Sürekli Gelişim, Cesur Vizyon: Nur Betül Gayretli!
Şehrin en çok okunan yayını Ankara Life Dergisi olarak konuk ettiğimiz Nur Betül Gayretli, Gökkuşağı Kolejleri ve İstanbul Gelişim Üniversitesi’nin yönetiminde ikinci kuşak bir lider olarak köklü değerleri modern dünyanın dinamikleriyle harmanlıyor. Teknoloji, küresel akreditasyon ve girişimcilik odaklı vizyonu, eğitimde sadece akademik başarı değil, üretken ve dünya vatandaşı bireyler yetiştirmeyi hedefliyor. Gayretli, “Sürekli gelişim, sadece bir slogan değil, yaşam biçimidir” diyerek, mirası geleceğe taşımanın inceliklerini Ankara Life okurlarıyla paylaşıyor. İyi okumalar dileriz.
Nur Betül Hanım, hem İstanbul Gelişim Üniversitesi hem de Gökkuşağı Koleji yapılarının yönetiminde 2. kuşak yönetici olarak yer alıyorsunuz. Bu mirası korumak ile kendi vizyonunuzu cesurca inşa etmek arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz?
İkinci kuşak bir yönetici olarak en büyük sorumluluğum, devraldığım köklü değerleri modern dünyanın dinamikleriyle harmanlamaktır. Bu aslında devasa bir kütüphanenin anahtarını teslim almak gibidir; oradaki her bilgiyi korumalı ama üzerine kendi cümlelerinizi eklemelisiniz. Manchester Üniversitesi’nde finans ve muhasebe, ardından Imperial College London’da finans yüksek lisans eğitimim, bana verilere dayalı stratejik düşünme yetisi kazandırdı. Şu an ise UCL’de Finans ve Teknoloji üzerine doktora çalışmalarıma devam ediyorum. “Sürekli gelişim” hem şahsım hem de kurumlarımız için sadece bir slogan değil, bir yaşam biçimidir. Bu akademik disiplini ve sürekli gelişimi, ailemizden gelen eğitim mirasıyla birleştiriyorum. Benim için denge; geçmişin tecrübesine yaslanıp, yüzünü tamamen geleceğe dönmektir.
Bizim mirasımız sadece binalardan ibaret değil; bir eğitim felsefesi. Bu mirası korurken, kendi vizyonumu “teknolojik dönüşüm” ve “küresel akreditasyon” üzerine inşa ediyorum. Gökkuşağı Koleji’nin disiplinli ve çok yönlü yapısını, İstanbul Gelişim Üniversitesi’nin makro ölçekteki başarılarıyla birleştiriyorum. Benim için denge; ailemin attığı sağlam temeller üzerine, UCL’deki FinTech uzmanlığımı ve teknolojik üretim gücümüzü entegre ederek “geleceğe hazır” bir ekosistem kurmaktır.
Hem temel eğitimde hem de yükseköğretimde söz sahibi bir isim olarak, Z Kuşağı öğrencilerini ve üniversiteli gençliği en doğru tanımlayan üç kavram sizce nedir?
Eğitimin her kademesinde binlerce gençle temas halindeyiz. Kolej sıralarından üniversite amfilerine kadar Z kuşağını şu üç kelimeyle tanımlıyorum:
- Sorgulayıcı Otonomi: Sadece bilgiye ulaşmak yetmiyor, o bilginin “neden” verildiğini ve hayatlarında neyi değiştireceğini bilmek istiyorlar.
- Dijital Girişimcilik: Onlar için teknoloji bir araç değil, bir yaşam alanı. Kendi markalarını yaratmaya, içerik üretmeye ve değer katmaya çok erken yaşta başlıyorlar.
- Küresel Standart Arayışı: Yerel başarılarla yetinmiyorlar; dünyadaki yaşıtlarıyla aynı yetkinliğe sahip olma arzusu taşıyorlar.
Eğitimcilik ile girişimcilik çoğu zaman ayrı kulvarlar gibi görülür. Siz bu iki kimliği nasıl birleştiriyorsunuz?
Eğitim, aslında dünyanın uzun vadeli ve getirisi yüksek yatırımlarından biridir. Özünde getirisi en yüksek olan sosyal girişimciliktir. Manchester ve Imperial’daki finans eğitimim, bana kaynakları sadece yönetmeyi değil, onları nasıl katma değere dönüştüreceğimi öğretti.
