Özgür Aksuna ile “İşimiz Gücümüz Yemek”

Yeni Yıla İsviçre Zarafetiyle Bir Başlangıç:  

Mövenpick Hotel Ankara “Teona Restoran”

Yeni bir yıl…
Yeni umutlar, yeni başlangıçlar ve sofralarda yeni hikâyeler demek. Gurme yolculuğumun yirminci yılında, Ankara Life ‘İşimiz Gücümüz Yemek’ köşemdeki bu ay yeni yılın ilk adımını, köklü bir kültürün temsilcisi olan Mövenpick Hotel Ankara ile atmak istedim. Bazı markalar vardır; yalnızca bir otel ya da restoran değil, aynı zamanda bir yaşam felsefesi sunar. Mövenpick de tam olarak böyle bir marka. Bu ay çok özel lezzetlerle buluşturacağım sizi öncelikle sizi Mövenpick Hotel ile tanıştırayım istiyorum.

Bir İsimden Fazlası: Mövenpick’in Hikâyesi

“Mövenpick” kelimesi Almanca’da “martı” anlamına gelir. Bu isim, 1948 yılında İsviçreli vizyoner Ueli Prager’in hayalinde şekillenirken tesadüfen seçilmemiştir. Martılar gibi özgür, erişilebilir ama bir o kadar da zarif bir misafirperverlik anlayışı hedeflenmiştir. Mövenpick’in doğduğu İsviçre mutfak kültürü; sadelik, kalite ve ürünün doğallığına saygı üzerine kuruludur. Abartıdan uzak ama kusursuz detaylara sahip bu yaklaşım, bugün dünyanın dört bir yanındaki Mövenpick otellerinde hissedilir. Ankara’daki Mövenpick Hotel de bu kültürü şehrin ritmine başarıyla uyarlayan duraklardan biri. Menüsü de aynı zenginlikte ve lezzette.

Ankara’da Bir İsviçre Duruşu!

Şehrin iş ve yaşam merkezlerinden birinde konumlanan Mövenpick Hotel Ankara, yalnızca konaklama sunan bir yapı değil; aynı zamanda gastronomi, toplantı ve sosyal yaşamın kesiştiği modern bir buluşma noktası. Otelin genel atmosferinde dikkatimi çeken ilk şey, sessiz bir özgüven. Gösterişe ihtiyaç duymayan, detaylarda konuşan bir zarafet hâkim. Gerek odalardaki konfor anlayışı, gerek toplantı ve etkinlik alanlarındaki profesyonel yaklaşım, Mövenpick’in köklü misafirperverlik kültürünü net biçimde yansıtıyor. Spa merkezini deneyimlemiş biri olarak ne kadar başarılı ve eşsiz olduğunu ancak denediğinizde anlayacaksınız.

Sofrada Anlatılan Hikâyeler: Mövenpick Teona Restaurant!

Gelelim benim için her zaman yolculuğun kalbine: restorana… Teona Restaurant, klasik otel restaurantı algısının ötesinde, dengeli ve rafine bir mutfak çizgisine sahip. Menüde hem uluslararası klasiklere hem de yerel dokunuşlara rastlamak mümkün. Ancak burada esas mesele, tabağın içeriğinden çok niyeti.

Etler doğru pişirme teknikleriyle hazırlanıyor, soslar baskın değil tamamlayıcı. Sebzeler yalnızca garnitür değil, tabağın karakterini oluşturan unsurlar olarak ele alınmış. Uzun yıllardır bu işin içinde biri olarak söyleyebilirim ki; bu dengeyi tutturmak her mutfağın harcı değildir, burası lezzeti bir gösteriye dönüştürmeden, kültürü ve kaliteyi ön plana çıkaran bir anlayış sunuyor. Teona restoranda favorim Zürih usulü patates yatağında et dilimleri, tam bir Avrupa esintisi etler döküm tavada ahşap bir servisle geliyor ve patates yatağına servis ediliyor beraberinde rokfor peynirli meyveli roka salatasıysa damakta unutulmaz tatlar bırakıyor yine bir imza yemeği olan Kayın Ağacında Somon özellikle havuç püresi ile göz dolduruyor garnitürleriyle beraber ve benzersiz sunumuyla balık severlerin vazgeçilmezi olmaya aday, kış döneminde özellikle ilik çorbası hem lezzetli hem de şifa dolu, Anadolu’nun yıldızı İncikse menüye yeni eklenen en kıymetli lezzetlerden menüdeki diğer imza lezzetleri görmek istiyorsanız Teona restorana mutlaka gitmelisiniz. 

Bir Efsane: Mövenpick Dondurmasının Hikâyesi!

Ve elbette… Mövenpick denince yazıyı buraya getirmemek mümkün değil: Mövenpick dondurması. 1960’lı yıllarda İsviçre’de başlayan bu serüven, bugün dünya çapında bir lezzet ikonuna dönüşmüş durumda. Mövenpick dondurmasının sırrı; katkı maddesinden uzak, gerçek meyve, taze süt ve ustalıkla kurulan tariflerde saklı. Restoranda servis edilen dondurma, yalnızca bir tatlı değil; markanın DNA’sını taşıyan bir imza adeta. Kaşığı ilk aldığınız anda yoğun kıvamı, doğal aroması ve dengeli tat profiliyle neden bu kadar meşhur olduğunu fazlasıyla anlatıyor. Gurme bir bakışla söylemem gerekirse, bu dondurma “tatlıdan fazlası”; bir geleneğin günümüze taşınmış hâli. Bir dünya markası olan Mövenpick dondurmadaysa benim favorim Chocolate Mint, Swiss Chocolate ve Espresso.

Yeni yılın ilk yazısında bu adresi seçmem tesadüf değil. Çünkü bazen yeni başlangıçlar için ihtiyacımız olan şey; yüksek sesli yenilikler değil, köklü ve güven veren duruşlardır. Yeni yıl, yeni sofralar ve yeni hikâyeler getirsin. Bir sonraki buluşmamıza kadar, lezzetle kalın.

Yazar Hakkında /

Yazmaya başlayın ve aramak için Entera basın