Dijital Eğitimin Yeni Yol Haritası: FUZEM!
Şehrin en çok okunan yayını Ankara Life Dergisi, bu ay dijital eğitimin yükselen vizyoner isimlerinden Fatih Genç’i konuk ediyor. Türkiye’nin dört bir yanında edindiği deneyimleri, sahadan beslenen güçlü eğitim bakışıyla birleştiren Genç; FUZEM ile yalnızca bir platform değil, “öğrencinin başarısını merkeze alan yeni bir dijital okul kültürü” inşa ediyor. Eğitimde fırsat eşitliğini teknolojiyle buluşturan bu yenilikçi yolculuk; hem girişimcilere hem de geleceğin öğrenme modellerine ilham niteliğinde… İyi okumalar dileriz.
Röportaj: Hatice Şeyma Basut
Fatih Bey öncelikle sizi tanıyalım. Fatih Genç kimdir? Kariyer yolculuğunuzun kilometre taşlarından kısaca bahseder misiniz?
Aslen Eskişehirliyim; demiryolcu bir babanın çocuğu olarak Türkiye’nin pek çok şehrinde büyüdüm. Farklı kültürlerde yaşamak, hem iletişim becerilerimin hem de girişimcilik yönümün temelini attı. Bugün, bir çocuk babası olarak hem aileyi hem de eğitimde değer üretmeyi hayatının merkezine alan bir eğitim girişimcisiyim. Eğitim yolculuğum Afyonkarahisar Anadolu Öğretmen Lisesi ile başladı; Gazi Eğitim Fakültesi’ndeki lisans eğitimim ve Eğitim Teknolojileri yüksek lisansımla öğrenme süreçlerine daha bütüncül bakmayı öğrendim. Üniversite yıllarında etüt öğretmenliğiyle başlayan kariyerim, 2011’de ulusal bir yayınevinde eğitim bilimleri editörlüğü ve koordinatörlüğü görevleriyle profesyonelleşti. 2012’de uzaktan, 2013’te yüz yüze eğitim deneyimleriyle Türkiye’nin çok farklı bölgelerinde öğrencilerin ihtiyaçlarını yakından gözlemledim. Bu süreçte ulusal ölçekte pek çok markada eğitmenlik ve yazarlık yaparak içerik geliştirme, müfredat tasarımı ve eğitim stratejileri alanlarında uzmanlaştım. 2022 yılında ise eğitimde erişilebilirliği ve kaliteyi merkeze alan fuzem.com’un kuruluşunda yer aldım. Bugün FUZEM, öğrenci başarısını artırmayı ve Türkiye’de dijital eğitimin standartlarını yükseltmeyi hedefleyen kapsamlı bir eğitim ekosistemi olarak yolculuğunu sürdürüyor.
Okurlarımız özellikle başarılı girişimcilerin ilk adımlarından ilham almayı çok seviyor. Sizi bu yola iten motivasyon neydi? FUZEM’i kurarken hangi vizyonla yola çıktınız?
Eğitim sektöründe uzun yıllar çalışmış biri olarak en net gördüğüm şey şuydu: Dijital dönüşüm artık bir tercihten öte, eğitimde fırsat eşitliği için zorunlu bir ihtiyaçtı. Öğrencilerin öğrenme alışkanlıkları değişiyor, dünya kişiselleştirilmiş ve erişilebilir eğitim modellerine yöneliyordu. Beni bu yola iten temel motivasyon, Türkiye’de bu dönüşümü güçlü bir vizyonla hayata geçirmek ve her öğrencinin nitelikli eğitime ulaşabilmesini sağlamaktı. Öğretmenlikten yayıncılığa, yüz yüze eğitimden online platformlara uzanan yolculuğumda Türkiye’nin dört bir yanındaki öğrencilerin eşitsiz imkânlarla mücadele ettiğini gördüm. Dijital eğitim doğru tasarlandığında bu eşitsizliği azaltabilecek en etkili araçtı. FUZEM’i kurarken hedefimiz sadece ders anlatan bir platform oluşturmak değildi; öğrencinin öğrenme stiline uyum sağlayan, öğretmenin deneyimini teknolojinin gücüyle birleştiren, veriye dayalı yönlendirme sunan bütüncül bir eğitim ekosistemi kurmayı amaçladık. Pandemi süreci bu dönüşümün aslında çok daha önce başlaması gerektiğini gösterdi. Biz de FUZEM’i “Türkiye bu değişime gecikmeden uyum sağlamalı” vizyonuyla hayata geçirdik. Eğitim teknolojilerini bir araç olarak değil, öğrencinin başarı yolculuğunu kişiselleştiren stratejik bir güç olarak konumlandırdık.
FUZEM’de diğer dijital platformlardan farklı olarak “interaktif ders deneyimini” tercih etmeniz, sektörde sizi nasıl farklılaştırıyor?
