Ankara Life Dergisi

Sibel Arslantürk’ün Optik Sektöründeki İzleri

Şehrin en çok okunan yayını Ankara Life dergisine konuk olan Sibel Arslantürk, optik sektöründe dikkat çeken bir başarı hikayesini sahip. Sağlık hizmetlerine Uğraş Eczane-Optik adıyla Aydın’ın Söke ilçesinde adım atan Arslantürk, 14 yıl boyunca işletmesini büyük bir özveriyle sürdürmüş. Ardından Ankara’ya duyduğu tutkuyla Ümitköy’de Süel Optik’i kurarak semtin ilk gözlükçüsü olmuş. Ancak Arslantürk’ün vizyonu sadece işletme başarısıyla sınırlı değil. Optik sektöründe mesul müdür olgusunun devam ettiğini gözlemleyen Arslantürk, işin doğrudan tezgâh ve makine başında olması gerektiğini vurguluyor. Günümüzde optisyen kavramına ulaşmamıza rağmen, değişen bir şey olmadığını dile getiriyor ve ekliyor: “Optometri eğitimine geçilmeli ve gözlükçülük tam bir meslek haline gelip ‘Mesul Müdür’ kavramından sıyrılmalıdır.” Müşteri ilişkilerinde ve işletme yönetiminde cinsiyetin önemli olmadığını vurgulayan Arslantürk, bireyin özgünlüğüne, inancına ve şükranına odaklanmanın önemini vurguluyor. Toplumun genel akışına kapılmadan, manevi değerleri kaybetmeden büyümenin önemine dikkat çekerek, sadece maddi değil manevi olarak da
zenginleşmenin altını çiziyor. Sibel Arslantürk ile gerçekleştirdiğimiz özel röportajımız sizlerle, iyi okumalar dileriz.

Röportaj: Hatice Şeyma Basut

Sibel Hanım Süel Optik’in kuruluş hikayesini bizimle paylaşır mısınız? Nasıl bir yolculukla bu noktaya geldiniz?
12 Eylül 1980 yılı Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi mezunuyum. Eczanesinde staj yaptığım Süleyman Arslantürk ile evlenerek Aydın Kuşadası’na yerleştim. Eşimin fikriyle İstanbul Haseki
Hastanesi’nde 1981-1982 dönemi olarak eğitim aldım ve ‘Gözlükçülük Ruhsatı’ sahibi oldum. 8 Mart 1983 tarihinde, henüz ‘8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ tanımı yok iken, Uğraş Eczane-Optik adı ile sağlık hizmetine Aydın’ın Söke ilçesinde başladım. 14 sene boyunca işletmemi devam ettirdim. Ankaralılık ve Ankara sevdası beni Ümitköy’de semtin ilk gözlükçüsü yaptı. Ailem bile ‘Bizi üzeceksin’ diye düşünürken, 29 Ekim 1995 tarihinde Süel Optik’i Ümitköy’de açtım. Şu zamana kadar gelmek benim için çok zor bir yolculuktu. Eşim Kuşadası’nda benim Ankara’da olmamla
birlikte Eczacılık mesleğimi bırakmak durumunda kalmıştım. Bunun haricinde optik sektörüne başladığım ilk zamanlarda ve şu an mesul müdür olgusunun devam ettiğini görmekteyim. Bu duruma
karşıyım! İşimizin birebir tezgâhta ve makine başında olması gerektiği fikrindeyim. Nasıl eczanede mesul müdür olmaz ise optikte de bu durum olmamalı diye düşünüyorum. Madem ikisi de Sağlık
Bakanlığı’ndan ruhsat alıyor; sağlık hizmeti direkt mesuliyet ister, müdür değil. Günümüzde optisyen kavramına ulaştık ancak değişen bir şey yok. Optometri eğitimine geçilmeli ve gözlükçülük
tam bir meslek haline gelip ‘Mesul Müdür’ kavramından sıyrılmalıdır. Meslek yolculuğumda karşılaştığım bir diğer zorluk ise, Türkiye’nin çalkantılı değişimler yaşadığı süreçte mağaza adresi değiştirmek zorunda kalmamla oldu diyebilirim.

Optik sektöründe bir işletme kurma fikri nasıl doğdu? Bu alana olan ilginiz nasıl başladı?
İlk başta da anlattığım gibi eşimden kaynaklı bu yolculuk başladı.
Süel Optik’in ürün yelpazesi ve markaları hakkında bize bilgi verir misiniz? Hangi tür gözlük çeşitlerini sunuyorsunuz?
Cam ve çerçeve birleşiminde göz sağlığını, kalite standartlarını ve kişisel kullanımı öncelikliyoruz. Seçimler ise; kişisel, ekonomik, reçete bilgisinin gerekliliği ve ihtiyaçlara göre değişkenlik gösteriyor.
Kadın girişimci olarak sektörde karşılaştığınız zorluklar neler oldu? Bu zorlukları nasıl aştınız?
Mesleğimde kadın olmak zorluk yaratmadı ama erkek yoğun ortamlar her zaman daha sert ve ticari bakışlı oluyor.
Müşteri ilişkilerinde ve işletme yönetiminde kadın girişimcilerin öne çıkan güçlü yönleri nelerdir?
Galiba kadın olarak değil, insan olabilmek farklılaştırıyor. İşletme yönetiminde ise yaşamı yönetmek nasıl zorluyorsa farklı değil. Her ikisi de güzeli de zoru da bulunduruyor.
Optik sektöründeki teknolojik ve trend değişimlere nasıl ayak uyduruyorsunuz? Yeniliklere nasıl adapte oluyorsunuz?
Teknolojik değişim zorluyor; işinizi hakkı ile yapmak istiyorsanız önceliklendirmeniz gerekli. Sağlık hizmeti yanında, görünüm, aksesuar da işimizin parçası. Yanlış seçimlere yöneltmeden modaya uydurmanın işimizin en önemli parçası olduğunu söyleyebilirim.
Başarılı bir işletme yönetirken, iş-yaşam dengesini nasıl koruyorsunuz? Özellikle kadın girişimciler için bu dengeyi sağlamanın önemi nedir? Genç kadın girişimcilere vereceğiniz en önemli tavsiye nedir?
İş yaşam dengemi 7/24 çalışarak kurabiliyorum, zaman bana yetmiyor desem yeridir. Üretim, geleneksel zanaatlarımız, resim, fotoğraf, müzik, can dostlarımız ilgi ve çaba alanlarım. Global yaşam adı altında zenginliklerimizin saldırıya uğramasına siyasal yaşamımla karşı duruyorum. Eşsiz yakın tarihimizi yüceltebilmek benim için çok önemli. Kadın, eşittir incelik; duygusal zeka, eşittir daha zor yaşam felsefem. Denge için insanda, güçlü psikoloji, felsefi inanç ve idealizm yüksekliği olmalıdır. Tavsiye konusuna geldiğimizde; genel geçer yaşam akışına kapılmadan, kendine özel, yaşam mı toplum için toplum mu yaşam için sorusuna inançlı, sabırsız ve şükürsüz olmadan, maddeye bakarken maneviyi kaybetmeden büyüyebilmeyi öneririm.

Yorumlar

0 yorumlar