Sağlıkta Kadın İmzası!

Şehrin en çok okunan yayınlarından Ankara Life Dergisi’ne konuk olan Güven Çayyolu Sağlıklı Yaşam Kampüsü Genel Müdürü Ayfer Tunçay Çalışkan, sağlık sektöründe kadın liderliğinin yalnızca bir temsil meselesi değil; vicdan, vizyon ve sürdürülebilir kurum kültürü inşası olduğunu vurguluyor. Empati ile analitik düşünceyi aynı potada eriten yönetim anlayışıyla dikkat çeken Çalışkan, Güven Sağlık Grubu’nun köklü kadın liderlik geleneğini ve insan odaklı yaklaşımını Ankara Life Dergisi okurları için anlatıyor. İyi okumalar dileriz.

Sağlık sektöründe kadın yönetici olmak sizin için nasıl bir anlam taşıyor? Bu rolü üstlenirken sizi en çok motive eden unsurlar neler oldu?

Sağlık sektöründe kadın yönetici olmak benim için yalnızca bir görev tanımı değil, aynı zamanda büyük bir sorumluluk ve değer üretme alanıdır. Sağlık kurumları, şifa dağıtan, insan hayatına doğrudan dokunan merkezlerdir. Böyle bir yapının içinde yönetici olmak; vicdanı, aklı ve sorumluluğu aynı dengede taşıyabilmeyi gerektirir. Kadınların empati gücü, şefkati ve olaylara çok boyutlu bakabilme yeteneği sağlık yönetiminde çok kıymetli bir yere sahiptir. Ancak bu rol yalnızca duygusal bir hassasiyetten ibaret değildir. Analitik düşünmek, krizleri yönetebilmek, sürdürülebilir kurumsal yapılar inşa edebilmek de en az empati kadar önemlidir. Beni en çok motive eden unsur; insan hayatına değer katma sorumluluğu ve kurum içinde güven ortamı oluşturabilmektir. Sağlıkta yönetici olmak yalnızca sistemi yönetmek değil; çalışanına ve hastasına umut verebilen bir kültür inşa etmektir.

Güven Sağlık Grubu’nun kadın çalışanlara ve kadın yöneticilere yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz? Kurum kültürünün bu noktadaki etkisini nasıl yorumlarsınız?

Güven Sağlık Grubu’nun kadın çalışanlara ve kadın yöneticilere yaklaşımı, köklü bir kurum kültürünün doğal sonucudur. 1975 yılında rahmetli Dr. Aysun Küçükel’in vizyonuyla başlayan bu yolculuk, kadın liderliğini merkezine alan güçlü bir anlayışla şekillenmiştir. Dr. Aysun Küçükel yalnızca bir kurucu değil, aynı zamanda sağlık sektöründe kadın yönetici kimliğinin öncülerinden biriydi. Onun açtığı bu yol, Banu Küçükel ve Nüket Küçükel Ezberci ile sürdürülen liderlik anlayışıyla kurumsal bir süreklilik kazanmıştır. Güven Sağlık Grubu’nda kadın çalışan oranının her zaman yüksek olması tesadüf değildir. Kadınların hem klinik hem de yönetim kadrolarında güçlü şekilde yer alması, kurum kültürünün bir yansımasıdır. Burada önemli olan sadece temsil değil; kadınların saygın, görünür ve karar mekanizmalarında etkin olmasıdır. Bu yaklaşım, duygusal duyarlılığı kurumsal vizyonla birleştiren dengeli bir yönetim anlayışını ortaya koymaktadır.

Kadın liderliğinin sağlık hizmetlerinin niteliğine ve kurum yönetimine kattığı en önemli değer sizce nedir?

Kadın liderliğinin en önemli katkısı, güçlü ve insani temellere dayanan bir kurum kültürü inşa etmesidir. Sağlık hizmeti yalnızca teknik yeterlilikle değil; empati, sabır ve güven duygusuyla anlam kazanır. Anadolu kadınlarının şefkatli elleriyle büyümüş bir toplumda, bu şefkatin sağlık hizmetine yansıması son derece kıymetlidir. Kadın liderler, hastaya ve çalışana bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşarak güven temelli bir ortam oluştururlar. Bunun yanında kadın liderliği; detaycılık, kriz yönetiminde denge, çok boyutlu düşünme ve sürdürülebilirlik bilincini de beraberinde getirir. Şefkat ile disiplinin birleştiği bu yaklaşım hem hizmet kalitesini yükseltir hem de çalışan bağlılığını güçlendirir.

Kariyer yolculuğunuzda sizi şekillendiren dönüm noktaları veya ilham aldığınız deneyimler neler oldu?

Kariyerimdeki en önemli dönüm noktası, Güven Sağlık Grubu’na ilk başladığım dönemde rahmetli Dr. Aysun Küçükel ile çalışma fırsatı bulmamdır. Onun olaylara analitik ve detaycı bakış açısını yakından gözlemlemek, mesleki duruşumu şekillendiren temel unsur oldu. Bir konuyu değerlendirirken veriye dayalı düşünmek, ayrıntıyı kaçırmamak ve aynı zamanda insani boyutu korumak gerektiğini ondan öğrendim. Daha sonra Banu Küçükel ve Nüket Küçükel Ezberci ile devam eden kurumsal kültür süreci, liderliğin sürekliliğini ve değerlerin kuşaklar arası aktarımını deneyimlememi sağladı. Bu süreç benim için sadece yönetsel gelişim değil; temsil sorumluluğu, vizyoner bakış ve kurumsal aidiyet anlamında da önemli kilometre taşları oldu. Bugün iş hayatımdaki duruşumu belirleyen temel değerler; analitik düşünce, detaycılık, insana dokunan liderlik anlayışı ve güçlü kurum kültürüne olan inançtır. Bu yolculuk, hem mesleki hem de kişisel gelişimim açısından son derece kıymetli bir deneyim olmuştur

Yazar Hakkında /

Yazmaya başlayın ve aramak için Entera basın

Bu kapanacak 0 saniye