Müzayedenin Sessiz Gücü!
- Selda Güneş
- 21 Mayıs 2026
RC Müzayede ve Sanatevi’nin kurucu ortakları Rahmi Çöğendez ve Yuliya Çöğendez, sanat dünyasında giderek daha fazla ilgi gören “sessiz müzayede” modeliyle Ankara’nın kültür-sanat gündemine yeni bir soluk kazandırıyor. “Her Duvar Bir Orijinali Hak Eder” yaklaşımından yola çıkarak sanatı yaşam alanlarının doğal bir parçası haline getirmeyi hedefleyen ikili, fiziksel ve dijital platformları eş zamanlı kullandıkları yenilikçi müzayede sistemiyle koleksiyonerleri ve sanatseverleri bir araya getiriyor. Ankara’nın önde gelen yayınlarından Ankara Life Dergisi’ne konuk olan Rahmi Çöğendez ve Yuliya Çöğendez, sanatın erişilebilirliğinden toplumsal sorumluluğa uzanan vizyonlarını paylaştı. Keyifli okumalar dileriz.
Röportaj: Hatice Şeyma Basut
Sessiz müzayede fikri nasıl doğdu? Türkiye’de bu modeli farklı kılan temel yaklaşımınız nedir?
Sessiz müzayede fikri, aslında sanatın daha geniş kitlelere ulaşabilmesi ihtiyacından doğdu. Bizim için önemli olan, eserin yalnızca seçkin bir çevrede değil, herkesin erişebileceği bir ortamda değer bulmasıydı. “Sessiz” kavramı burada bir sessizlikten ziyade, odaklanmayı temsil ediyor. İnsanların yalnızca esere ve kendi kararlarına yoğunlaştığı bir alışveriş dili oluşturduk.
RC Müzayede ve Sanatevi ile sessizmuzayede.com’un birlikte kurduğu bu hibrit yapı nasıl çalışıyor?
Biz hem fiziksel hem dijital dünyayı aynı anda yaşatıyoruz. Müzayede anında salonda gerçekleşirken, eş zamanlı olarak sessizmuzayede.com üzerinden online teklif alıyoruz. Böylece Ankara’da başlayan bir müzayede, Türkiye’nin hatta dünyanın farklı noktalarına ulaşabiliyor. Bu model, sanatın sınırlarını ortadan kaldırıyor diyebilirim.
Müzayedelerinizde sıklıkla vurguladığınız “Her Duvar Bir Orijinali Hak Eder” yaklaşımı neyi ifade ediyor?
Bu cümle bizim felsefemizi özetliyor. Sanat, sadece müzelerde ya da özel koleksiyonlarda değil, yaşam alanlarında da var olmalı. Her evin, her ofisin bir orijinal eserle buluşması gerektiğine inanıyoruz. Çünkü sanat, bulunduğu mekânı dönüştürür; insana ruh katar ve yaşamın parçası olur.
Ankara’da gerçekleştirdiğiniz etkinlikler büyük ilgi görüyor. Başkent izleyicisinin sanata yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ankara izleyicisi çok bilinçli ve giderek büyüyen bir sanat ilgisine sahip. Özellikle Bilkent Sanat Sokağı gibi alanlar, bu kültürün gelişmesinde önemli rol oynuyor. Biz her etkinlikte koleksiyonerlerden genç sanatseverlere kadar çok geniş bir kitleyle buluşuyoruz. Bu da bizi motive eden en önemli unsur.
Açık hava ve online eş zamanlı müzayede gibi yenilikçi formatlarınızın arkasındaki motivasyon nedir?
Biz sanatı kalıplardan çıkarmak istiyoruz. Açık hava müzayedesi ya da online canlı yayın, sanatın erişilebilirliğini artırıyor. İnsanlar yalnızca izleyen değil, anın parçası oluyor. Aynı zamanda müzayedenin heyecanını dijital dünyaya taşıyarak daha demokratik bir sanat ortamı yaratıyoruz.
Sosyal sorumluluk ve sanat ilişkisini nasıl konumlandırıyorsunuz?
Sanatın topluma dokunması gerektiğine inanıyoruz. Daha önce gerçekleştirdiğimiz bazı müzayedelerde, eser satışlarından elde edilen gelirleri Türk Eğitim Vakfı gibi kurumlara bağışladık. Bu bizim için bir tercih değil, bir sorumluluk. Sanat yalnızca estetik değil, aynı zamanda toplumsal fayda üretme gücüne de sahip olmalı.


