Sık Duyduğumuz Bir Cümle: Her Şey Yolunda Ama İyi Hissetmiyorum!
- Selda Güneş
- 17 Mayıs 2026
Şehrin en çok okunan yayını Ankara Life, bu ayki sayısında psikoloji ve danışmanlık dünyasının güçlü sesi Feyza Yıldırım’ı konuk ediyor. BUGÜN Psikoakademi ve Danışmanlık’ın kurucusu Feyza Yıldırım, geçmişin gölgesinde sıkışan, geleceğe koşuştururken “bugünü” kaçıran hayatlara ışık tutuyor; kendimizle yeniden temas etmenin, duygularımızı fark etmenin ve hayatın öznesi olmanın yollarını paylaşıyor. İyi okumalar dileriz.
Feyza Hanım, okurlarımız sizi daha yakından tanıyabilir mi? Bize Feyza Yıldırım’ı ve BUGÜN Psikoakademi ve Danışmanlık’ın hikâyesinin nasıl başladığını anlatır mısınız?
“Bizi kendimizle tanıştıran ‘yeni yolumuza ve yolculuğumuza’ merhaba.” diyerek meslek hayatıma başladım. Çünkü her karşılaşmanın, her hikâyenin yalnızca danışana değil, bana da bir şey kattığına inanıyorum. Bu inançla, insanı anlama biçimimin derinleştiği bu yolculukta psikoloji lisans eğitimimi Başkent Üniversitesi’nde, Aile Danışmanlığı yüksek lisansımı ise Ankara Üniversitesi’nde tamamladım. BUGÜN Psikoakademi ve Danışmanlık da bu bakış açısıyla şekillendi. Günlük hayatın telaşı, geçmişte kalma ya da geleceğe yetişme çabası içinde sıkışan insanlarla karşılaşmak, “bugün”ü ne kadar kolay kaçırabildiğimizi gösterdi. Bu nedenle “BUGÜN”, yalnızca bir zaman vurgusu ya da kişinin kendisiyle temas edebileceği bir alan değil; herkes için farklı bir derinliğe temas eden, anlamı derinleşen bir alan oldu. Bugün Psikoakademi ve Danışmanlık bünyesinde yetişkin bireyler ve çiftlerle çalışıyor; aynı zamanda eğitimler ve atölyelerle daha geniş bir alanda insanlarla temas etmeyi sürdürüyorum. Özellikle ilişkiler, yaşam döngülerinde yaşanan kırılma noktaları ve çoğu zaman gündelik problemler gibi görünen ama aslında kişinin kendi benliğiyle kurduğu ilişkiye dokunan alanlar üzerine yoğunlaşıyorum.
Son yıllarda “Her şey yolunda ama ben iyi hissetmiyorum” cümlesi sık duyuluyor. Sizce bu duygunun kaynağı nedir?
Günümüzde birçok insan hayatını sürdürüyor, sorumluluklarını yerine getiriyor ve dışarıdan bakıldığında her şey yolundaymış gibi görünüyor. Ancak insanın iç dünyasında aynı dengeyi kurmak her zaman mümkün olmuyor. Çünkü biz sürekli bir hareketlilik ve koşuşturma içinde yaşarken, kimi zaman kendi hayatımızda bir figüran gibi hareket etmeye başlıyoruz. Oysa insan kendi hayatının merkezinde olan bir varlık. Fakat bu tempo içinde durmayı, duygularımıza bakmayı ve kendimizle temas etmeyi her zaman öğrenemiyoruz. Bu nedenle birçok insan hayatını sürdürüyor ama hayatının içinde değilmiş gibi ya da o hayatı gerçekten kendisi için yaşamıyormuş gibi hissedebiliyor.
Geçmişte yaşanan olaylardan çıkmak neden bazen bu kadar zor oluyor?
