Erkek Hakimiyetinin Olduğu Fırın ve Simit Sektöründe Güçlü ve Cesur Bir Kadın Girişimci; Aysel Liman!
Çocukluk hayalini, mahalle kültürünün sıcaklığını ve samimiyetini simit tezgahına taşıyarak gerçeğe dönüştüren Aysel Liman, “Bir kadın isterse yapar” diyerek hem girişimcilere hem de kadınlara ilham oluyor. Pandeminin zorlu dönemlerinde bile pes etmeyen ruhu ve stratejik hamleleriyle Susam Sokağı, sadece lezzet sunan bir mekan olmaktan çıkıp, herkesin kendini evinde hissettiği bir aile ortamına dönüştü. Aysel Liman, yerel tedarikçilerle kurduğu güçlü iş birlikleri, emeğe ve kaliteye verdiği değerle, simidi bir kültür ögesi olarak yaşatmaya devam ediyor. Keyifli geçen röportajımız sizlerle, iyi okumalar dileriz.
Röportaj: Hatice Şeyma BASUT
Susam Sokağı Simit Cafe markasını yaratırken sizi en çok motive eden duygu veya ihtiyaç neydi ve bugün geriye baktığınızda “iyi ki başlamışım” dedirten o ilk kıvılcımı nasıl tanımlarsınız?
Doksanlar kuşağının vazgeçilmez çizgi filmi Susam Sokağı, benim ilk ilham kaynağım olmuştur. Çocukluğumdan beri “mahalle kokan” bir yer açma hayalim vardı; insanların oturup sohbet edebileceği, sıcak çay kokusuyla güven veren, samimi bir ortam yaratmak istiyordum. Simit tezgahının başına ilk geçtiğimde, o tanıdık kokuyu içime çektiğim an, “Evet, doğru yer burası” dedim ve o an “İyi ki başlamışım” dedirten o kıvılcımı hissettim.
Başarı çoğu zaman görünmeyen mücadelelerin toplamıdır.Girişim yolculuğunuzda sizi en çok zorlayan dönemeç ne oldu ve bu eşiği aşarken hangi içsel güce ya da stratejiye tutundunuz?
Bu konuda gerçekten şanslı bir esnaf oldum. Mahalle kültürüyle yetişmiş biri olarak, kendi mahallemde olmanın avantajıyla başarıyı yakalamak benim için çok zor olmadı. Ancak, tıpkı tüm dünya gibi, pandemi dönemi bizim için de oldukça zorlu bir süreç oldu. Maliyetler hızla artıyor, insanlar tedirgin ve işletmeyi ayakta tutmak her geçen gün daha zor hale geliyordu. O dönemde beni ayakta tutan en önemli şey, mücadeleci ve pes etmeyen bir yapıya sahip olmam oldu diyebilirim. Geçici bir süreç olduğunu ve geceyi takip edenin her zaman bir güneş olduğunu bildiğim için içim rahattı. Stratejik olarak ise küçülmek yerine çeşitlendirmeye ve paket servisini güçlendirmeye odaklandım. Elbette, en önemli faktörlerden biri de simidin Türk kültüründeki derin yeri ve önemi oldu; bu, o zorlu dönemi aşmamda bana büyük güç verdi.
Bir mekânı marka yapan sadece lezzet değil, ruhudur… Sizce Susam Sokağı Simit Cafe’yi müşterilerin gözünde “sıcak ve özel” kılan o benzersiz dokunuş nedir?
Bir aile mekânı olmamız ve hiç kimsenin müşterimiz değil, misafirimiz olarak görülmesidir.
Yerel bir işletmeden güçlü bir marka kimliği yaratmak… Bunu yaparken özellikle hangi değerleri korumaya özen gösterdiniz ve bu değerlerin sizi sektörde nasıl konumlandırdığını düşünüyorsunuz?
Samimiyet, emeğe saygı ve güvenilirlik… Bu üç değer bizim için çok önemli. Yerel tedarikçilerle çalışarak hem kalitemizi koruyor hem de ekonomiyi canlı tutuyoruz. Burada satılan hiçbir ürünü biz yemediğimiz halde sunmuyoruz. İnsanlar buradan sadece simit almıyor; aynı zamanda mahalle kültürünü de yaşıyor ve hissediyor.
Girişimcilik aynı zamanda bir öğrenme yolculuğudur. Bu serüvende sizi en çok şaşırtan ya da bakış açınızı kökten değiştiren deneyim hangisi oldu?
Bu yolculukta en çok sabretmeyi ve sorunlara sorun olarak değil, aşmam gereken basamaklar olarak bakabilmeyi öğrendim. Gelecekteki hedefim ise daha fazla kadına istihdam sağlamak. Yol uzun, ama öğrendiklerimle daha emin adımlarla yürüyorum.
Susam Sokağı Simit Cafe’yi önümüzdeki yıllarda nerede görmek istiyorsunuz ve bu hedeflere giderken okurlarımıza ilham olabilecek hangi adımları atmayı planlıyorsunuz?
“Bir kadın isterse yapar” diyen kadınlara örnek olabilmek istiyorum. Planlarım arasında aile sıcaklığımızı korumak, hijyen ve kalite çizgimizi daha da yükseltmek var. Küçük, doğru ve sürekli adımlar atarak herkes kendi hikayesini yazabilir; ben de hâlâ yazıyorum.




