Tedaviden Küresel Vizyona!

Şehrin en çok okunan yayını Ankara Life Dergisi’ne konuk olan Dr. Fzt. Demet Ensari Şaylı, 21 yıllık klinik tecrübesini sağlık turizmi vizyonuyla birleştirerek Türkiye’nin uluslararası marka yolculuğuna stratejik bir perspektif sunuyor. Kalite, akreditasyon, dijitalleşme ve sürdürülebilir başarı odağında şekillenen çalışmalarıyla hem fizik tedavi alanında hem de sağlık turizminde dönüşümün güçlü temsilcilerinden biri olarak dikkat çekiyor. İyi okumalar dileriz.

Demet Hanım, öncelikle sizi tanıyalım. Demet Ensari Şaylı kimdir? Kariyer yolculuğunuzdan kısaca bahseder misiniz?

Mardinli bir ailenin Ankara’da doğmuş en küçük evladıyım. 2003 yılında Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden yüksek onur öğrencisi olarak mezun oldum. 2003 ve 2023 yılları arasında Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi başta olmak üzere Başkent Üniversitesi Sağlık Kurumları’nda birçok kademede görev aldım. Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü “Sağlık Yönetimi ve Yöneticiliği” alanında Yüksek Lisansımı tamamladım. 2022 yılında da Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’nde “Sağlık Turizmi Sorumlusu” sertifika programını başarılı ile bitirdim. Health Scienses Atlantic İnternational University’den doktora derecemi aldım. Etkili İletişim, Proje Yönetimi, Sağlık Turizminde Pazarlama, İmaj Yönetimi konularında çeşitli sertifikalara sahibim. Bu konularda birçok blog, dergi ve basında yayınlanmış yazılarım ve 5 adet ulusal başarı ödülüm bulunmaktadır. Çok iyi derecede İngilizce, orta derecede Arapça bilmekteyim. Halen Uluslararası Sağlık Turizmi Enstitüsü Danışma Kurulu üyesi ve Sağlık Turizmi, Kurumsal İlişkiler alanında da tüm Türkiye’yi kapsayacak danışmanlık ve proje yöneticiliği görevlerini sürdürmekteyim.

Fizik tedavi alanındaki 21 yıllık tecrübeniz ışığında, Türkiye’de fizik tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerinin en güçlü yönleri ve geliştirilmesi gereken alanlar sizce nelerdir?

Türkiye’de verilen Fizyoterapi eğitimi diğer ülkelere kıyasla oldukça kapsamlıdır. Bu anlamda mezun olan kişi gerek teorik gerek pratik uygulamalarda yetkin bir fizyoterapist olarak mezun olmaktadır. Ancak meslek son yıllarda artan üniversite ve bölüm sayıları ile eğitimin kalitesinin düşmesi ve mezun sayısı fazlalığı ile iş olanaklarının azalması sorunuyla karşı karşıyadır. Ayrıca meslek tanım ve sınırları diğer yakın meslek grupları ile net bir şekilde ayrılmalı ve yasa ve kanunlarla bu netlik belirlenmelidir.

USTE Danışma Kurulu Üyesi olarak, sağlık politikaları ve sektörel gelişmeler bağlamında nasıl katkılar sunuyorsunuz?

Enstitü’müz yalnızca teorik bilgi üreten bir yapı değil, sahada aktif rol alan ve sektöre yön veren bir kurum olarak faaliyet gösteriyor. Sağlık turizminde sürdürülebilir başarının ancak kurumsallaşma, kalite yönetimi ve eğitimle mümkün olacağına inanarak bu doğrultuda çok katmanlı bir çalışma modeli yürütmekteyiz. Enstitü olarak öncelikle sağlık kuruluşlarının kurumsal kapasitelerini güçlendirmeye odaklanarak hastaneler, klinikler, termal tesisler ve aracı kuruluşlara yönelik kapsamlı danışmanlık programları ve projelendirme uygulamaktayız. Bu programlarda uluslararası hasta birimlerinin yapılandırılması, organizasyon şemalarının yeniden düzenlenmesi, hasta deneyimi süreçlerinin tasarlanması ve performans kriterlerinin belirlenmesi gibi başlıklarda doğrudan uygulamaya dönük rehberlik sağlamaktayız. Özellikle yeni yönetmelik sonrası yetki belgesi ve akreditasyon süreçlerine hazırlık konusunda kurumlara yol haritaları oluşturuyoruz. Eğitim faaliyetleri Enstitü’nün en güçlü alanlarından biri ve sağlık turizmi yönetimi, sağlık turizmi hukuku, teşvik mekanizmaları, uluslararası hasta iletişimi, yabancı dil kullanımı, dijital pazarlama ve marka yönetimi gibi konularda sertifikalı eğitim programları düzenliyoruz. Bu eğitimlerle yalnızca sağlık personelini değil, yöneticileri ve aracı kuruluş temsilcilerini de kapsayan bütüncül bir gelişim modeli benimsemekteyiz.

