Kritik Kararlar, Büyük Farklar!
- Selda Güneş
- 16 Mayıs 2026
“Kalkınmış toplumlar sadece güçlü ekonomilerle değil, parayı yönetmeyi bilen bilinçli bireylerle inşa edilir.”
Şehrin en çok okunan yayını Ankara Life Dergisi sayfalarında bu ay, finans dünyasının dinamik yüzlerinden Ali Fidan ile bir araya geliyoruz. Kendi yolculuğunu bankacılığın kalbinden girişimciliğin sahasına taşıyan Fidan, KOBİ’lere ve girişimcilere finansal danışmanlık ve eğitimle nasıl somut değer kattığını anlatıyor. Ankara’dan başlayıp tüm Türkiye’ye yaymayı hedeflediği finansal okuryazarlık vizyonunu ve bankacılık deneyiminden aldığı fark yaratıcı metodolojilerini ilk kez bizimle paylaşıyor. İyi okumalar dileriz.
Röportaj: Hatice Şeyma Basut
Kariyer yolculuğunuzun başlangıcına dönecek olursak; sizi finans alanına yönlendiren kırılma noktaları nelerdi ve bugün Ali FİDAN Finansal Danışmanlık ve Eğitim çatısı altında sunduğunuz hizmetlere bu deneyimler nasıl yön verdi?
Gerçek bir Ankaralı olarak bu şehrin hem kamu hem de özel sektör damarlarını yakından tanımak, ilerleyen yıllarda nasıl çalışacağımı şekillendirdi. Para ile ilgili konulara olan merakım çocukluk yıllarıma dayanıyor; bu merak zamanla bilinçli bir tercihe dönüşerek üniversite ve kariyer yolculuğumun temelini oluşturdu. Gazi Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun olup finans alanında yüksek lisansıma devam ederken Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Müfettişliği ile Halk Bankası Uzman Yardımcılığı sınavlarını kazandım. Bu benim için kritik bir yol ayrımıydı; prestijli bir denetim kariyeri yerine enerjimi gerçekten odaklamak istediğim finans alanını seçtim. Bankada Genel Müdürlük bünyesinde İstihbarat ve Mali Tahlil Uzmanı olarak başlayıp yöneticiliğe yükseldim. Sekiz yılın ardından sahada firmalara doğrudan temas edebilmek için portföy yöneticiliğine geçtim. Altı yıllık bu deneyimin sonunda fark ettim ki bankacılık, benim vizyonumla uyuşmaktan çıkmıştı; daha fazla değer yaratmak, daha çok insana ve firmaya dokunmak istiyordum. Bu farkındalıkla özel sektöre geçerek savunma sanayi alanında faaliyet gösteren bir firmada CFO pozisyonunu üstlendim. Artık bankaların karşı masada nasıl düşündüğünü her iki perspektiften analiz edebiliyordum. On beş yılı aşan bu çok boyutlu yolculuğun her adımı, 2025 yılında kurduğum Ali Fidan Finansal Danışmanlık ve Eğitim’in temelini oluşturdu.
Girişimcilik hikâyenizin merkezinde hangi ihtiyaç vardı? KOBİ’ler ve girişimciler için böyle bir danışmanlık ve eğitim yapısını kurma fikri nasıl doğdu, kuruluş sürecinde karşılaştığınız en belirleyici zorluklar nelerdi?
Gördüğüm en kritik boşluk şuydu: Finans, yüksek düzeyde uzmanlık gerektiren bir alan; ancak bir girişimcinin veya KOBİ sahibinin odağı, haklı olarak yaptığı işin kendisi oluyor. Aklındaki bir fikri ticarileştirmeye çalışan pek çok girişimci, maalesef finansal yönetimde ciddi açıklarla ilerliyor. Oysa finansal kaynaklar bir işletmenin yakıtı gibidir; bu kaynağı doğru yönetemediğinizde, işinizin potansiyeli ne kadar büyük olursa olsun sürdürülebilir bir başarı yakalamak güçleşiyor. Üstelik bugün, geleneksel bankacılığın yerini hızla fintech’lere ve yapay zeka destekli modellere bıraktığı bir dijital dönüşümün içindeyiz. İşletmelerin bu yeni gerçeklikte sadece hayatta kalmaları değil, finans süreçlerini proaktif bir şekilde yönetebilmeleri için de profesyonel bir rehberliğe ihtiyaçları vardı. Ali Fidan Finansal Danışmanlık ve Eğitim, tam da bu ihtiyaca yanıt veren bir vizyonun sonucu olarak hayata geçti.
