İşimiz Gücümüz Yemek: Kulealtı

Atakule’nin Altında Yeni Bir Lezzet Durağı:
“KULEALTI”

Ankara’nın simgeleri vardır…

Kimi bir caddeyle, kimi bir parkla, kimi de yıllara meydan okuyan bir kuleyle anılır. Atakule, bu şehrin hafızasında sadece bir yapı değil; randevuların verildiği, manzaranın paylaşıldığı, Ankara’nın ritmini temsil eden özel bir duraktır. İşte şimdi, bu simgenin hemen altında, adını konumundan ama ruhunu mutfağından alan yeni bir adres var: KuleAltı.

Yeni açılan mekânları anlatırken hep aynı soruyu sorarım:

“Bu mekân Ankara’ya ne vadediyor?”

KuleAltı’nın cevabı oldukça net: Özgün meze yorumları, güçlü bir mutfak dili ve Atakule’ye yakışan bir ambiyans. 3 M felsefesi kurgulanmış; Meze, Manzara ve Mey…

Mekân Daha Kapıdan Girerken Konuşmaya Başlıyor…

KuleAltı’na adım attığınız anda, sizi karşılayan şey abartı değil; ölçülü bir şıklık. Atakule’nin merkezde olmasının verdiği avantaj, içeride sakin ve davetkâr bir atmosfere dönüşmüş. Masalar arası mesafe, ışık kullanımı ve fondaki müzik; hepsi uzun sohbetlere, keyifli sofralara göz kırpıyor. Burası hızlıca yenip kalkılan bir yer değil. Burası sofranın uzadığı, tabakların paylaşıldığı bir mekân.

KuleAltı’na Özel Mezeler: Menüde Kimlik Var!

Adında “mezeler” geçen bir mekânda beklenti doğal olarak yükselir. KuleAltı bu beklentiyi sadece karşılamakla kalmıyor, kendine ait bir çizgi de oluşturuyor. Menüdeki mezelerin önemli bir kısmı, klasiklerin özgün yorumları ve mekâna özel reçetelerden oluşuyor.

Öne çıkanlardan bazıları:

  • Sosyete: Somon füme, tuzlu labne ve soya sosunun dengeli birlikteliği; sofraya modern bir dokunuş katıyor.
  • Girit Ezme: Ezine peyniri, fesleğen sos ve Antep fıstığıyla Ege’den Ankara’ya zarif bir selam.
  • Kinoalı Pancar: Beyaz kinoa ve füme pancarın mevsim yeşillikleriyle buluştuğu, hafif ama karakterli bir tabak.
  • Karides Fellah: İnce bulgur ve istiridye sosla hazırlanan, klasik fellah köftesine denizden gelen iddialı bir yorum.
  • Ada Güzeli: Karides, mozzarella peyniri ve kapya biberle hazırlanan, adını hak eden renkli ve dengeli bir lezzet.
  • Portakallı Soslu Karides: Portakalın ferah aromasıyla öne çıkan, KuleAltı’nın imza mezelerinden biri.

Bu mezelerin ortak noktası, malzeme kalitesi kadar mutfakta ne yapıldığını bilen bir aklın varlığı.

Ara Sıcaklarda İddia Yükseliyor!

Meze sofralarında ara sıcaklar çoğu zaman arada kaynar. KuleAltı’nda ise ara sıcaklar, başlı başına birer karakter.

  • Bamyalı Balık Köfte: Bamya, levrek ve karidesin domates sosla buluştuğu bu tabak, Ankara’da pek alışık olmadığımız ama oldukça cesur bir yorum.
  • KuleAltı Special: Levrek, istiridye mantarı ve labnenin uyumuyla hazırlanan, adını taşıyan ve mekânın mutfak imzasını yansıtan özel bir tabak.

Ana Yemeklerde Netlik ve Güç!

Menüde ana yemek sayısı az ama iddialı. Bu da mutfağın “her şeyi yapalım” değil, “iyi yaptığımızı yapalım” yaklaşımını benimsediğini gösteriyor.

  • Et Katmer: Dana kaburga, dana kıyma ve kuyruk yağıyla hazırlanan, güçlü ve doyurucu bir lezzet.
  • Dana Sarma: Dana bonfile ve renkli biberlerle hazırlanan, klasik ama net bir ana yemek tercihi.

Tatlıyla Kapanış: Hafif Ama Akılda Kalıcı!

   Bal Badem: Beyaz çikolata, karamel ve bademin yumuşak uyumu.

  • Tahinli Çıtır Kabak: Çıtır kabak, tahin, badem ve dondurmayla tatlı menüsüne farklı bir final.

Tecrübe Masaya Yansıyor!

 KuleAltı’nın en güçlü taraflarından biri, yeni açılmış olmasına rağmen acemilik hissi vermemesi. Servisten mutfağa, yönetimden sunuma kadar her detayda deneyimli bir ekibin varlığı hissediliyor. Ne fazla mesafe var ne de yapay bir samimiyet. KuleAltı, “yeni açıldı” diye gidilip bir kez denenecek bir mekân değil. Mezeleriyle, ambiyansıyla ve Atakule’nin altına yakışan duruşuyla Ankara’nın yeni müdavim adreslerinden biri olmaya aday.

Yolunuz Atakule’ye düşerse, bir masaya oturun, mezeleri söyleyin, acele etmeyin. Çünkü bazı sofralar hızlı kalkılmaz. KuleAltı da onlardan biri.

Yazar Hakkında /

Yazmaya başlayın ve aramak için Entera basın