Dönüşümün Arkasındaki Güç: Ceren Çakıcı!

Ankara Life Dergisi, bu sayısında devlet destekleri, teşvik mekanizmaları ve proje yönetimi alanındaki çalışmalarıyla dikkat çeken Ceren Çakıcı’yı konuk ediyor. Üniversite yıllarında başlayan profesyonel yolculuğunu bugün işletmelerin büyüme, dijitalleşme ve dönüşüm süreçlerine yön veren bir uzmanlığa dönüştüren Çakıcı; proje kültürü, Ar-Ge vizyonu ve stratejik danışmanlık yaklaşımıyla pek çok şirketin başarı hikâyesinde önemli bir rol üstleniyor.
Bu röportajda, projelerin nasıl başarıya ulaştığını, destek ekosisteminde doğru adımların ne olduğunu ve işletmelerin geleceğe hazırlanmasında teknoloji odaklı bakış açısının neden kritik olduğunu kendi deneyimleriyle paylaşıyor. İyi okumalar dileriz.

Röportaj: Hatice Şeyma Basut

Devlet destekleri, teşvikler ve proje yönetimi alanında uzmanlaşmak ciddi bir birikim gerektiriyor. Sizi bu alana yönlendiren kırılma noktası neydi ve bugün geldiğiniz noktaya uzanan yolculuğunuzda en belirleyici adım hangisi oldu?

Devlet destekleri, teşvik mekanizmaları ve proje yönetimi, kariyerimin doğal akışında birbirini tamamlayan üç temel eksen hâline geldi. Bu durum bir tesadüf değil, sahada yaşanan karmaşayı düzenli ve sürdürülebilir bir sisteme dönüştürme isteğimin doğal bir sonucuydu. Kariyerime oldukça erken yaşta başladım ve daha üniversite dönemindeyken hangi alanda ilerlemek istediğime karar vererek bu yönde adımlar attım. Bu alana yönelmemdeki en büyük kırılma noktası ise henüz üniversite öğrencisiyken çalıştığım firmada projelerin uçtan uca yönetim sorumluluğunu üstlendiğim dönem oldu. Bu süreçte yalnızca teknik konularla değil; bütçe planlaması, risk yönetimi, mevzuatın doğru yorumlanması, projenin isterlere uygun yazılması ve ekip koordinasyonu gibi çok geniş bir yelpazede düşünmem ve yönetmem beklendi. İşte o dönemde “Evet, ben bu alanda kendimi geliştirmeliyim.” dedim. Çünkü bir projeyi yönetmek aslında bir dönüşümü ve sistemi yönetmektir. Dönüşüm ise ancak cesur kararlar, güçlü analizler ve disiplinli bir yol haritasıyla mümkün olur. Bugün geldiğim noktada kendimi sadece süreç yöneten biri olarak değil; işletmelerin potansiyelini açığa çıkaran, riskleri fırsata dönüştüren ve yenilikçi düşünceyi teşvik ekosistemiyle buluşturan bir yol gösterici olarak görüyorum. Aslında her proje ve her sistemde amacım hep aynıydı: İşletmelerin içindeki gücü ortaya çıkarmak ve onları kendi hikâyelerinin lideri hâline getirmek.

Uzmanlığınız çok disiplinli bir yapıya sahip: Ar-Ge/Ür-Ge projeleri, danışmanlık, teşvik süreçleri ve yazılım destekleri; proje ve müşteri yönetimi … Bu geniş yelpazede çalışırken “başarı” tanımınız nasıl şekillendi? Sizi en çok motive eden unsur nedir?

Benim için başarı, bir projenin tamamlanmasıyla ölçülmez; asıl başarı, o projenin bir işletmede somut bir dönüşüm yaratmasıdır. Yani başarı, yalnızca iyi yapılmış bir işten çok daha fazlasıdır. Başarı, bir işletmenin verimliliğinin artması, stratejisinin netleşmesi, hedeflerinin büyümesi, teknoloji ile daha güçlü hâle gelmesi ve sürdürülebilir bir modele kavuşmasıdır. Geniş bir yelpazede çalışıyor olmam bana çok temel bir gerçeği kazandırdı: Disiplinlerin kesiştiği yerde gerçek değer ortaya çıkar. Çünkü bir teşvik sürecinin proje yönetimiyle, bir Ar-Ge projesinin müşteri deneyimiyle ve bir yazılım çözümünün işletmenin büyüme stratejisiyle birleştirilmesi, ortaya çıkan sonuçları hem daha güçlü hem de kalıcı hâle getirir. Danışmanlık sektöründe yaptığımız iş de tam olarak bu temelden beslenmektedir. Beni en çok motive eden unsur ise çok net: Bir işletmenin veya girişimcinin potansiyeli ile gerçekler arasındaki mesafeyi kapatmak ve bunu doğru planlama ile hayata geçirmek. Bunu başardığım her projede yalnızca danışmanlık veya hizmet sunmuş olmuyorum; aynı zamanda bir işletmenin kaderine dokunmuş, yeni bir büyüme hikâyesini başlatmış ve buna tanıklık etmiş oluyorum. Bu da benim için mesleğimin ötesinde, motivasyonla birlikte gerçek bir dönüşüm yaratmak demektir.