Firmanızın sunduğu hizmetlere yakından baktığımızda, sizi sektörde farklılaştıran yaklaşımınız nedir? Özellikle KOBİ’lere sağladığınız finansal danışmanlık ve eğitim modellerinde hangi özgün metodolojileri uyguluyorsunuz?
En büyük fark, masanın iki tarafında da oturmuş biri olmak. Uzun yıllar bankanın içinde kredi kararlarına katkı verdim, ardından bir CFO olarak o kararların muhatabı oldum. Bankacıyla aynı dili konuşmak — onun hangi verilere baktığını, hangi sinyalleri aradığını bilmek — danışan firmalarım için gerçek bir avantaja dönüşüyor. Finansal danışmanlık verdiğim firmalarda aynı zamanda muhasebe ve finans birimlerinde çalışanlara bankalarla ilişki yönetimi, kredi yönetimi ve maliyet yönetimi konularında mentorluk yapıyorum. Eğitim modellerimde ise yalnızca teoriyi anlatmak yerine gerçekte yaşanmış vakalar üzerinden uygulamalı ve gelişimi ölçümleyebileceğim bir model yürütüyorum.
Bugünün ekonomik dinamikleri göz önüne alındığında, KOBİ’lerin en sık yaptığı finansal hatalar sizce nelerdir? Bu noktada danışmanlık hizmetlerinizle nasıl somut çözümler üretiyorsunuz?
Yapılan en büyük hata: finansmana ihtiyaç doğduğu anda başvurmak. Bu reaktif yaklaşım, faizlerin yüksek, dövizin baskılı ve enflasyonun düşürülmeye çalışıldığı mevcut ortamda işletmeleri son derece kırılgan bir noktaya taşıdı. Doğru yaklaşım; ekonomiyi önceden okuyarak kredi limitlerini hazırlamak, üç ila altı aylık gider tamponları oluşturmak ve uygun maliyetli finansman kaynaklarını ihtiyaç beklemeden yapılandırmaktır. Bu stratejiyi çalıştığım her firmada uyguluyorum ve olumlu sonuçlarını da bizzat deneyimliyorum.
Vizyonunuzu biraz daha geniş çerçevede ele alırsak; ALİ FİDAN Finansal Danışmanlık ve Eğitim önümüzdeki dönemde hangi alanlara odaklanmayı planlıyor? Eğitim faaliyetleri ve dijitalleşme konusunda ne gibi yeni projeler gündeminizde?
Ana odağım her zaman finans kalacak. Faaliyetlerimi; kredi yönetiminden yatırım teşviklerine, ihracat finansmanından yeşil kredilere uzanan geniş bir yelpazede sürdürüyorum. Bu süreçte en büyük gücüm, 15 yıllık kurumsal geçmişimin bana kazandırdığı güçlü ilişkiler. Bu sayede sektördeki nitelikli ortaklarla iş birlikleri kurarak danışan firmalarımın en kaliteli hizmete ulaşmasını sağlıyorum. Yapay zekâ alanındaki gelişmelerle birlikte bu yapıyı yerelden ulusala, ardından küresel ölçekte bir fintech modeline dönüştürmeyi hedefliyorum.
Son olarak hedeflerinizi konuşmak isteriz; hem bireysel kariyeriniz hem de firmanız açısından önümüzdeki 5 yıl için nasıl bir yol haritası çiziyorsunuz? Türkiye’de finansal okuryazarlığın gelişimine dair nasıl bir katkı bırakmayı amaçlıyorsunuz?
Önümüzdeki beş yıl için temel stratejim; ilk yılını başarıyla tamamlayan firmamı kurumsal bir yapıya kavuşturmak ve alanında nitelikli bir ekip oluşturmak. Bu sağlam temel üzerine, finansal okuryazarlığı Ankara’dan başlayarak tüm Türkiye’ye yaymayı hedefliyorum. Gençlerden emeklilere, girişimcilerden ev hanımlarına kadar toplumun her kesimine ulaşmak en büyük motivasyonum.
Şuna yürekten inanıyorum: Kalkınmış toplumlar sadece güçlü ekonomilerle değil, parayı yönetmeyi bilen bilinçli bireylerle inşa edilir. Finansal okuryazarlık bir ayrıcalık değil, herkesin sahip olması gereken temel bir haktır. Hatta bu yolculuğun ilk ve en keyifli adımını 10 yaşındaki oğlumla birlikte başlattık; onunla yaptığımız eğlenceli finans çalışmaları, bu vizyonun en samimi provası oldu.



