içinde

İçinde Hayatın Kendisi Olan Bir Kitap:Çıkışı Bulan Var Mı?

Dr. Nejla Kılınç kimdir?
Uzmanlık Alanım Kentler… Şehir Plancısıyım. ODTÜ’den 1989’da mezun olduktan sonra Kamu Sektöründe çalıştım. Ülkemizde en ücra yerlerdeki Beldelerden Büyükşehirlere gitmediğim, plan yapmadığım, hizmet vermediğim neredeyse yer kalmadı. 2014’de kendi firmamı, Ufuk Planlama’yı kurdum ve profesyonel iş yaşantıma devam ediyorum, diğer yandan da master, doktora, post doktora derken akademik kariyerimi sürdürüyorum. Mesleğimle ilgili kitaplar yazmıştım ama Anı/Deneme türünde edebi olarak ilk kitabım, ilk göz ağrım…

Almanya’da yaşama nedeninden bahseder misiniz?
Dokuz yıl önce kazandığım AB ve Ankara Üniversitesi bursu ile doktora tez araştırması için gittiğim ve yedi ay bulunduğum Kassel Üniversitesi’nde bu defa doktora sonrası, Post doktora çalışması yapıyordum. Ama Covid-19 Salgınından dolayı maalesef yarım kaldı.

Covid-19 salgını ile yaşadığınız süreç nasıl gelişti?
Firmamdaki işlerimi sürdürmem nedeniyle Ankara-Kassel arasında yoğun bir trafiğim vardı. Son gidişim, zaman zaman bana katılan eşimle birlikte 21 Şubat’taydı. Oğlum da aynı zamanda Ankara’daki bir üniversitede Endüstriyel Tasarım Bölümü’nde okurken Yüksek Sanat Akademisi’nden aldığı kabulle Kassel’de eğitimine devam ediyordu. Proje teslimini yapar yapmaz, 11 Mart’ta bir haftalığına Türkiye’ye gitti. Ama Almanya’ya dönemedi. 12 Mart’ta ülkemizde ilk vakanın görülmesi ile uçuşların tamamen durdurulması ve sınırların kapatılmasına tanık olduk. Avrupa’da da salgın çok hızlı bir şekilde yayılınca burada da üniversite dahil her yer kapatıldı. AB ülkeleri arasındaki geçişler de yasaklandı. Bütün bunlar bir kaç gün içinde inanılmaz bir hızla gelişti. Çocuklarım Türkiye’de biz Almanya’da kaldık… Ve, biz gerçekten hapsolduk Kassel’de …

Kassel’de 45 günlük mahsurluk sürecinden sonra, yoğun uğraşlarla 2. tahliye uçuşuyla 23 Nisan günü 01.30 civarında ülkemize döndük. Birkaç kez maske değiştirdiğimiz, ellerimizin dezenfektan ile tahriş olduğu, kendi nefesimizle boğulduğumuz ve 23 saat süren Kassel-Ankara arası çok farklı duygular yaşatan yolculuğumuzun ardından 14 gün süren karantina günleri başladı. Gölbaşı Özel Şehit Harekatçılar Kız Yurdunda…Yaklaşık 20 m2 lik bir odada geçen karantina günleri mahsurluktan sonra daha neleri sorgulatmadı ki bize.