Birçok şirket sizin rehberliğinizle önemli devlet desteklerine, başarılı projelere ve dijital dönüşüm hamlelerine imza attı. Sizce bir işletmeyi başarıya taşıyan görünmez ama kritik faktör nedir? Başarılı örneklerinizden yola çıkarak bu süreci nasıl anlatırsınız?

Bugüne kadar sayısız işletmeye ve girişimciye bu yolculuklarında eşlik ettim. Bu süreçte birçok işletmenin bazen devlet desteklerinden yararlanarak büyüdüğünü, bazen dijital dönüşüm adımlarıyla verimliliğini artırdığını ve proje kültürünü kurumsal bir kas hâline getirdiğini gördüm. Bu başarı hikâyelerinin arkasında görünmeyen ama her zaman kritik bir faktör var: Doğru niyetle ve doğru adımlarla başlayan cesur kararlar verebilmek. Çünkü bir işletmeyi gerçekten başarıya taşıyan şey, teknik süreçlerden çok önce yöneticilerinin ve ekibinin “Biz daha iyisini yapabiliriz” cümlesini kurup buna inanmasıdır. İşte bu karar verildiğinde benim rolüm, bu potansiyeli ortaya çıkararak süreçleri sadeleştirmek ve yol haritasını belirlemektir. Bu adımları tamamladıktan sonra ekibi aynı vizyonda buluşturarak işletmeyi destek ekosistemi ile uyumlu bir şekilde ölçeklendirmek gerekiyor. Bunu başarabilen yapılarda gördüğüm ortak nokta şudur: Şirketler sadece bir destek almakla kalmaz, aynı zamanda düşünme biçimlerini de dönüştürürler. Bunu başaramayan şirketler ise bir süre sonra aynı yerde kalır, aynı adımları tekrar ederek aynı yolda yürümeye devam ederler. Örneğin; dijitalleşme adımı atan bir firma artık içgüdüsel olarak veriye dayalı kararlar alır. Ar-Ge projeleri yürüten firmalar rekabetten kaçmaz, rekabeti yönetmeyi seçer. Teşvik alan bir işletme yalnızca finansal rahatlık elde etmez, aynı zamanda yatırım cesaretini ve büyüme isteğini de artırır. Çünkü destekler parayı sağlar, dönüşümü ise zihniyet ve istek yaratır. Bir işletme bu zihniyeti benimsediğinde başarı yalnızca bir sonuç olmaktan çıkar; sürekli büyüyen ve gelişen bir döngüye dönüşür. Ve benim için en motive edici ve gurur verici anlardan biri de işte bu noktadır.

Ar-Ge projeleri çoğu zaman vizyon, strateji ve doğru yönlendirme gerektiriyor. Bir projeyi ilk değerlendirdiğinizde “Evet, bu proje başarıya gider” dediğiniz sinyaller neler oluyor?

Ar-Ge projeleri, temel olarak bir fikrin teknolojiye katma değer yaratması ve sürdürülebilir bir modele dönüşme yolculuğudur. Bu nedenle ilk değerlendirme anı çok kritiktir ve katma değeri ön plandadır. Bir projeyi “başarıya gider” olarak nitelendirdiğim durumlarda öncelikle vizyonun netliğine, çözümün gerçekten bir ihtiyaca cevap verip vermediğine, ölçeklenebilirlik ve sürdürülebilirlik yapısına, ekibin projedeki yetkinliğine ve hayal-gerçek dengesine bakarım. Ayrıca bu başlıkların birbirleriyle uyumu da kararımı etkiler. Çünkü her fikir ve her proje her zaman Ar-Ge projesi değildir. Bir proje sahibi ne yapmak istediğini net olarak biliyor, hedefini açıkça belirlemiş, somut bir ihtiyaca çözüm üretmiş, sektöründeki rekabet ortamında kendine bir yer edinmiş, ekibini projeye göre doğru şekilde oluşturmuş ve büyüme potansiyelini uzun vadeli katma değer perspektifiyle ortaya koymuşsa, işte o zaman bu projeye kesinlikle başarı şansı veriyorum.

