Geçmeyen Baş Ağrınızın Sebebi Çene Ekleminiz Olabilir Mi?
Şehrin en çok okunan yayını Ankara Life Dergisi, bu sayısında baş ve boyun ağrılarının görünmeyen nedenine ışık tutuyor. Geçmeyen ağrılar, kulak çınlaması, çeneden gelen tıkırtılar ve sabahları hissedilen çene yorgunluğu… Tüm bu şikâyetlerin kaynağı sandığınızdan çok daha yakın olabilir: çene ekleminiz. Ortodonti Uzmanı Dr. Dt. Özge Aktaş Özçıkrıkcı ile, çoğu zaman farklı branşlarda çözüm aranan ancak merkezinde temporomandibular eklem (TME) bulunan bu sorunları, doğru bilinen yanlışları ve kişiye özel modern tedavi yaklaşımlarını konuştuk. İyi okumalar dileriz.

Özge Hanım, ortodonti uzmanlığınızın yanı sıra çene eklemi tedavileri de uyguluyorsunuz. Sizi özellikle bu alana yönlendiren motivasyon ne oldu?
Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ortodonti Anabilim Dalı’nda doktora eğitimimi sürdürürken tez konum, alt çenesi önde konumlanan çocuklarda temporomandibular eklemde (çene eklemi) meydana gelen değişimlerdi. Bu süreçte hem yurt içinde hem de yurt dışında pek çok eğitim ve bilimsel programa katılarak bilgi ve deneyimimi derinleştirme fırsatı buldum. Ancak beni bu alana asıl yönlendiren etken, çene eklemi şikayetleriyle başvuran hasta sayısındaki belirgin artış oldu. Üstelik bu hastalardan biri de bendim. Kendi yaşadığım deneyim, çene eklemi rahatsızlıklarının yaşam kalitesi üzerindeki etkisini çok daha yakından anlamamı sağladı ve bu alanda daha kapsamlı çalışmaya karar vermemde önemli bir rol oynadı.
Çene eklemi (TME) problemleri nelerdir? En sık hangi belirtiler görülür?
Hastalarımızın büyük bir kısmı yaşadıkları şikâyetlerin çene ekleminden (TME) kaynaklandığını fark etmez. Bu nedenle çoğu zaman ilk olarak Kulak Burun Boğaz, Nöroloji ya da Fizyoterapi kliniklerine başvururlar. Oysa bu belirtilerin önemli bir bölümü çene eklemi ve çevre dokularla ilişkili olabilir. En sık karşılaştığımız belirtiler şunlardır:
- Çene ekleminden gelen klik veya çıt sesleri
- Ağız açmada kısıtlılık
- Çenede kilitlenme
- Kulak çınlaması, hatta bazı durumlarda işitme kaybı
- Baş ve boyun ağrıları
- Çenede yorgunluk
- Postür (duruş) bozuklukları
Bu belirtiler tek başına görülebileceği gibi çoğu zaman birkaçı birlikte ortaya çıkar ve kişinin yaşam kalitesini ciddi ölçüde etkileyebilir.
Hangi durumlarda mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır?
Çene ağrısı, kulak çınlaması, baş ve boyun ağrısı ya da diş sıkma– gıcırdatma şikâyetleri varsa, gecikmeden çene eklemi konusunda deneyimli bir uzmana başvurulmalıdır. Çünkü başvuru ne kadar gecikirse, tedavi süreci de o ölçüde uzayabilmektedir. Bu problemlerin temelinde çoğunlukla parafonksiyonel alışkanlıklar; yani diş sıkma ve diş gıcırdatma yer alır. Çoğu zaman bu durum “psikolojik” denilerek geçiştirilse de, en önemli tetikleyici faktör genellikle strestir. Daha önce ileri yaşlarda sık karşılaştığımız bu sorunları artık çok daha erken yaşlarda görüyoruz. Günümüzde 10 yaşındaki çocuklarda bile çene eklemi problemlerine rastlayabiliyoruz. Bu nedenle belirtiler hafife alınmamalı, erken dönemde değerlendirme yapılmalıdır.
Toplumda çene eklemi rahatsızlıklarıyla ilgili doğru bilinen yanlışlar nelerdir? Hastalar en sık hangi hatalarla ya da gecikmiş başvurularla karşınıza geliyor?
En sık karşılaştığımız yanlışlardan biri, yalnızca masseter kasına uygulanan botoksun çene eklemi problemlerini tamamen tedavi ettiği düşüncesidir. Evet, diş sıkmaya bağlı olarak masseter kasında büyüme görülebilir ve bu durum baş ağrısına yol açabilir. Ancak tek başına masseter botoksu kalıcı ve kapsamlı bir çözüm değildir. Çene eklemi rahatsızlıkları çoğu zaman çok faktörlüdür ve bütüncül bir değerlendirme gerektirir. Bir diğer yaygın hata ise internetten izlenen egzersiz videolarının bilinçsizce uygulanmasıdır. Oysa çene eklemi problemleri kişiye özeldir. Her hastada etkilenen kas grubu ve eklem yapısı farklılık gösterir. Bu nedenle egzersiz programı da mutlaka kişiye özel planlanmalıdır. Ayrıca geçmeyen baş ve boyun ağrılarında sorunu yalnızca yastıkta ya da duruşta aramak yerine, altta yatan çene eklemi kaynaklı bir problem olup olmadığını değerlendirmek için bir uzmana başvurmak gerekir. Erken ve doğru yaklaşım, sürecin kronikleşmesini önlemede büyük önem taşır.
Peki, çene eklemi tedavisi nasıl planlanır?
Hastamız ilk başvurduğunda öncelikle detaylı bir klinik ve radyografik değerlendirme yapıyoruz. Bunun yanı sıra kas analizi ve postür değerlendirmesi de büyük önem taşır. Çünkü çene eklemi tedavileri çoğu zaman multidisipliner bir yaklaşım gerektirir. Bu doğrultuda bir fizyoterapist ile birlikte hastalarımızın tedavi sürecini koordineli şekilde yürütüyoruz. Her hastamızın ağız içi ölçülerini üç boyutlu tarayıcılarla dijital olarak alıyor, modellerini bilgisayar ortamında analiz ederek kişiye özel ağız içi splintlerini tasarlıyoruz. Teknolojinin sunduğu güncel imkanları takip ederek her hasta için en ideal ve hassas uyumlu splintleri hazırlıyoruz. Gerekli durumlarda fizyoterapi, manuel terapi ve servikal stabilizasyon çalışmaları da tedavi planına dahil edilir. Tedavi protokolüne düzenli uyum sağlandığında semptomlarda genellikle iki hafta içerisinde belirgin bir azalma gözlemlenir. Ancak bizim hedefimiz yalnızca ağrıyı azaltmak değildir; uzun vadede stabil bir eklem pozisyonu, dengeli bir kapanış ve sağlıklı bir postür kazandırmaktır.



