Kendi Güzelliğini Yaz!
8 Mart Dünya Kadınlar Günü, yalnızca çiçeklerin verildiği, sosyal medyada mesajların paylaşıldığı bir gün değildir. Olmamalıdır da. Oysaki bu özel gün; kadının tarih boyunca verdiği mücadelenin, kazandığı hakların ve hâlâ sürdürdüğü eşitlik arayışının sembolüdür. Bu özel gün; kadının kendisiyle kurduğu ilişkiyi, gücünü, emeğini ve özgürlüğünü, hatırladığı anlamlı bir farkındalık günüdür de.
Oysaki 8 Mart kadınlara, yalnızca haklarını değil; aynı zamanda kendi değerlerini de hatırlatır. Öyleki kadın; anne, eş, çalışan, yönetici ya da sanatçı kimliğiyle toplumun temel direklerinden biridir. Ancak tüm bu rollerin ötesinde, her şeyden önce bireydir. Kendi duyguları, hayalleri ve seçimleriyle özgür bir birey olan kadının, kendisiyle kurduğu ilişkiyi, gücünü ve özgürlüğünü hatırladığı özel bir gündür. Toplumsal yapının değişmesiyle birlikte kadın da kendi kimliğini daha güçlü biçimde ortaya koyuyor. Eğitimde, iş hayatında, sanatta, siyasette ve sosyal yaşamın her alanında söz sahibi olan kadın; artık bedenine dair kararları da özgürce alabiliyor.
Bu olumlu gelişmeler neticesinde günümüzde estetik kavramı da bu noktada bambaşka bir anlam kazanıyor. Bu noktada artık estetik; kadının kendisi için çıktığı bir yolculuk olarak seyir etmekte. Yakın bir zamana kadar estetik uygulamalar; fısıltıyla konuşulan, gizlenen bir sır gibiydi. Öyleki estetik uygulaması yaptıran kadın, bu psikolojik baskı sebebiyle suç işlemişçesine değişimlerini saklamak zorunluluğunu hissederdi. Bugün ise günümüz kadını çok daha bilinçli, çok daha özgüvenli bir yaklaşım içinde. Kadın, yaptığı her dokunuşu kendi mutluluğu için tercih ediyor. Bu değişim, sadece dış görünüşte değil; zihniyette yaşanan bir dönüşümü de işaret ediyor. Hal böyle olunca da kadın aynaya her baktığında; yılların yorgunluğunu azda olsa hafifletmek için eksileni tamamlayarak kendine bakım yapmak ruhunu tazelemek istiyor. Ya da sadece “Ben böyle daha iyiyim” diyebilmek için çabalıyor. Tüm bunlar kadının kendi kararı, kendi sınırları ve kendi özgüveniyle ilgilidir. Estetik dokunuşlar bir kalıba girmek için değil; kişisel tarzı, karakteri ve yaşam enerjisini yansıtmak için tercih ediliyor. Çünkü kadın, hem sosyal hayatta hem de kendi bedeni üzerinde söz sahibi olduğunun bilincine erişmiştir. “Kusursuzluk” kelimesi en önemli değişimlerden birisi olarak yaşanıyor. Uzun yıllar boyunca dayatılan tek tip yüzler, aynı burunlar, artık yerini benzer ifadeler yerini doğallığa bırakıyor. Öyleki günümüz estetiği; abartıdan uzak, kişiye özel ve ölçülü uygulamaları ön plana çıkarıyor. Her yüzün kendine özgü bir hikâyesi olduğu kabul ediliyor. Çünkü artık en güçlü trend şu: Kendin gibi görünmek.
8 Mart, kadınlara şunu hatırlatıyor:
Güzel olmak bir zorunluluk değil.
Estetik yaptırmak bir mecburiyet değil.
Ama kendini iyi hissetmek bir hak.
Bu Kadınlar Günü’nde, aynaya biraz daha sevgiyle bakmayı, bedenimize ve ruhumuza iyi gelen seçimler yapmayı ve en önemlisi, kendi güzellik tanımımızı kendimiz yazmayı kutlayalım. Çünkü kadın; güçlü olduğu kadar güzel, güzel olduğu kadarda özgürdür! Ve bu hikâyenin başrolü her zaman kadının ta kendisidir!
Bu Kadınlar Günü’nde aynaya biraz daha sevgiyle bakmayı, bedenimize ve ruhumuza iyi gelen seçimler yapmayı ve en önemlisi kendi güzellik tanımımızı kendimizin yazmasını kutlayalım. Başkasının onayına ihtiyaç duymadan, kendi iç sesimizi dinleyerek ilerleyelim.
Çünkü kadın; güçlü olduğu kadar zarif, zarif olduğu kadar kararlıdır. Güzel olduğu kadar özgür, özgür olduğu kadar değerlidir. Ve bu hikâyenin başrolü her zaman kadının kendisidir.



