Farkındalık, İletişimi Dönüştüren Güçtür!

Şehrin en çok okunan yayını Ankara Life Dergisine konuk olan Nursel Kalender ile ilişkilerin gizli dinamiklerine dair derin bir yolculuğa çıktık. “İnsanları kendimiz gibi sanmak, ilişkilerdeki en yaygın tuzak,” diyen Kalender, yeni kitabı İlişkilerin Gizli Dina-MİT’leri ve Bilgi Akademi’deki eğitimleri üzerinden, iletişimi, farkındalığı ve sınırları üzerine konuştu. Kendi zihninde değil, karşındakinin dünyasında durabilmenin yollarını anlatan Kalender, ilişkilerin sadece sevgiyle değil, doğru anlamakla iyileştiğini gösteriyor. İyi okumalar dileriz.

İlişkilerin Gizli Dina-MİT’leri kitabınızda “ilişkilerde tekrar eden döngüler, inançlar ve yanılgılar”dan bahsediyorsunuz. Peki sizce insanların ilişkilerde en sık düştüğü ortak yanılgı nedir?

Kesinlikle… İnsanların ilişkilerde en sık düştüğü yanılgı, herkesi kendisi gibi zannetmek. Çünkü çoğu insan, karşısındakini anlamaya çalışmak yerine, kendi düşünce biçimiyle ölçmeye başlıyor. Kendi değerlerini, kendi doğrularını, kendi hassasiyetlerini evrensel bir gerçekmiş gibi görüyor. Oysa insan dediğimiz varlık, parmak izi kadar benzersiz. Bu benzersizlik fark edilmediğinde ilişkilerde yanlış okumalar başlıyor. Birinin susması saygıdan olabilir, diğeri için ilgisizliktir. Birinin eleştirisi iyi niyetle olabilir, diğeri için yargılanmaktır. Birinin mesafesi sınır koymaktır, diğeri için reddedilmektir. İşte o anda ilişki, iki insanın birbirine yaklaşması değil; iki insanın birbirini kendi zihninde yeniden yazması haline geliyor. Ben kitabımda tam da bu noktaya dikkat çekiyorum: İlişkilerde sorun çoğu zaman sevgisizlik değil, anlamlandırma biçimidir. İnsan, karşısındakini kendi gibi sandığı sürece onu yanlış okur. Yanlış okudukça kırılır. Kırıldıkça savunmaya geçer. Savunmaya geçtikçe iletişim bozulur. Oysa ilişki dediğimiz şey; karşı tarafı kendimize benzetmek değil, onun farklılığını fark edip ona göre bir iletişim dili geliştirebilmektir. Kitapta sadece teorik bilgiler değil, koçluk soruları da var. Çünkü doğru soru insanı durdurur ve düşündürür: “Ben onu gerçekten duyuyor muyum, yoksa kendi zihnimdeki halini mi dinliyorum?” “Ben onu anlamaya mı çalışıyorum, yoksa haklı olmaya mı?” İnsan bu farkındalığa ulaştığında ilişkilerde bambaşka bir kapı açılıyor. Yargı yerini meraka bırakıyor. Eleştiri yerini anlamaya bırakıyor. Ve ilişki, bir mücadele alanı olmaktan çıkıp bir gelişim alanına dönüşüyor.

İlişkilerin Gizli Dina-MİT’leri kitabını okuyan bir kişi sizce en önce neyi fark eder? Bu kitap, okuyucunun hayatında hangi kapıyı açar?

Bu kitabı okuyan kişi önce şunu fark eder: İnsan dediğimiz yapı, sandığımızdan çok daha büyük bir evrendir. İnsanı anlamak; sadece psikoloji bilmek değil, aynı zamanda bir bilgelik işidir. Çünkü insanı okumak, görünenin arkasındaki görünmeyeni fark etmeyi gerektirir. Bu kitap, okuyucunun bakış açısını değiştiren bir kapı açar. Çünkü ben şuna inanıyorum: Bakış açın değişirse dünyan değişir. Yaklaşımın değişirse ilişkin değişir. Düşüncelerin daha sakin ve daha ılımlı hale geldiğinde, hayatın dili değişir. Okuyucu kitabın satırlarında sadece ilişkilerini değil, kendini de okumaya başlar. Ve insan kendini okumaya başladığında, iletişimi de değişir, ilişkileri de değişir. Bu kitap, insanı yargılamaya değil anlamaya davet eder. Çünkü anlamak, ilişkiyi iyileştiren en güçlü anahtardır.

Bugün hem bireysel hem kurumsal hayatta insanlar iletişim sorunları yaşıyor. Sizce ilişkileri iyileştirmenin en etkili yolu nedir: daha çok konuşmak mı, daha doğru anlamak mı?

Bence her şey niyetle başlar. İlişkileri iyileştiren şey sadece daha çok konuşmak değildir. Çünkü iletişim; kelime sayısıyla değil, niyetin ve farkındalığın kalitesiyle güçlenir. Asıl dönüştürücü olan niyettir. Niyet önce kalpte başlar, sonra düşünceye taşınır, sonra davranışa dönüşür ve insanın çevresine yayılır. İnsan niyeti değiştiğinde dili değişir. Dili değiştiğinde yaklaşımı değişir. Yaklaşımı değiştiğinde ilişkisi değişir. Ama burada çok önemli bir denge var: Sınırları koruyarak… Çünkü her insan karşısındakini çoğu zaman kendi bakış açısıyla okur. Herkes kendinden bilir işi. Bu yüzden niyet ne kadar güzel olursa olsun, sınır olmadığında ilişki yıpranır. Sınır; sevgisizlik değildir. Sınır, ilişkinin nefes alanıdır. Güzel bak… Güzel gör… Güzel düşün… Ama kendini de koruyarak.