Gerçek bir girişimcilik, konfor alanından çıkmayı ve risk almayı gerektirir. Girişimcilik sadece fırsatları görmek değil, belirsizlik karşısında sorumluluk alabilmektir. Finans ve teknoloji odaklı akademik serüvenim, bana bu riskleri “hesaplanabilir” kılmayı ve stratejik birer kazanıma dönüştürmeyi öğretti. Bizim için girişimcilik; Gökkuşağı Kolejleri’nde 8 kampüsle uluslararası bir vizyon koyarken, İstanbul Gelişim Üniversitesi’nde cesaret temelli Ar-Ge projelerine yatırım yapmaktır. Girişimci ruhumuz sayesinde, İstanbul Gelişim Üniversitesi Türkiye’nin en çok patent alan vakıf üniversitelerinden biri haline geldi ve bünyesinde, havacılığın geleceğine yön veren Jet Dron (Elektrikli Fan Motorlu VTOL), tarımda verimliliği zirveye taşıyan İGÜ ZİHA (Zirai İnsansız Hava Aracı) ve Teknofest’te fark yaratan Gökbatur Savaşan İHA gibi “Milli Gayret” projelerimizi hayata geçiriyoruz. Finansal sürdürülebilirliği, eğitim kalitesine ve Ar-Ge yatırımlarına dönüştürerek bu iki kimliği tek bir “gelecek projesi” altında birleştiriyorum.
Gökkuşağı Kolejleri’nde IB ve Cambridge programları, Üniversitede ise QS başarıları ve akreditasyonlar ön planda. Bir okul öğrencisine akademik başarıdan fazlası olarak ne vaat etmeli?
Bugün bir okul öğrencisine her şeyden önce “Dünya Vatandaşlığı” vaat etmelidir. Gökkuşağı Kolejleri’nde sunduğumuz IB ve Cambridge programları ile 8 kampüsümüzdeki her bir öğrencimize dünyanın her kapısını açacak anahtarı veriyoruz. Kolejimizde yabancı dil ve küresel kültürle yetişen öğrenci, İGÜ’ye geldiğinde zaten bir dünya vatandaşı adayı oluyor. Üniversite tarafında ise Türkiye’nin uluslararası akreditasyonu en yüksek kurumlarından biri olarak, mezunlarımızın diplomalarının küresel geçerliliğini garanti ediyoruz. QS 2026 Avrupa Üniversite Sıralamaları sonuçlarına göre İGÜ; Avrupa genelinde 441. sırada yer alarak tarihi bir başarıya imza attı. Özellikle Makale Başına Atıf kategorisinde Türkiye’de 1. ve Avrupa’da 6. sıradayız. Bu akademik derinlik, benim UCL’deki doktora sürecimde de bizzat tecrübe ettiğim “nitelikli bilim” anlayışıyla birebir örtüşüyor. Biz onlara sadece diploma değil; üreten, patent alan ve diplomaları dünyanın her yerinde karşılık bulan bir kariyer zemini vaat ediyoruz. Öğrencilerimize sadece formül öğretmiyoruz; kolej sıralarında kazandığı karakteri, üniversitede teknik donanımı İHA, drone teknolojileri ve yapay zeka projelerimizle harmanlayarak onlara “üretici” olma vizyonu vaat ediyoruz. Kısacası; biz onlara değişen dünyada savrulmayacakları bir karakter ve teknik donanım vaat ediyoruz.
Genç yaşta yönetim sorumluluğu üstlenmek, özellikle kadın liderler için hem ilham verici hem de meydan okuyucu olabiliyor. Sizin liderlik stilinizi tanımlayan temel değerler nelerdir?
Bu sorumluluk hem büyük bir onur hem de her gün kendinizi aşmanızı gerektiren bir meydan okuma. Benim liderlik stilim “Stratejik Şeffaflık” üzerine kurulu. Finans disiplininden geldiğim için sayılarla konuşmayı severim ama eğitimin insan odaklı ruhunu asla göz ardı etmem. Özellikle kadın liderlerin detaycılığı ve empati yeteneği, eğitim kurumlarının yönetiminde çok büyük bir fark yaratıyor. Gençlere örnek olurken “ulaşılabilir” ama “kararlı” bir duruş sergilemeye çalışıyorum. Benim için liderlik, ekibimi ve öğrencilerimi kendi potansiyellerine ikna etme sanatıdır.
Önümüzdeki beş yılı düşündüğünüzde, hayalini kurduğunuz Gökkuşağı ve Gelişim Üniversitesi nasıl bir yerde konumlanıyor?
Beş yıl sonra, Gökkuşağı Kolejleri’ni Türkiye’nin her yerinde uluslararası eğitim standartlarını (IB/Cambridge) domine eden bir marka olarak görüyorum. İstanbul Gelişim Üniversitesi tarafında ise hayalim, “Milli Gayret” projelerimizin (uçan araba, yerli drone sistemleri) ticarileştiği ve dünyanın dört bir yanından bilim insanlarının araştırma yapmak için yarıştığı bir teknoloji üssü olmak.
QS sıralamalarında en üst basamakları zorlayan, patentleriyle sektöre yön veren ve mezunları dünya devlerinde yönetici olan bir ekosistem hayal ediyorum. Biz sadece bir okul veya üniversite değil; Türkiye’nin teknolojik ve entelektüel sermayesini inşa eden bir ‘inovasyon kampüsü’ olma temennisindeyiz.




