Bazı kokular vardır; bir şehri anlatmaya yeter.
Bazı sesler vardır; o şehrin ritmini kurar.
Ankara’da sabahın erken saatlerinde sokaklara yayılan o susam kokusu ve ardından gelen o tanıdık ses…
“Yeni geldi… gevrek simit!”
Ankara simidi, yalnızca bir sokak yiyeceği değildir. Bu şehirde yaşayanların günlük hayatına karışmış, hafızasına yerleşmiş, neredeyse bir şehir ritüeline dönüşmüş bir lezzettir.
Okul önlerinde, köşe başlarında, otobüs duraklarında, memurun sabah telaşında, öğrencinin öğle arasında…
Simit Ankara’da uzun zamandır adeta kentin hızlı ama sıcak “sofrasıdır.”
Bir Halk Yemeği!
Belki çok doyurmaz ama nefis köreltir.
Ve en önemlisi her zaman ulaşılabilir.
Sabah işe giderken, öğle aralarında, akşam eve dönüşte…
Simit her zaman elinizin uzanabileceği bir yerde durur.
İstanbul’da günün beş vaktinde simit bulunabilirken, Ankara’da fırınlardan özellikle sabah ve ikindi vakitlerinde çıkan sıcak simitlerin ayrı bir yeri vardır.
Yanında çoğu zaman küçük bir parça beyaz peynir…
Ve çoğu zaman ayakta yenilen bir öğün.
Ama mesele yalnızca açlığı bastırmak değildir.
Simit aynı zamanda şehrin sosyal hayatının bir parçasıdır.
Bir Meslek Kültürü!
Simit yalnızca bir yiyecek değil, bir esnaf kültürünün de taşıyıcısıdır.
Eskiden simitçiler fırınlarda çalışan zanaatkârların ilk basamaklarından biri sayılırdı. “Hamurkâr” diye anılan bu ustalar zamanla meslekte yükselir, simit ustalığına ulaşırdı.
Osmanlı döneminde saray mutfağında bile simit yapan ustalar bulunurdu. Matbah-ı Amire’de çalışan simitçiler, saray halkı için susamlı ya da sade çörekler hazırlardı.
Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde simitçi esnafının yüzlerce kişiyle büyük bir zanaat topluluğu oluşturduğunu anlatması boşuna değildir.
Ankara Sokaklarının Vazgeçilmezi!
Ankara’ya geldiğimizde simit artık yalnızca bir gelenek değil, aynı zamanda bir şehir ekonomisinin de parçasıdır.
Bugün Ankara’da günde yüzbinlerce simit satıldığı biliniyor.
Seyyar satıcılar, küçük fırınlar, sokak tezgâhları…
Hepsi bu kentin sabah ritmini kuran görünmez aktörlerdir.
Birçok kişi için günün ilk öğünü simitle başlar.
Akşam eve dönerken alınan bir simit ise bazen küçük bir mutluluk olur.
Bir Şehrin Sesi!
Simit sadece bir halka değildir.
O halka;
bir şehrin sabahını,
sokağını,
esnafını,
ve insanlarını birbirine bağlar.
Ve belki de bu yüzden Ankara sokaklarında o ses hâlâ duyulur:
“Yanıyor… el yakıyor… yeni geldi!”
Çünkü bazı şehirler kokularıyla hatırlanır.
Bazıları ise sesleriyle.
Ankara ise ikisini de simitte buluşturur.
Ayşegül Binici / @aysegulnerde
Gastronomi Profesyoneli | Gurme Yazar
Medya ve İletişim Uzmanı
Anadolu Gastro-Turizm Derneği Başkan Yardımcısı