Laik, Çağdaş ve Güçlü Kadınlar!
Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği’nin 1949’dan bu yana süregelen yolculuğunu ve kadınların eğitimden siyasete, sosyal hayattan ekonomiye kadar her alanda güçlenmesini destekleyen güncel çalışmalarını, Başkan Meral Güler şehrin en çok okunan yayını Ankara Life Dergisine anlattı. Derneğin kuruluş felsefesinden güncel projelerine, rol model liderlik anlayışından önümüzdeki beş yılın hedeflerine kadar kapsamlı bir röportaj sizi bekliyor. İyi okumalar dileriz.
Röportaj: Hatice Şeyma Basut
Meral Hanım, derneğin kuruluşhikâyesi ile başlayalım. Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği nasıl bir toplumsal ihtiyaca cevap vermek üzere doğdu ve bugün geldiği noktayı düşündüğünüzde, sizce en önemli dönüm noktası ne oldu?
Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği, 1949 yılında kuruldu ve bu yıl 76. yılını kutlamaktayız. 1949 yılındaki Türkiye’ye baktığımızda, savaş sonrası modern ve özgür dünyanın ilkeleri ve kurumları oluşturulurken bu derneğin kurulduğunu görüyoruz. Dernek kurucuları, Türkiye’nin geleceğine kadını dahil etme vizyonuyla hareket ederek, kadının güçlenmesini sağlayacak bir yapı oluşturmuşlardır.
Derneğin temel ilkeleri şunlardır:
- Çağdaşlık
- Kadının ekonomik ve sosyal hayatta eşitliği
- Akla ve bilime dayalı düşünce
Bunu sağlamak için kadınların;
- Örgütlenmesi,
- Kendilerini ve çevresini eğitmesi,
- Genç kızların üniversiteye giderek yalnız kalmadan hayata hazırlanması
gerektiğine inanılmıştır. Dernek, geleceğin rolünü kadınlara vermiş ve “kadınlar hazırlanmalı” demiştir. Burada kastedilen çağdaşlık, laik değerlere sahip olmak ve kadın haklarını temel insan hakkı olarak benimsemektir. Kadının ekonomik ve sosyal hayattaki eşitliğinin eğitim yoluyla sağlanabileceğine inanılmıştır. Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği, Türkiye’nin en yetişmiş bilim insanlarını, sosyologlarını, doktorlarını, hukukçularını ve öğretmenlerini bir araya getiren, olağanüstü bilgi ve deneyime sahip üyelerden oluşmaktadır. Dernek, akla ve bilime dayalı düşünceyi temel alır.
Derneğin vizyon ve misyonunu birkaç cümle ile özetlemeniz gerekse; kadınların akademik, sosyal ve toplumsal hayattaki varlığını güçlendirmek adına nasıl bir yol haritası benimsiyorsunuz?
Kadın hakları ve özgürlükleri için mücadele eden Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği (TÜKD), bu amaçla kurulduğu yıldan bu yana Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı, demokratik ve laik bir düzen içinde yapılandırılmıştır ve bu zemin üzerinde kadın hakları mücadelesine ve çalışmalarına devam etmektedir. Derneğimizin amacı, insan haklarını eşit bireyler olarak kullanabilen kadınların toplumda çağdaş yaşam ve düzen etrafında bütünleşmelerini sağlamak, insanlar arasında dostluk, ortak çalışma ve yardımlaşmayı teşvik ederek kadını her alanda güçlü ve eşit konumda kılmak ve böylece ülke kalkınmasına katkıda bulunmaktır. Ayrıca Türk kadınının hem yurt içinde hem de yurt dışında en iyi şekilde temsil edilmesi hedeflenmiştir. Atatürk ilke ve devrimlerini benimseyen ve yaşamın her alanında yüksek ahlak ilkelerine bağlı üniversiteli kadın üyeler olarak nerede durduğumuz çok açıktır. Bu arada belirtmek isterim ki, Türkiye’de çok az derneğin sahip olduğu uluslararası bağlantılarımız mevcuttur; TÜKD, UWE – Avrupa Üniversiteli Kadınlar Federasyonu ve GWI – Dünya Üniversiteli Kadınlar Federasyonu’nun da birer üyesidir.
Son yıllarda Türkiye’de kadınların eğitim, istihdam ve sosyal hayata katılımında önemli değişimler yaşanıyor. Bu bağlamda, sizce şu an kadınların en temel ihtiyacı ya da eksikliği nedir? Dernek bu ihtiyaca nasıl cevap veriyor?
