Kendi Enerjinin Pusulasını Keşfet!

Röportaj: Şeyma Basut Fotoğraf : Ali Ulusoy

Holistik Yaşam Mentoru Özgür Alp Gündüz, şehrin en çok okunan yayını Ankara Life Dergisi’ne konuk olarak enerji, nefes, çakralar, farkındalık ve içsel dönüşüm üzerine dikkat çekici açıklamalarda bulundu. İnsanın kendi enerjisindeki değişimleri fark etmesinin hayatındaki dönüşümün ilk adımı olduğunu vurgulayan Gündüz, Anadolu’nun kadim bilgeliğinden farklı coğrafyaların ruhani öğretilerine uzanan yolculuğunu ve nefesin insanın kendisiyle kurduğu bağdaki önemini anlattı. “Önce kendine dön” mesajıyla, tükenmişlikten yön arayışına, sınırlayıcı düşüncelerden kişisel potansiyeli keşfetmeye uzanan bütünsel bir bakış sunan Özgür Alp Gündüz, Ankara Life Dergisi okurları için içsel dönüşümün kapılarını aralıyor. İyi okumalar dileriz.

Özgür Bey, enerji kavramı son yıllarda hayatımızın çok daha görünür bir parçası hâline geldi. Sizce insan, kendi enerjisindeki değişimleri fark ederek hayatında neleri dönüştürebilir? Enerjimizin bize verdiği sinyalleri doğru okumayı nasıl öğrenebiliriz?

Ben enerjiyi biraz insanın iç pusulası gibi görüyorum. Bazen hiçbir sebep yokmuş gibi yorgun hissederiz, bazen bir ortama gireriz ve hemen çıkmak isteriz, bazen de bir insanın yanında kendimizi çok daha huzurlu hissederiz. Öncelikle bu değişimleri fark etmeyi öğrenmek gerekiyor. İnsan kendisini gözlemlemeye başladığında neyin onu beslediğini, neyin tükettiğini daha net görüyor. Buradaki en önemli şey bence farkındalık. Çünkü fark etmediğiniz bir şeyi değiştiremezsiniz. Benim çalışmalarımda da temel nokta şu: Kişinin kendi enerjisini tanıması ve hayatının sorumluluğunu yeniden eline alması.

Günlük hayatın stresi, bastırdığımız duygular ve yaşadığımız travmalar çakraları nasıl etkiliyor?

Beden ile duyguların birbirinden tamamen bağımsız olduğunu düşünmüyorum. Yoğun stres altında olduğumuzda nefesimizin bile değiştiğini görüyoruz. Bastırdığımız öfke, korku, değersizlik hissi veya sürekli kendimizi ifade edememek de zaman içerisinde kişinin kendisini nasıl hissettiğini etkileyebiliyor. Çakra çalışmalarında bunlara enerji merkezleri üzerinden bakıyoruz. Örneğin kişi güven, aidiyet, kendini ifade etme, sevgi veya sınır koyma konularında sürekli aynı döngüyü yaşıyorsa, burada biraz durup kendisini dinlemesi gerektiğine inanıyorum. Bu çalışmalar tıbbi tanı veya tedavinin yerine geçmez; daha çok kişinin kendisini tanımasına eşlik eden bir farkındalık alanıdır.

Yolculuğunuz Anadolu’nun kadim bilgileriyle başlayıp farklı coğrafyaların ruhani öğretileriyle genişlemiş. Ortak olarak neyi keşfettiniz?

