Evre Yazıcıoğlu Çeliktürk: “Tasarım Sadece Çizmek Değil, Yönetmektir De!”

Giresunlu Evre Yazıcıoğlu Çeliktürk, çocukluk aşkı olan mimarlık hayalini, Karadeniz Teknik Üniversitesi İç Mimarlık Bölümü’nü kazandıktan sonra 2001 yılında mezun olarak gerçeğe dönüştürdü. Ailesinin isteğiyle de Giresun’da ofisini açtı. Ancak vizyonu bulunduğu şehirden büyüktü. “Hayaliniz büyüdükçe bulunduğunuz yer küçülüyor. Ben de bir süre sonra bunu hissettim. Kararıma her zaman saygı duyan öğretmen annem ve avukat olan babamın onayını alınca da hayalimin peşinden gitmek üzere Ankara’ ya yola çıktım. Bu, bir şehir değişimi değil; ölçek büyütme kararıydı.” diyor. İyi okumalar dileriz.

Öğrenmekten Yönetmeye

Ankara’ya geldiğinizde nasıl bir yol izlediniz?

Ankara’da bugün kapanmış olan Armoni Mobilya’da beş yıl çalıştım. Daha sonra ofisten mağazacılığa geçince müşteri psikolojisini öğrendim. Böylece sıcak satışın ruhunu keşfettim. Gördüm ki; “Bir ürünü satmak başka, kendi tasarladığını satmak bambaşka bir duygu.” Bu farkındalık beni girişimciliğe taşıdı. 2014 yılında Siteler Kartalcık Caddesi’nde “For Angels Çocuk Genç Bebek Mobilya” mağazasını açtım. Aynı zamanda Öge Dekorasyon firmasıyla inşaat ve dekorasyon alanında taahhüt işlerine başladım. Temelden villa projeleri yürütürken, otel projeleri gerçekleştiriyor, akustik tasarımlar yapıyorum. Devlet kurumlarıyla çalışıyor, kendi döşeme hanemde üretim yapıyorum. Yani yalnızca tasarlamıyor; üretiyor, uyguluyor ve yönetiyorum.

Anıtkabir’den Akustik Projelere gerçekleştirdiğiniz çalışmalardan bahseder misiniz?

Projelerimiz arasında Makine Kimya, TSK ve devlet kreşlerinin yanı sıra özel çalışmalar da bulunuyor. Ancak bir proje var ki o benim için ayrı bir yerde: Anıtkabir kafeteryaları. Anıtkabir gibi sembolik bir yapıda çalışmak, bir tasarımcının kariyerinde yalnızca teknik değil, duygusal da bir zirve. Son olarak Angora Villaları’nda bir müzik odası için akustik proje gerçekleştirdik. Bana göre akustik, yalnızca teknik bir hesap değil; mekânın ruhunu ayarlama sanatıdır.

Çalışmalarınızda gerçekleşecek projeyi son haliyle sunuyorsunuz. Bu tarz çalışmanın kazanımlarından bahseder misiniz?

Benim çalışma disiplinimde en önemli aşama: üç boyutlu görselleştirme. Böylece müşteriye yalnızca bir fikir sunmuyor; mekânın geleceğini gösteriyoruz. Öyleki 3ds Max programıyla hazırlanan render çalışmaları birebir gerçeğe yakın olduğu için müşterinin hoşuna gidiyor. Öyleki görsel değil, güven olan Render, müşterinin kafasındaki belirsizliği netliğe dönüştürür. O görseli gördükten sonra güven başlar. Render ile üretim arasında kopukluk yaşanmaması için üretim çizimi desteği veriyor. Gerekirse mimarlık firmalarına teknik düzeltmeler yapıyor. Kendi mimarlarını sürece dahil ediyor.

Siz aldığınız projelerin çalışmalarını kendi atölyelerinizde sürdürüyorsunuz. Sizce bir projeyi temelden satışa kadar tek başına yönetmek mümkün mü?

Elbette mümkün. Önemli olan, doğru orkestrayı kurabilmektir. Başarılı bir proje ancak iyi bir ekip ile sonuca gider. Kendimi orkestranın şefi gibi görüyorum. Evet, her detaya hâkimim ama iyi bir ekibe de sahibim ve biz üretimimizi büyük ölçüde kendi atölyelerimizde gerçekleştiriyoruz. Ben proje çiziminden metrekare dağılımına, kolon-kiriş planlamasından belediye onay sürecine ve temelden anahtar teslime kadar aktif rol alıyorum. Taslakları hazırlıyor, mimarlık firmalarıyla revize ediyorum. Bir projede yalnızca tasarımcı değil; proje koordinatörü olarak çalışırım. Boya bizim işimizde çok önemli olup kolye gibidir. Bu sebeple asla boya işlemini dışarı vermiyorum. Biliyorum ki en güzel üretimi yapın, boya kötüyse hiçbir anlamı yoktur. Özellikle genç odalarında kullanılan boyanın kalitesiz olmasına taviz vermiyorum. Benim için tasarım yalnızca estetik değil; sağlık sorumluluğudur da.

Çok nadirde olsa bazı ürünler zamansız olabiliyor, ne dersiniz?

Evet 2014’te tasarladığım “kuşlu dolap” ürünüm bugün hâlâ en çok satan ürün olarak güncelliğini koruyor. Oysaki sektörde ortalama ürün ömrü 4–5 yılken, bu tasarım 10 yılı aşkın süredir talep görüyor. İnsanlar yıllar sonra gelip takımını tamamlıyor. Altın sarısı, bakır tonları, kişiye özel detaylar…“Bence bu zamansız tasarımın göstergesi.”

Çok gençken yarattığınız başarının temelini sizce neler oluşturmakta?

“Coğrafya kaderindir.” söyleminde olduğu gibi Karadeniz’in hırçın doğası insanına; mücadeleyi, ayakta kalmayı, üretmeyi, çözüm üretmeyi öğretiyor. Öyleki Karadeniz insanı yatarken bile bir şey üretir. Bu disiplin, onun iş hayatındaki bitmeyen enerjisinin kaynağıdır.

Erkek egemen sektörde kadın olarak zorlanmadınız mı?

2001 yılında Siteler’de çalışan iki kadın iç mimardan biriydim Yeni mezun muamelesi gördüm. Donanımım sorgulandı. Ama hiçbir zaman saygısızlık yaşamadım. Çünkü duruşum netti. Şimdi bana “Mimar Evre Hanım” diyorlar. Biliyorum ki bu cümle bir lakap değil; kabulün ifadesi.

Yazar Hakkında /

Yazmaya başlayın ve aramak için Entera basın

Bu kapanacak 0 saniye