Türkiye’de kadınların eğitim, istihdam ve sosyal hayata katılımı, özellikle ekonomi ve siyaset alanında yer almaları ve kendilerini kanıtlamaları konusunda her zaman birçok zorlukla karşılaşmaktadır. Aslında temel çok sağlam atılmıştır; bizlere düşen, bu mükemmel temel üzerine inşa edilen her olguyu ve değeri kadınların eşit katılımıyla sağlamaktır. Eğitim, ekonomi ve siyaset başta olmak üzere kadınların her alanda can siperane mücadelelerini görmekteyiz. Toplumsal cinsiyet eşitliğini bu alanlarda sağlamak için kendi öz yaşamından feragat eden kadınlar vardır. Yüzyılımızda kadınlar birçok zorluğu aşmasını bilmiş, mücadelesi her zaman en güçlü direniş hattını kurmuş ve en büyük toplumsal dönüşümleri tetikleyen özgürlük hareketi olmayı sürdürmüştür. Erkek egemen sistemin en korktuğu şey, kadınların susturulamayan, bastırılamayan ve tarihsel olarak geri döndürülemez özgürleşme mücadelesidir. Kadınlar savaşların, ekonomik sömürünün, ekolojik yıkımın ve devlet şiddetinin kesiştiği noktalarda en ağır bedelleri ödemek zorunda kalsalar da, her zaman özgürlüğün, adaletin ve yaşamın simgesi olmaya devam etmektedir. Bizler, eğitim yoluyla kadının güçlenmesini sağlamak amacıyla Türkiye çapında 30 şubemizle, 2.000’in üzerinde üyemiz ve 2.000’in üzerinde bursiyerimizle çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Toplumsal cinsiyet eşitliğine inanan ve bunu savunan birçok platform, federasyon ve birliğin içinde de aktif olarak yer almaktayız.
Derneğinizin yürüttüğü öne çıkan güncel bir projenizi örnek olarak paylaşır mısınız? Bu projenin sahadaki etkisini nasıl gözlemliyorsunuz?
TÜKD’nin en önemli faaliyetlerinden biri burs programlarımızdır. Şubelerimiz aracılığıyla yaklaşık 2.000 üniversite öğrencisi kız öğrenciye burs vermekteyiz. Özellikle depremden etkilenen bölgelerde yaklaşık 500 genç kadına burs sağladık; “yaklaşık” diyorum çünkü bursiyer alımlarımız hâlâ devam etmektedir. Yurt dışından, BTF (Bridge to Turkey) fonu aracılığıyla depremzede öğrencilere destek oluyoruz. Eğitimde fırsat eşitliği yaratmak ve kız çocuklarının okumasını desteklemek önceliklerimiz arasında yer almaktadır. Mezun ettiğimiz bursiyerlere her fırsatta hayal kurmaktan ve mücadele etmekten vazgeçmemeleri gerektiğini hatırlatıyoruz. TÜKD olarak kadınların kazanılmış haklarından geri adım atılmasına asla izin vermeyeceğiz. Laik, bilimsel ve parasız eğitimden vazgeçmeyeceğimizi de açıkça ifade ediyoruz.
Sivil toplumun genç kadınlar üzerindeki etkisini düşündüğümüzde, rol modeller çok büyük önem taşıyor. Sizin liderliğinizde derneğe kazandırmak istediğiniz duruş, üslup ve çalışma kültürü nasıl bir çerçeveye sahip?
Evet, gençler arasında rol modellerin önemi çok büyüktür. Rol model olmak, öncelikle hayata pozitif bakabilen ve her ortamda bu pozitif bakış açısını yansıtabilen kadınları gerektirir. Biz, kurulduğumuzdan bu yana bir yandan kadının insan haklarının eksiksiz uygulanması ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için emeğimizi ve yüreğimizi ortaya koyarak çalışırken, diğer yandan cumhuriyetimizin temeli olan laiklik ilkesinden uzaklaşmak ve kadının devrim yasalarıyla elde ettiği kazanımları kaybettirmek amacıyla atılan adımları engellemek için de çaba sarf ediyoruz. Hayatı her gün yeniden inşa etmemizden gelen gücümüzle, evde, sokakta, işte, yurtta ve dünyada şiddetsiz bir hayat ve barışı inşa etmek için çıktığımız yolda, tüm engelleri aşacağımıza ve hak ettiğimiz eşit, adil ve özgür bir dünyaya mutlaka kavuşacağımıza inanıyoruz. Bu aydınlık yolda, tüm kadınlara, bursiyerlerimize ve öğrencilerimize kararlılıkla ilerlemeyi sürdüreceğimizi ifade ediyoruz.
Son olarak, Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği’nin gelecek hedeflerini öğrenmek isteriz. Önümüzdeki beş yıl için masanızda duran en önemli başlıklar neler? Kadınların güçlenmesi adına topluma nasıl bir mesaj vermek istersiniz?
Önümüzdeki beş yıl için Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği olarak öncelikli hedeflerimiz, kadınların sokakta rahatça yürüyebilmesi, erkeklerle eşit iş ve yaşam olanaklarına sahip olması, aile içi kararlara katılım ve söz hakkına sahip olmalarıdır. Bu amaçla, gerekli eğitimleri sağlamaya ve eğitim ile istihdam koşullarında erkeklerle eşitlik sağlanmasına dair çalışmalarımıza devam edeceğiz. Türkiye’nin Kurtuluş Savaşı, halkın ortak bir amaç ve ideal doğrultusunda, ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde hareket etmesiyle gerçekleşmiştir. Etnik kökenlerimiz farklı olsa da, bizi güçlü, sağlam ve dayanıklı kılan, aynı amaç doğrultusunda yaşamanın getirdiği birliktir. Bizim bir arada olmamız, ülkenin istikrarı ve refahı için kilit bir faktördür. Aklın, bilimin ve çağdaşlığın ışığında kaldığımız sürece ayakta duracağımıza eminiz.