Benim için en etkileyici taraf tam olarak burası. Coğrafyalar, isimler, ritüeller ve anlatım biçimleri değişiyor ama insanın arayışı çok benzer kalıyor. Anadolu’da nefes, niyet, dua ve tefekkür var. Başka kültürlerde meditasyon, mantra veya farklı enerji uygulamalarıyla karşılaşıyoruz. Yöntemler farklı olsa da insanın kendisini tanıma, iç dünyasını sakinleştirme ve hayatla daha anlamlı bir bağ kurma arayışı çok eski. Her coğrafyanın, her kadim öğretinin ortak dili aslında nefestir. Çünkü insanın iç dünyasına açılan en doğal kapılardan biri doğru nefestir. Ben şifanın da farkındalığın da doğru nefesle başladığına inanıyorum. Nefesimizi yönetmeyi öğrendiğimizde, nefsimizin bizi yönlendirmesi yerine onu gözlemlemeye başlarız. Böylece bilinçaltındaki kalıpları, korkuları ve bizi sınırlayan blokajları fark edip dönüştürmek için kendimize yeni bir alan açabiliriz. Nefes değiştiğinde insanın kendisiyle kurduğu ilişki de değişmeye başlar. Önce kendine dön.

Nefes, enerji çalışmaları ve astrolojiyi birlikte ele alıyorsunuz. Bunları nasıl bir bütünün parçaları olarak görüyorsunuz?

Ben bunu üç ayrı kapı gibi düşünüyorum. Nefes insanı “şimdi”ye getiriyor. Enerji çalışmaları kişinin iç dünyasını ve tekrar eden döngülerini fark etmesine alan açıyor. Astroloji ise benim yaklaşımımda kişinin karakterini, eğilimlerini ve hayatındaki dönemleri anlamaya yardımcı olan sembolik bir harita. Ama dönüşüm isteyen birine ilk önerim çok daha basit olur: Nefesinden başla. Çünkü insanın kendisiyle en hızlı buluştuğu yerlerden biri nefesidir. Bazen hayatı değiştirmek için büyük kararlar arıyoruz. Oysa dönüşüm, kişinin birkaç dakika durup “Ben şu anda gerçekten nasıl hissediyorum?” diye kendisine sormasıyla başlayabiliyor.

Kişinin kendi potansiyelini görmesinin önündeki en büyük blokaj sizce nedir?

Bence en büyük blokaj, insanın zaman içerisinde kendisi hakkında oluşturduğu sınırlayıcı hikâyeler. “Ben yapamam.” “Artık çok geç.” “Benim hayatım zaten böyle.” “İnsanlar ne der?” Bu cümleler tekrarlandıkça insan farkında olmadan kendi alanını daraltabiliyor. Aileden, çevreden ve geçmiş deneyimlerden öğrendiğimiz kalıplar da bunda etkili olabiliyor. Ben insanlara “Sana yeni bir hayat vereceğim” demiyorum. Tam tersine, kişinin zaten içinde bulunan gücü yeniden hatırlamasına eşlik etmeyi önemsiyorum. Çünkü gerçek dönüşüm dışarıdan birinin sizi değiştirmesi değil, sizin kendinizle ilgili başka bir ihtimali görmeye başlamanızdır.

Bugün kendini tükenmiş, yönünü kaybetmiş ya da hayatıyla uyumsuz hisseden birine ilk ne söylerdiniz?

İlk söyleyeceğim şey şu olurdu: Her şeyi bugün çözmek zorunda değilsin. Ama bugün kendine dönmeye başlayabilirsin. Bir süre dışarıdaki sesleri azalt. Nefesine dön. Bedenini dinle. Seni gerçekten neyin yorduğunu ve neyin canlı hissettirdiğini gözlemle. Bazen insan yolunu kaybetmez; sadece başkalarının sesini kendi sesinden daha fazla duymaya başlar. Benim için dönüşüm tam burada başlıyor. İnsan kendi sesini yeniden duyduğunda, kendi yolunu da daha net görmeye başlıyor.

“Tıbbi tavsiye içermez, bilgilendirme amaçlıdır.”

Holistik Yaşam Mentoru Ruhzen Akademi – The APNC

RuhzenAkademi.com

@enerjianalizi

0501 313 33 33

Yazar Hakkında /

Yazmaya başlayın ve aramak için Entera basın