MÜKEMMELLİK NE GERÇEKÇİ NE DE GEREKLİ!

“Annelik beni daha empatik bir hekim yaptı. Mesleğim ise kızım için güçlü bir rol model olmamı sağladı.”

Karşılıksız olan anne sevgisi; özveriyle, sabırla yoğrulurken, fedakârlıkla da büyüyen güçlü bir sevgidir. Bu sevgi bağı ev kadını iş, kadını fark etmeksizin ömür boyu sürer. Çalışan kadın için çoğu zaman bu süreç; çok daha zorlukla, yetememek duygusunun getirdiği suçlamalarla ilerleyebiliyor. Tıpkı Ağız ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Meliha Kaya Rmouch’un “Anne olmak bana sadece yeni bir kimlik kazandırmadı. Zamanı yönetmeyi, öncelik belirlemeyi ve hayatın özünü yeniden tanımlamayı da öğretti. Bu öğretilerin ışığında anne olmak ve meslek sahibi olmanın birbirine rakip değil, tam tersine birbirini besleyen iki güçlü alan olduğunu da fark ettirdi” dediği gibi. Rmouch, her kadının özellikle de çalışan kadının, anne olunca karşılaşıp deklare edemediği; değişimleri, zorlukları; tüm cesaretiyle samimi ve içten bir dille anlattı.

Röportaj: Nüket Kantarcı

Anne olmak meslek hayatınızı nasıl etkiledi, duygu ve düşüncelerinizde değişiklikler yarattı mı?

Anne olmak, hayatımdaki en güçlü kırılma noktasıydı. Önceliklerim değişti, bakış açım derinleşti. Eskiden kariyer odaklı hedeflerim varken, kızım Simla’nın doğumuyla birlikte hayatımın ekseni tamamen farklı bir yere kaydı. Bu değişimle birlikte işimi sadece bir meslek olarak değil, kızım için sağlam, güvenli ve anlamlı bir hayat kurmanın yolu olarak görmemi sağladı. Elbette bu bakış açısı, bana dayanıklılık kazandırırken, neyin gerçekten önemli olduğunu da öğretti.

Anne olduktan sonra mesleki kimliğinizi etkileyen “cam tavan” ile karşılaştınız mı?

Evet, hem de sandığımızdan daha görünmez olanlarıyla. Diş hekimliği saygın bir meslek olsa da, özellikle cerrahi alanlarda kadınların liderlik yolculuğu hâlâ sessiz önyargılarla sınanıyor. Anne olduktan sonra, bağlılığımın sorgulandığını hissettiğim anlar oldu. Sanki annelik, mesleki hırsı gölgede bırakmalıymış gibi. Ama ben bunu bir sınır olarak değil, bir kanıt alanı olarak gördüm. Yetkinliğin ve adanmışlığın, insanın özel hayatındaki rollerle ölçülemeyeceğini göstermek istedim. Azimle ilerledim, öğrendim, geliştim. Öyleki bugün aynı yollardan geçen kadınlara yol gösteriyorum.

“Anne” kimliğiniz ile “çalışan kadın” kimliğiniz arasında sıkıştığınız oldu mu, çatışmalar yaşadınız mı?

Bu bir sıkışma değil, bir iç gerilim.  Çalışan annelerin çoğu bunu bilir. Kalbinizin ikiye bölündüğünü hissedersiniz. Bir yanınız evladınızda kalır, diğer yanınız işinizde. Ağız ve Çene Cerrahisi, yüksek odak ve uzun saatler gerektiren bir alan. Ameliyathanedeyken zihninizin tamamen orada olması gerekir. Ama aynı anda, evde size ihtiyaç duyan bir çocuk olduğunu bilirsiniz. İşte o an iç dünyanızda sessiz ama derin bir çatışma başlar.  Bu hissedişi anlatmak mümkün değildir. Bu duyguyu sadece yaşayan anlar!

Ergenlik döneminde yaşanan süreçler bu dengeyi nasıl etkiledi?

Denge… o dönemin en kırılgan hâlini alıyor.  Kızımın ergenlik süreciyle birlikte her şey daha hassas bir zemine taşındı. Fiziksel değişimlerin ötesinde; duygusal dalgalanmalar, kimlik arayışları, bağımsızlık isteği ve zaman zaman oluşan mesafe… Tüm bunlar annelikte; daha sabırlı, daha derin ve daha farkındalıklı yaşamayı öğretiyor. Zamanla şunu fark ettim. Anne olmak ve meslek sahibi olmak birbirine rakip değil. Tam tersine, birbirini besleyen iki güçlü alan. Annelik beni daha empatik bir hekim yaptı. Mesleğim ise kızım için güçlü bir rol model olmamı sağladı.

 Günümüzde hem anne hem de çalışan kadın olmak sizce ne kazandırıp ne götürüyor?

Her ikisi de olmak şüphesiz zorlu, ama aynı zamanda inanılmaz derecede de zenginleştirici. Avantajları arasında; kişisel gelişim, bağımsızlık ve çocuklara güçlü bir örnek olma yeteneğiniz gelişiyor. Hem anne hem de profesyonel olmak hayal bile edemeyeceğiniz şekillerde büyümenizi sağlıyor. Bu serüven bana inanılmaz güç, bakış açısı ve derin bir amaç duygusu verdi. Kızım, çalışkanlığın, disiplinin ve azmin değerini ilk elden görerek büyüdü. Sadece başarılarımı değil, mücadelelerimin yanı sıra azmimi, disiplinimi ve dürüst bir hayat kurma konusundaki kararlılığımı da gördü. Umarım bu sayede, bir kadının bakım ve başarı arasında seçim yapmak zorunda olmadığını anlar. Her ikisini de yapabilir; zarafetle, güçle ve insaniyetle.

Dezavantajlarına gelince; genellikle zaman kısıtlamaları ve toplumsal beklentiler zorlu süreçleri yaratıyor. Öyleki her iki rolde de mükemmel olmak için sürekli bir baskı vardır ve bu yorucu olabilir. Yine de doğru destek sistemi, net öncelikler ve kendine şefkatle bir denge yaratmanın mümkün olduğuna inanıyorum. Sonuçta, bunu bir yük olarak değil, aynı anda iyileştirmek, hizmet etmek ve beslemek gibi bir ayrıcalık olarak görüyorum.

Çocuğunuzu yetiştirirken hiç suçluluk hissettiniz mi?

Çalışan annelerin çoğu bu duyguyla yaşar. Ben de yaşadım. Özellikle kızım küçükken. Kızıma yeterince zaman ayıramadığımı düşündüğüm anlar oldu. Ergenlik döneminde ise bu duygu şekil değiştirdi ama kaybolmadı. Sonra şunu anladım, mükemmellik bir yanılsama. Ne gerçekçi ne de gerekli. Çocuklar kusursuzluğu değil, samimiyeti hatırlar. Sürekli mükemmel olanı değil, tutarlı olan sevgiyi… Ben de hep buna odaklandım. Her zaman yanında olamasam da gerçekten orada olduğumu hissettirmeyi… Bugün baktığımda, aramızda kurulan güçlü bağın en büyük sebebinin bu olduğunu görüyorum.

Yazar Hakkında /

Yazmaya başlayın ve aramak için Entera basın