Bilgi Akademi’de verdiğiniz mentorluk ve eğitim programlarında sizi en çok farklılaştıran yaklaşım nedir? Sizi tercih edenler süreç sonunda ne kazanır?

Bilgi Akademi’de verdiğimiz eğitim ve mentorluk süreçlerinde en çok önem verdiğim şey, koçun sadece bilgiyle değil, profesyonel duruşla gelişmesidir. Çünkü koçluk, sadece eğitim alarak tamamlanan bir alan değil. Koçluğun bir etik dili, bir sınır bilinci, bir yaklaşım disiplini ve sahada karşılığı olan bir uygulama gücü vardır. Benim mentorluk ve eğitim süreçlerimde hedefim; katılımcının sadece “sertifika sahibi” olması değil, gerçekten mesleği hakkıyla ve layıkıyla yapabilecek seviyeye ulaşmasıdır. Bu yüzden danışanlarım ya da katılımcılarım süreç sonunda şunu söyleyebiliyor: “Onlarca eğitim almıştım ama bu kadar bütünleştiğimi ilk defa hissettim.” , “İyi ki sizinle karşılaştım.” , “Koçluk mesleğini şimdi gerçekten anladım.” Benim için en büyük başarı budur. Çünkü bir koç; etik duruşunu, profesyonelliğini ve yetkinliğini doğru şekilde konumlandırdığında gerçek anlamda katkı sunar.

Bilgi Akademi’de hem koçluk eğitimleri hem MYK sınav hazırlık mentorlukları hem de kişisel gelişim eğitimleri veriyorsunuz. Peki sizce bir insanın gerçekten “dönüştüm” diyebilmesi için hangi üç şeyin değişmesi gerekir?

Her insanın dönüşüm noktası farklıdır. Bazen tek bir sözle dönüşür insan… Bazen bir bakışla, bazen bir sessizlikle. Aslında farkındalık da hayatın içinde böyle çalışır. İlişkilerde de öyledir. Bir olay yaşanır, bir durum olur ve insanın değerleri zarar görüyorsa, bir noktada durur ve şunu söyler: “Ben artık bu şekilde davranmayacağım.” Bu bile bir dönüşümdür. Çünkü insanın kendine yeni bir sınır çizmesi, yeni bir karar alması; hayatının yönünü değiştirebilir. Ama asıl dönüşüm biraz daha derindedir. Asıl dönüşüm; sadece davranış değiştirmek değil, insanın kendi içindeki bakış açısını değiştirmesidir. Kendi hikâyesini yeniden yazmasıdır. Çoğu zaman insan bunu tek başına yapamaz. Çünkü insan fark etmeden değişemez. Bilgi olmadan da kendini inşa edemez. Dönüşüm dediğimiz şey; bir anda olan bir mucize değil, insanın kendine yeniden yaklaşmasıdır.

Bilgi Akademi’de eğitim ve mentorluk alan bir kişinin sadece mesleki olarak değil, insan olarak da değiştiğini söylüyorsunuz. Peki sizce koçluk eğitimi alan bir insanın hayatında ilk değişen şey nedir?

İnsana bir soru sorduğunuzda ya da bir derdinizi paylaştığınızda, size kendi bakış açısından cevap verir. Çünkü herkes hayatı kendi yaşadıklarıyla okur. Kendi doğrularına göre yorumlar. Kendi sınırlarına göre önerir. Ama siz o değilsiniz… O da siz değil. Bu yüzden birinin söylediği şey bazen “gerçek” değil; onun dünyasının yansımasıdır. Koçluk yaklaşımı burada çok kıymetli bir fark yaratır. Çünkü koçluk, insanı başkalarının bakış açısında kaybolmaktan çıkarır. Kişinin kendi iç sesini duymasına ve kendi kararlarını kendi gerçeğiyle vermesine alan açar. İlişkiler de tam burada değişir. Zannetmek yerine sorduğumuzda… Varsaymak yerine anlamaya çalıştığımızda… İnsan, insanı olduğu haliyle görmeye başlar.

Günümüzde birçok insan ilişkilerde “anlaşılamadığını” söylüyor. Sizce bir insanın gerçekten anlaşılabilmesi için önce ne olması gerekir: konuşması mı, dinlenmesi mi, yoksa görülmesi mi?

Aslında “anlaşılmak” çok kolay bir kelime gibi görünür… Ama en derin kelimelerden biridir. Çünkü anlaşılmak herkes için aynı şeyi ifade etmez. Bir insan için anlaşılmak, dinlenmek demektir. Bir başkası için değer görmek… Bir başkası için onaylanmak… Bir diğeri için sadece yargılanmadan yanında durulmak… Bu yüzden benim için asıl soru şudur: “Senin için anlaşılmak ne demek?” Çünkü bu sorunun cevabı, kişinin hangi ihtiyacının karşılanmadığıyla ilgilidir. İhtiyaç farklıysa beklenti de farklıdır. Beklenti farklıysa ilişki dili de farklıdır. İlişkiler çoğu zaman bu yüzden tıkanır: İki kişi aynı kelimeyi kullanır ama aynı şeyi kastetmez. Koçluk yaklaşımı burada devreye girer. Çünkü koçluk, insanın kendi ihtiyacını netleştirmesini sağlar. İnsan ihtiyacını netleştirdiğinde, iletişim de netleşir. Ve ilişki, karmaşadan çıkıp anlaşılmaya doğru evrilir.

Yazar Hakkında /

Yazmaya başlayın ve aramak için Entera basın

Bu kapanacak 0 saniye