Dijital eğitimde birçok platform içerik sunuyor; ancak biz FUZEM’de öğrenmenin gerçek anlamda insan etkileşimiyle derinleştiğine inanıyoruz. Bu yüzden yalnızca videolara değil, öğretmen ve öğrenciyi aynı anda buluşturan interaktif ders modeline odaklandık. Bizi sektörde ayrıştıran temel nokta şu:
Teknolojiyi öğretmenin yerine koymuyor, öğretmenin etkisini büyütmek için kullanıyoruz. Böylece tamamen insan odaklı, gerçek bir öğretim deneyimi sunuyoruz. Canlı ve interaktif dersler sayesinde öğrencilerin soruları anında cevaplanıyor, öğretmenler ders içi ihtiyaçları hızlıca ölçebiliyor, ders temposu gruba göre şekilleniyor ve motivasyon sürekli canlı tutuluyor. En önemlisi, öğrenciler yalnız hissetmiyor; sürecin aktif bir parçası oluyor. Bu yaklaşım FUZEM’i klasik bir e-öğrenme platformundan çıkarıp gerçek bir dijital okul kimliğine taşıyor. Çünkü eğitim sadece içerik değil; iletişim, bağ kurma ve doğru yönlendirme işidir. Biz de tam olarak bunu vadediyoruz.
Dijital eğitim platformlarının Türkiye’de ve dünyada artan önemi göz önüne alındığında, FUZEM’in önümüzdeki dönemde planları neler?
Dijital eğitim platformlarının dünya genelinde yükselen etkisi, artık sadece bir trend değil; kalıcı bir dönüşümün habercisi. Bu dönüşümün içinde FUZEM’i konumlandırırken iki ana stratejik hedefimiz var.Birincisi, Türkiye’de tüm eğitim kademelerine hizmet verebilen bütüncül bir yapı oluşturmak. Şu anda ortaokul, lise ve sınav hazırlık süreçlerinde güçlü bir model sunuyoruz; ancak hedefimiz, okul öncesinden yetişkin eğitimine kadar uzanan bir “yaşam boyu öğrenme ekosistemi” kurmak. Yani bir öğrenci FUZEM’le tanıştığında, eğitim yolculuğunun her aşamasında bizden destek alabileceği bir sistem. Buna çok yakınız ve bu, önümüzdeki dönemin en önemli büyüme adımlarından biri olacak.
İkinci ve en büyük vizyonumuz ise globalleşmek. Bugün Türk eğitimcilerinin üretim gücü, içerik kalitesi ve disiplinli yaklaşımı dünya standartlarının gerçekten üzerinde. FUZEM’i kurarken hep şunu düşündüm: “Neden Türkiye’den bir dijital eğitim markası dünyaya açılmasın?” Her ne kadar buna niyet eden girişimler ya da adımlar olsa da henüz bunu tam manasıyla başarabilen olmadı. Bu düşünce bizim için bir hayal değil, üzerinde çalıştığımız somut bir yol haritası. FUZEM’in global yolculuğu, sadece bir şirketin büyümesi değil; aynı zamanda Türk eğitimcilerinin dünyaya açılması, ülkemizin eğitim teknolojilerindeki potansiyelinin görünür olması ve Türkiye’nin dijital eğitimde söz sahibi ülkelerden biri hâline gelmesi anlamına geliyor.
Kendi deneyimlerinizden yola çıkarak, “eğitim + dijital + erişilebilirlik” ekseninde bir proje kurmak isteyen biri için en kritik unsurlar sizce neler?
Bu alanda değer üretmek için para hiçbir zaman ilk sırada değildir ve tek başına başarıyı garanti etmez. Eğitim; sermayeden çok vizyon, sabır, emek ve insana dokunma kararlılığı gerektiren bir alandır. Kendi yolculuğumdan çıkardığım en kritik unsurlar ise şunlar:
1. Niyet, her şeyden önce gelir.
Eğer amaç yalnızca ticari kazançsa yol uzun sürmez. Eğitim etkisi geniş ama geri dönüşü zamana yayılan bir süreçtir. Kalıcı başarı ancak öğrencinin hayatına gerçekten değer katmayı hedefleyen projelerde ortaya çıkar.
2. Tecrübe bu sektörün en güçlü sermayesidir.
Sınıfa girmeden, öğrenciyi tanımadan, öğretmen–veli–öğrenci döngüsünü yaşamadan dijital eğitim kurabilirsiniz; ancak sürdürülebilir kılamazsınız. Sahayı bilmek ve eğitimin ruhunu anlamak kritik bir gerekliliktir.
3. Sabır ve disiplin olmazsa olmazdır.
Bir platformu kurmak kolaydır; fakat onu yaşatmak, geliştirmek ve yıllar boyu ayakta tutmak istikrarlı, disiplinli bir çalışma ister. Eğitimde başarı bir gecede ortaya çıkmaz; içerik, operasyon ve kullanıcı güveni zaman içinde inşa edilir.
4. En stratejik adım: Doğru ekip.
İyi bir eğitim projesi; teknoloji uzmanından öğretmene, tasarımcıdan rehberlik ekibine kadar aynı vizyona inanan bir kadro gerektirir. Doğru ekip, çoğu zaman yatırımdan ve reklamdan bile daha kritik bir başarı unsurudur.
5. Erişilebilirlik projenin omurgasıdır.
Fiyat politikasından teknik altyapıya kadar her aşamada erişilebilirliği gözettiğinizde hem fırsat eşitliğini güçlendirir hem de uzun vadeli güven oluşturursunuz.
Sonuç olarak bu alanda başarılı olmak isteyenlere tek cümlelik tavsiyem şu: “Önce değer üretin, sonra büyümeyi düşünün.”
Çünkü eğitimde gerçek başarı, insan hayatına dokunduğunuzda kalıcı hâle gelir.




