İsmail Özer: “Mesleki Yeterlilik Geleceğe Yatırımdır!”

Yılların emeği tek başına yeterli mi, yoksa artık bunu belgelemek de şart mı? Yeşil Işık Akademi Firma Sahibi ve Genel Müdürü İsmail Özer, Ankara Life Dergisi’ne iş dünyasının değişen dinamiklerini, mesleki yeterliliğin yükselen değerini ve Türkiye’nin nitelikli iş gücü vizyonunu anlattı. İyi okumalar dileriz.

İsmail Bey, Türkiye uzun süredir “ara eleman bulamama” sorununu konuşuyor. Sizce bu kriz yalnızca mesleki eğitimin yetersizliğinden mi kaynaklanıyor, yoksa meslek standartlarının yeterince benimsenmemesinin de bu tabloda önemli bir payı var mı?

Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri sadece ara eleman eksikliği değil, nitelikli iş gücünü doğru şekilde tanımlayamamaktır. Bu nedenle meseleye yalnızca mesleki eğitim açısından bakmak yeterli değildir. Meslek standartlarının benimsenmesi ve çalışanların bilgi ve becerilerinin objektif kriterlerle değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bugün işverenler artık sadece “işi yapabiliyor mu?” sorusunu değil, “işi güvenli, kaliteli ve standartlara uygun şekilde yapabiliyor mu?” sorusunu da soruyor. Mesleki Yeterlilik Sistemi de tam bu noktada devreye girerek çalışanların yetkinliklerini ulusal standartlar doğrultusunda belgelendiriyor. Nitelikli iş gücü için mesleki eğitim ve meslek standartlarının birlikte ele alınması gerektiğine inanıyorum.

Yıllarca aynı işi yapmasına rağmen bunu resmi bir yeterlilik belgesiyle destekleyemeyen binlerce çalışan bulunuyor. Sizce “belgesiz ustalık” dönemi sona mı eriyor? Önümüzdeki yıllarda işverenlerin işe alım kriterleri nasıl değişecek?

Ben “belgesiz ustalık” döneminin tamamen sona ereceğini değil, dönüşeceğini düşünüyorum. Artık sadece yılların verdiği deneyim yeterli değil; bu deneyimin ulusal standartlar doğrultusunda belgelendirilmesi de büyük önem taşıyor. Önümüzdeki yıllarda işverenler işe alım süreçlerinde daha seçici olacak. Sadece deneyime değil, çalışanların bilgi, beceri ve yetkinliklerini objektif olarak ortaya koyan mesleki yeterlilik belgelerine daha fazla önem verecekler. Deneyim her zaman kıymetlidir ancak belgelendirilmiş deneyim hem çalışan hem de işveren açısından önemli bir güven unsurudur. Bu nedenle mesleki yeterlilik belgelerinin gelecekte iş hayatında çok daha önemli bir yere sahip olacağına inanıyorum.

Günümüzde işverenler yalnızca deneyim sahibi çalışan mı arıyor, yoksa deneyimini ulusal standartlarla belgelendirmiş adaylara mı daha fazla güveniyor? Sahadan gözlemleriniz bu değişimi nasıl ortaya koyuyor?

Son yıllarda işverenlerin beklentileri önemli ölçüde değişti. Artık yalnızca deneyim değil, bu deneyimin mesleki yeterlilik belgeleriyle ulusal standartlara uygun şekilde kanıtlanması da büyük önem taşıyor. Çünkü belgelendirilmiş yetkinlik, işveren için güvenin ve objektif değerlendirmenin temelini oluşturuyor. Sahada da görüyoruz ki artık “Kaç yıllık deneyiminiz var?” sorusunun yanında, “Bu yetkinliğinizi nasıl belgelendiriyorsunuz?” sorusu da öne çıkıyor. Bu dönüşümün önümüzdeki yıllarda daha da güçleneceğine inanıyorum.

Mesleki yeterlilik belgeleri çoğu zaman sadece yasal bir zorunluluk olarak görülüyor. Oysa bu belgelerin çalışanların kariyer yolculuğuna, ücret politikalarına ve işveren markasına sağladığı görünmeyen katkılar neler?

Mesleki yeterlilik belgeleri yalnızca yasal bir zorunluluk değil; çalışanların bilgi ve becerilerini ulusal standartlarla tescilleyen, kariyer gelişimlerini destekleyen önemli bir değerdir. İşverenler açısından ise belgelendirilmiş nitelikli iş gücü; kalite, verimlilik ve güvenin göstergesidir. Bu da ücret politikalarından işveren markasına kadar birçok alanda olumlu etki yaratır. Biz bu belgeleri, hem çalışanların hem de işletmelerin geleceğine yapılan stratejik bir yatırım olarak görüyoruz.

Dijitalleşme ve otomasyonun hız kazandığı bir dönemde bazı meslekler dönüşürken bazıları tamamen yeniden tanımlanıyor. Bu değişim, mesleki yeterlilik sistemini ve belgelendirme süreçlerini nasıl şekillendirecek?

Dijitalleşme ve otomasyon meslekleri dönüştürüyor, ancak nitelikli iş gücüne duyulan ihtiyaç değişmiyor. Artık çalışanlardan yalnızca teknik bilgi değil; dijital okuryazarlık, problem çözme ve değişime uyum gibi yetkinlikler de bekleniyor. Mesleki Yeterlilik Sistemi de bu dönüşüme uyum sağlayarak ulusal yeterlilikleri sektör ihtiyaçlarına göre güncelliyor, belgelendirme süreçlerini ise daha etkin ve teknolojik yöntemlerle geliştiriyor. Çünkü teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, onu doğru ve güvenli kullanacak nitelikli insan kaynağı en önemli unsur olmaya devam edecektir.

Bugün hem işverenlere hem de mesleğinde yılların deneyimine sahip ancak hâlâ bunu resmî olarak belgelendirmemiş çalışanlara tek bir mesaj verme fırsatınız olsa, Türkiye’nin nitelikli iş gücü geleceği adına hangi çağrıyı yapmak isterdiniz?

Türkiye’nin geleceğine yapılacak en değerli yatırım, nitelikli insan kaynağına yapılan yatırımdır. İşverenlerimize çağrım, belgelendirilmiş nitelikli iş gücünü bir maliyet değil, işletmelerinin geleceğine yapılan stratejik bir yatırım olarak görmeleridir. Çalışanlarımıza ise yılların emeğini ve deneyimini mesleki yeterlilik belgeleriyle taçlandırmalarını öneriyorum. Çünkü güçlü bir ekonomi ancak yetkin, belgelendirilmiş ve sürekli gelişen insan kaynağıyla mümkündür.

 

Yazar Hakkında /

Yazmaya başlayın ve aramak için Entera basın