Çünkü insan zihni tamamlanmamış hikâyeleri kolay bırakmakta zorlanır. Bir ilişki, bir kayıp ya da bir hayal kırıklığı tam olarak anlamlandırılamadığında zihin o deneyime tekrar tekrar dönmeye devam eder. Çünkü zihin bir kapanış ister. Ancak bu kapanış her zaman yaşandığı haliyle kabul edilmez; çoğu zaman zihnin istediği şekilde olması beklenir. Bu gerçekleşmediğinde de o hikâye tamamlanmış gibi hissedilemez. Bu nedenle geçmiş bazen yalnızca bir anı olarak kalmaz; zihinde tekrar eden bir deneyime dönüşür. Ve biz çoğu zaman geçmişte yaşanan olaydan çok, onun yarattığı yarım kalmışlık duygusuyla meşgul oluruz.
Bazı insanlar benzer ilişki deneyimlerini tekrar tekrar yaşadıklarını fark ediyor. Bunun psikolojik bir açıklaması var mı?
İnsan çoğu zaman bilinçli olarak aynı döngüyü seçmez. Ancak herkesin bildiği ve tanıdığı bir alan vardır. Bu alan her zaman sağlıklı ya da güvenli olduğu için değil, tanıdık olduğu ve içinde kalmayı kolaylaştırdığı için tercih edilir. Bu nedenle insanlar farkında olmadan daha önce deneyimledikleri ilişki dinamiklerine benzeyen ilişkilerin içinde kendilerini bulabilirler. Aslında burada çoğu zaman ortaya çıkan şey, bilinen cehennemin bilinmeyen cennete tercih edilmesidir. Çünkü insan zihni için tanıdık olan, belirsiz olandan daha katlanılabilir gelir.
Günlük hayatın hızlı temposu kişinin kendi iç dünyasıyla ilişkisini nasıl etkiliyor?
Günlük hayatın temposu, insanın kendi hayatının öznesi olmaktan uzaklaşıp adeta kendi hayatında figüran gibi hareket etmesine neden olabiliyor. Zihin çoğu zaman ya geçmişte ya da gelecekte kalıyor. Oysa geçmişi değiştirmek mümkün değil; ancak geçmişin bugüne etkisini dönüştürmek mümkün. Aynı şekilde geleceği kurabilmek için de önce bugünle temas etmek gerekiyor. Bu nedenle çoğu zaman fark etmeden geçmişin pişmanlıkları ve geleceğin kaygısı arasında sıkışıyor ve bugünü kaçırıyoruz. Oysa bugün, hem geçmişi anlamlandırabildiğimiz hem de geleceğe yön verebildiğimiz tek alan.
Kimi zaman insanlar hayatlarının içinde değilmiş gibi hissediyor. Böyle anlarda ne yapmak gerekir?
Böyle dönemlerde önce, duyguyu bastırmaya çalışmak yerine onu fark etmek önemli bir başlangıçtır. Çünkü bastırılan her duygu bir şekilde kendini gösterir. Bu kendini gösterme hali çoğu zaman bedensel ya da fiziksel belirtilerle karşımıza çıkar. Aslında bedenimiz ve zihnimiz bize “bir şeyler oluyor” der. Tam da bu noktada kişinin kendisine dönüp “Bende ne oluyor?” diye sorabilmesi önemli bir adımdır. Çünkü bu soru, kişinin kendisiyle temas edebilmesi için bir alan açar. Çoğu zaman bu hisler bize bir şeylerin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini anlatır. Kendimizi fark etmek, kendimizi hatırlamak ve kendimizle yeniden temas kurmak bu sürecin önemli bir parçasıdır. Bu süreç bazen bir konuşmayla, bazen içsel bir fark edişle, bazen de profesyonel bir destekle daha sağlıklı bir şekilde ilerleyebilir.
Bugün konuştuğumuz tüm bu konuları düşündüğümüzde, sizce insanlar en çok hangi noktayı gözden kaçırıyor?
İnsanlar çoğu zaman kendileriyle temas etmeyi gözden kaçırıyor. Oysa insanın kendisiyle kurduğu ilişki, hayatındaki diğer tüm ilişkilerin temelini oluşturur. Kişi kendisiyle temas edemediğinde, başkalarıyla kurduğu bağ da eksik kalır. Hayatımızda hissettiğimiz birçok eksiklik aslında önce kendi içimizde bakılması gereken alanlara işaret eder. Bazen yalnızca durmak, kendimize bakmak ve kendi hikâyemizi yeniden anlamaya çalışmak, kendimize yeniden temas edebilmek için önemli bir başlangıçtır.