Türkiye’de devlet destekleri ve teşvik ekosistemi sürekli değişiyor, yenileniyor. Bu dinamik yapıya uyum sağlamak isteyen işletmelere, özellikle KOBİ’lere, kendi tecrübelerinizden hareketle hangi altın önerileri verirsiniz?

Evet, devlet destekleri ve teşvik ekosistemi gerçekten çok dinamik. Hem mevzuat hem de uygulama tarafı sürekli güncelleniyor. Bu değişkenlik birçok firma için zorluk gibi görünse de, doğru yönetildiğinde çok büyük fırsatlar barındırıyor. Öncelikle her görüşmemde ve danışmanlık süreçlerimde hep şunu vurguluyorum: Kendinizi ve stratejinizi desteklere göre değil, destekleri stratejinize göre şekillendirin. Çünkü hiçbir devlet desteği %100 onaylanacak veya kesintisiz devam edecek garanti sunmaz. Bunu kabul ederek yola çıkmak, sürecin temel adımıdır. Maalesef birçok firma, “Hangi destek var, ona göre proje yazalım” yaklaşımıyla hareket ediyor; bu yaklaşım ise başarıyı getirmiyor. Doğru bakış açısı, “Biz ne yapmak istiyoruz, proje neyi hedefliyor ve destekler bu süreçte bize nasıl yol gösterir?” sorularının cevabına odaklanmaktır. Bu yaklaşım süreci hem sonuç odaklı hem daha hızlı hem de daha güçlü hâle getirir. Firmalar bu süreçte dijitalleşmeyi kesinlikle ertelememelidir. Çünkü destek ekosistemi artık teknoloji ağırlıklı bir yapıya sahip. Küçük bir otomasyon veya basit bir yazılım entegrasyonu bile işletmenin verimliliğini ve destek alma kapasitesini ciddi şekilde artırır. Ayrıca profesyonel proje yönetimi kültürünü ve disiplinini mutlaka benimsemek gerekir. Birçok destek sürecinin başarısız olma nedeni teknik hatalar değil, yönetimsel eksikliklerdir. Nakit akışını destek mekanizmasına göre planlayarak, “önce yatırım, sonra destek” döngüsüne hazırlıklı olmak kritik öneme sahiptir. Özetle; doğru strateji, dijital bakış açısı ve güçlü proje yönetim kapasitesine sahip işletmeler, bu dinamik yapıda başarıya ulaşmak için dikkat edilmesi gereken en önemli unsurları doğru şekilde yönetmiş olur.

Hem teknik hem de danışmanlık yönü güçlü bir kariyere sahipsiniz. Önümüzdeki dönemde kendi başarı hikâyenizin sonraki sayfasında neler olmasını hedefliyorsunuz? Yeni projeleriniz veya vizyonunuz nedir?

Kariyerimin devamında, bugüne kadar edindiğim vizyonla birlikte, önümüzdeki dönemde şirketlerin büyüme yolculuklarını teknoloji, yazılım çözümleri ve doğru proje yönetimi ile stratejik bir şekilde güçlendirmeyi hedefliyorum. Bugüne kadar hem teknik hem de danışmanlık alanında kazandığım deneyimler, işletmelerin gerçek ihtiyacının yalnızca destek veya proje yazımı olmadığını gösterdi. Asıl ihtiyaç; doğru kurgulanmış süreçler, disiplinli bir proje kültürü, teknoloji ile güçlendirilmiş karar mekanizmaları ve vizyoner bir yol haritasıdır. Önümüzdeki dönemde kariyer adımlarımı ve hizmetlerimi, şirketlere ve girişimcilere özel yazılım çözümleri üreterek onların büyüme stratejilerini teknoloji merkezli bir modele taşımak üzerine kurguluyorum. Kariyer vizyonumda veriye dayalı yönetim, proje yönetimini şirket kültürüne dönüştürmek ve teknoloji güdümlü rekabet avantajı yaratmak öncelikli hedeflerdir; gelecek projelerim de bu vizyon doğrultusunda şekillenecektir. Artık geleceğin başarısı, işletmelerin potansiyelini teknoloji ile güçlendirerek dijital dönüşümle şekillendirilmektedir. Önümüzdeki dönemde hedefim, daha fazla şirketin dönüşümünde aktif rol almak ve onları bugüne değil, geleceğin rekabet ortamına hazırlayan sürdürülebilir çözümler üretmek ve hizmet vermektir.

Yazar Hakkında /

Yazmaya başlayın ve aramak için Entera basın

Bu kapanacak 0 saniye