim yeri olan Riva Del Garda; keyifli bir İtalyan kasabası görünümündedir. Bol rüzgâr aldığı için de rüzgâr sörfü tutkunları için biçilmiş kaftandır. Riva Del Garda’nın kalbi, liman ve parkın bulunduğu göl kenarındaki “Piazza III Novembre” (3 Kasım Bulvarı) dir. Turistlerin oldukça ilgisini çeken “Apponale Tower” (Saat Kulesi) de bu meydandadır. Riva Del Garda’nın kalbinin attığı yer olan Piazza III Novembre 14. yüzyıldan kalma kapılarla süslenmiştir. Göle bakan sahil şeridi, pek çok restoran ve kafeyle hoş vakit geçirebileceğiniz meydanda görülmesi gereken bir diğer yapı da Pretorio Sarayı’dır. Ayrıca Piazza Battisti ve hemen yakınındaki Piazza S. Rocco, Riva Del Garda’nın en önemli meydanlarıdır. Kuğu ve ördeklere ev sahipliği yapan gölün diğer ziyaretçileri de güzellikleriyle nefes kesen yelkenlilerdir…

Diğer taraftan; Malcesine, heybetli ortaçağ kalesinin etrafında konumlanmış, Garda Gölü’nün doğu kıyısındaki en güzel yerleşim yerlerinden biridir. Malcesine’de Scaligero Kalesini ve Capitani Sarayı’nı ziyaret edebilir, Goethe’nin anıtını da görebilirsiniz. Bu köydeki seramik işçiliği sizi gerçekten şaşırtacaktır… Köyün girişinden itibaren birçok dükkânda seramikten yapılmış çeşit çeşit mutfak eşyası bulabilirsiniz.
Garda Gölü’nün güney ucunda yer alan ve ortaçağ havasını doyasıya koklayabileceğiniz Sirmione; cennetten bir köşe gibidir. Balayı çiftlerinin İtalya’daki ilk tercihlerinden olan köy; sakin, romantik ve huzurlu havasıyla ziyaretçilerini cezbeder. Scaliger Kalesi’nin sizi karşıladığı Sirmione’de köyün simgesi haline gelen pembe-mor begonvillerin içerisinde kaybolan taş ev büyüleyici güzelliğiyle öylece durur…

Vittoria Emanuele Sokağı karşılıklı dondurmacıların, butiklerin, restoranların ve kafelerin olduğu bir sokaktır. 50’den fazla dondurma çeşidinin olduğu köyde dolaşmak adeta damak şölenidir…

Hayatın yavaş aktığı; begonvil, manolya ve ıhlamurların kokusunu cömertçe sunduğu; İtalya’ya özgü enfes yemeklerin ve tatların her köşede karşınıza çıktığı Garda Gölü seyahatlerinde özgünlük ve huzur arayanların durağıdır…