COVID – 19 nedeni ile ilan edilen pandemiyi derin bir şekilde yaşadınız. Bu kitabı yazmaya iten şey tamamen bu mu?
Ben astım hastasıyım. Sürekli olarak medyada astım rahatsızlığı olanların riskli gruplar arasında olduğu belirtiliyordu. Bu durumumu bilen gerek Türkiye’deki gerekse Kassel’deki arkadaşlarım evden çıkmamam konusunda sürekli uyarıyorlardı. Ve eşimle karar aldık, dışarı çıkmayacaktım. Benim böylece 45 metrekarede 45 gün süren mahsurluk dönemim başladı. Anlatılması çok güç bir duygu. Kesinlikle ülkenize dönemiyorsunuz, hiçbir şey bunu yapabilmenize yardımcı olmuyor. Bir an hayatın ne kadar geçici ve kısa bir şey olduğunu, o güne kadar sahip olduğunuzu zannettiğiniz hiçbir şeyin aslında olmadığını anlıyorsunuz. Çocuklarınızın başına bir şey gelirse onların yanında olamama duygusu, bulamama yani kaybolmuşluk hissi yüreğimin üstüne oturdu. Tanımsız hisler, çok acı, çok derin. Gündüz ve gecem birbirine karıştı, kendimi hiç bu kadar çaresiz, çıkmazda hissetmemiştim. Tek isteğim çocuklarımın yanına gelebilmekti. Her şey anlamını kaybetmişti. Moralim inanılmaz bozuktu. Bir yandan da böyle olmaz bir şeyler yapmalıyım diye düşünüyordum. Ve, uykusuz geçen gecelerden birinde aklıma bir soru geldi. İşte, her şey bu soru ve düşünceden çıktı. Kitap da…

Neydi o soru?
“Covid-19 salgını sonrasında hayata bakışınızdaki en radikal değişiklik ne oldu ?” diye soracaktım. Belki arkadaşlarımın duygu ve düşüncelerini öğrenmek bana iyi gelirdi. Kararsızdım yapıp yapmamak konusunda. Eşimle paylaştım ve onun ilk cümlesi “Sen çıkışı buldun Nejla” oldu. Beni inanılmaz cesaretlendirdi ve destekledi. Bunun tarihe not düşmek olacağını, uzunca bir zamandır böyle bir durumla karşılaşmayan dünya için de yazmamın çok önemli olduğunu söyledi.
İşte, gelen yanıtlar bu kitaba giden yol oldu. Birlikte Çıkışı Bulabilmek için…

Yazmayı bu süreci aşmak için bir araç olarak mı görüyorsunuz?
Kesinlikle… Düşündüm, sordum, 10-15 dakikada gelen cevapları defalarca okudum ve sonunda yazdım… “Çıkışı Bulan Var mı?” adlı kitabımda; ben varım, siz varsınız, onlar var… Hepimiz varız.

Anı/Deneme türündeki bu kitapta benim bu zorlu süreçte kimsenin yaşayamayacağı yaşadıklarım ve 53 yıllık ömrümden hiç aklımdan çıkmayan kesitler dışında Covid-19’un ölümün korkusunu ensemizde hissettirip bugüne kadar hapsettiğimiz tüm duygu ve düşünceleri hepimizin açıklıkla, hesapsız kitapsız ortaya sermesi var.
Hayatı, hayatlarımızı… Geçmişimizi, Pişmanlıklarımızı, Bitmeyen keşkelerimizi, yanlışlarımızı, eksikliklerimizi, çoğumuzun evlatlarımızın peşinde büyük bir koşuşturmacayla geçen hayatlarımızı..

Okuyucularınızdan nasıl tepkiler alıyorsunuz?
Tanıdığım tanımadığım onlarca yüzlerce telefon ve mesaj alıyorum. Harika sözler duyuyorum. Hepsi kitabın bir yerlerinde kendilerini bulduklarını, kendi hayatlarıyla hesaplaştıklarını söylüyorlar. Kitabımın dünya döndükçe pandeminin duygusal dünyasının anlaşılmasını sağlayacak eşsiz bir eser olduğunu dile getiriyorlar. Çok mutluyum. Hayatımın en heyecanlı günlerini yaşıyorum. Ve kesinlikle yazmaya devam etmemi ve hemen ikinci kitaba başlamamı istiyorlar.

Yazmaya başlamadan önce bir toplumsal mesaj düşüncesi ile mi başladınız yoksa bu yazarken şekillenen bir durum mu?
Başlangıçta yoktu ama daha önce belirttiğim gibi eşimin tarihe ışık tutmak için ne kadar önemli olduğunu belirtmesi ve onun ısrarı ve cesaretlendirmesi ile yazarken şekillendi.

Sizin, kitapta dikkat çekmek istediğiniz bir bölüm var mı?
Kitabımda hayatın kendisi var. O yüzden bir parçasını çekip alsam eksik kalır.
Yazmaya devam etmeyi düşünüyor musunuz?
Evet, başladım bile….