Sağlık turizmi kapsamında yürüttüğünüz çalışmalar, Türkiye’yi uluslararası arenada sağlık destinasyonu olarak ön plana çıkarırken hangi stratejileri öne çıkarıyorsunuz?

Kalite ve akreditasyon konusuna ayrı bir önem veriyoruz. Sağlık kuruluşlarında iç denetim mekanizmalarının kurulması, hasta güvenliği protokollerinin oluşturulması ve hizmet standartlarının uluslararası normlara uygun hale getirilmesi için teknik destek sunmaktayız. Kalite kültürünün kurumların tüm kademelerine yerleşmesi gerekmekte, çünkü sağlık turizminde marka değeri ancak güven ve standartla oluşabilecektir. Dijitalleşme de öncelikli çalışma alanlarımızdan biri, özellikle HealthTürkiye sistemiyle entegre süreç yönetimi konusunda kurumlara rehberlik etmekteyiz. Hasta kayıtlarının, sözleşmelerin ve geri bildirim mekanizmalarının dijital ortamda izlenebilir olması şeffaflık açısından büyük önem taşımakta. Veri temelli yönetim anlayışının hem hasta memnuniyetini artırmakta hem de uluslararası güvenilirliği güçlendirmektedir. Uluslararası iş birliklerine de önem veriyoruz, üniversiteler ve araştırma merkezleriyle ortak projeler geliştirip, bilimsel kongre ve çalıştaylar düzenleyerek akademi ile sektör arasında güçlü bir bağ kurmaya çalışıyoruz. Ayrıca sektörün mevzuat uyum sürecinde bilgilendirilmesi amacıyla Uluslararası Sağlık Hizmetleri A.Ş. (USHAŞ) ve ilgili kurumların düzenlemeleri doğrultusunda toplantılar ve rehber çalışmalar gerçekleştirmekteyiz.

Geleceğe yönelik vizyonunuz nedir? Hem fizik tedavi hem de sağlık turizmi alanında genç profesyonellere ve sektöre önereceğiniz kritik trendler veya inovatif uygulamalar nelerdir?

Şahsım adına sağlık turizmini yalnızca ekonomik bir faaliyet alanı olarak görmemekte; etik, kalite, hasta güvenliği ve sürdürülebilir marka değeri ekseninde stratejik bir kalkınma alanı olarak ele almaktayım. Türkiye’nin sağlık turizminde güçlü bir marka olması için eğitimden denetime, akreditasyondan dijitalleşmeye kadar bütüncül bir dönüşümü amaçlıyor ve destekliyorum. Fizik tedavi ve sağlık turizmi, hızla dönüşen, teknolojiyle entegre edilen ve hasta-odaklı hizmetlerle yeniden tanımlanan alanlar. Genç profesyoneller için bu iki sektörün kesişim noktasında kritik trendler ve inovatif uygulamalar hem klinik başarıyı hem de rekabet avantajını artırabilir.

            Trend                                                                  Faydası

  • Dijitalleşme (Tele-rehab)                    Erişim ve verim artışı sağlar
  • AI & Veri Analitiği                                 Optimize klinik sonuçlar elde etmemizi sağlar
  • Kişiselleştirme                                                Hasta memnuniyetini yükseltir
  • Tasarım Odaklı Sağlık Turizmi                   Rekabet avantajı sunar

Genç Profesyonellere Öneriler:

✔️ Teknoloji becerilerinizi geliştirin: AI, veri analizleri, tele-sağlık platformları

✔️ Hasta deneyimini merkeze alın: Empati ve iletişim becerileriyle destekleyin

✔️ Uluslararası trendleri takip edin: Sağlık turizmi akreditasyon ve standartlarını öğrenin

✔️ Ağınızı genişletin: Hekimler, turizm ekipleri, sigorta şirketleriyle ilişkiler kurun

Yazar Hakkında /

Yazmaya başlayın ve aramak için Entera basın

Bu kapanacak 0 saniye