Psikolojik Analizle Sürdürülebilir Projeler!

Gayrimenkul yatırımlarında sadece rakamlar değil, insan psikolojisi ve yaşam motivasyonları da belirleyici oluyor. GALEA’nın Ar-Ge ve Yatırım Stratejileri Koordinatörü Sedef Bal, Ankara Life’a verdiği özel röportajda, yatırımların bilinçaltındaki itici güçlerden, projelerin psikolojik kimliğine kadar derinlemesine bir yolculuğa çıkarıyor. Yatırım kararlarının ardındaki “ait olma”, “güvende hissetme” ve “geleceği kontrol etme” gibi duyguları nasıl keşfettiklerini, yaşam alanlarının ruhuna nasıl dokunduklarını bu samimi sohbette öğreneceksiniz. İyi okumalar dileriz.

Yatırım psikolojisinin, gayrimenkul projelerindeki karar süreçlerinde nasıl bir etkisi var? İnsanların yatırım yaparken bilinçaltı motivasyonlarını nasıl analiz ediyorsunuz?

Aslında yatırım dediğimiz şey, tamamen insan psikolojisinin aynası. Her yatırım kararı, görünürde “mantıklı” bir seçim gibi dursa da arkasında “güvende olma”, “geleceğini garanti altına alma” veya “ait olma” gibi derin duygular var.  Görüşmelerimde, bir müşterinin önce yaşam tarzını ve içsel motivasyonlarını anlamaya çalışıyorum. Kimi zaman bir yatırımcı, “getiri oranı” konuşurken aslında “doğru kararı verme hissi” arayışında oluyor. Kimi zaman da bir aile, “güvenli bölge” ifadesinin içinde çocuklarının geleceğini saklıyor. Örneğin, Ruby Piazza’da iş dünyasına hitap eden ofis yapısı, birçok yatırımcıda “geleceği kontrol ediyorum” duygusunu tetikliyor. 

Yaşam psikolojisi ve çevresel faktörlerin insan davranışları üzerindeki etkilerini projelerinizde nasıl kullanıyorsunuz? Mekân tasarımının psikolojik boyutunu nasıl şekillendiriyorsunuz?

Çoğu kişi yatırımın sadece ekonomik tarafına odaklanıyor ama aslında mekân, insanın duygusal dengesiyle doğrudan bağlantılı bir unsur. Ben her projeye, “bu alan insanı günün sonunda nasıl hissettiriyor?” sorusuyla bakıyorum. Ruby Strada projemizin İtalyan sokak konsepti, insan psikolojisinde topluluk hissini ve sosyalleşmeyi hissettiren bir deneyim tasarımı. Bu proje, bireylerin birbirini görmeden yaşadığı soğuk şehir mimarisine bir cevap gibi. O yüzden orada yürüdüğünüzde sıcak bir selamlaşma ya da bir kahve kokusu sizi içine alıyor; bu, psikolojik olarak “ben buraya aitim” duygusunu yaratıyor.

GALEA, “yön verme, destek olma ve insana hitap etme” felsefesiyle hareket ediyor. Bu vizyonu gayrimenkul projelerinde nasıl somutlaştırıyorsunuz? Hangi stratejik adımlarla bu enerjiyi yaratıyorsunuz?

Bizim için GALEA bir danışmanlık markasından fazlası; adının kökeninde bile “rehberlik etmek” anlamı var. Bu yüzden işimizin merkezinde, hayatını yeniden kurgulayan insanlar var.  Yön verme bizim için kişinin kendi yolunu bulmasına eşlik etmek demek. Destek olma kısmında sürdürülebilir bir ilişki kurmayı önemsiyoruz. Mesela Ruby Piazza’da ofis sahipleriyle kurduğumuz bağ bunun en güzel örneği; biz orada yalnızca alan satmadık, insanların markalarını büyütecek bir platform kurduk.  Son olarak, insana hitap etme kavramını içselleştirdik. GALEA’nın farkı burada başlıyor. Her stratejik adımın içinde psikoloji, davranış bilimi ve sosyo-kültürel analiz var. İnsanları hikâyelerinden anlamayı tercih ediyoruz.

Yaşam alanlarının duygusal ve psikolojik etkilerini göz önünde bulundurarak, yatırımcılar için sadece finansal değil, duygusal motivasyonları da dikkate alıyorsunuz. Bu bakış açısı projelerinizi nasıl dönüştürüyor?

Biz GALEA olarak şunu çok net biliyoruz, bir kişi bir projeyi satın alırken aslında bir his satın alıyor. O yüzden her projeye “bu yapı insanın hangi duygusuna cevap veriyor?” sorusuyla başlıyoruz. Örneğin Ruby Piazza, güçlü şehir enerjisiyle “başarma motivasyonunu” tetikliyor. Ruby Strada’da ise sıcak ilişkiler, samimi buluşmalar, güneşli bir İtalyan sokağının huzuru var. Orada yatırımcı “yaşamı yavaşlatma” ve “aidiyet” duygusuna yatırım yapıyor. Bu perspektif, bizim için projelerin psikolojik kimliğini de değiştiriyor. Her iki projemizde de ışık yönünden ses dengesine, renk tonlarından kamusal alan kurgusuna kadar her detay, insan davranışlarını destekleyecek biçimde tasarlandı.

GALEA’nın proje geliştirme sürecinde, yaşam alanları ve yatırım stratejilerinin birbirini nasıl tamamladığını düşünüyorsunuz? Bu iki unsuru bir araya getirerek nasıl daha sürdürülebilir ve dengeli projeler ortaya koyuyorsunuz?

GALEA’nın en güçlü tarafı, yaşam ve yatırım dünyasını birbirine rakip değil, birbirini besleyen iki denge unsuru olarak görmesinde yatıyor. Proje geliştirme sürecinde önce yaşamı okuyoruz. İnsan nasıl yaşamak istiyor, hangi ritimde nefes alıyor, günün sonunda neye dönmek istiyor… Bu verilerle oluşturulan yaşam kurgusu, yatırım stratejisinin en sağlam temeli oluyor. GALEA’nın sürdürülebilirlik anlayışı da tam olarak bu temele dayanıyor: Yatırımı insanla, yaşamı stratejiyle bütünleştirmek. 

Yaşam alanları psikolojisi ve yatırım stratejilerinin birleşimi, projelerde hangi yenilikçi farkları yaratıyor? Bu alandaki uluslararası gelişmeleri nasıl projelerinize entegre ediyorsunuz?

Yatırım stratejilerimizi oluştururken insanların yaşam eğilimlerini, stres düzeylerini, sosyal etkileşim sıklıklarını da ölçüyoruz. Bu, mekânın nasıl bir “ruh hali” yaratacağını öngörmemizi sağlıyor. Ayrıca Londra, Milano ve Kopenhag gibi şehirlerdeki “well-being architecture” ve “neuro-design” yaklaşımlarını yakından takip ediyoruz. GALEA olarak bu trendleri Türkiye’ye adapte ederken, her projede kültürel kodlarımızla harmanlıyoruz.

GALEA’nın Ar-Ge ve Yatırım Stratejileri Koordinatörü olarak, projelerde insan davranışı ve sosyal dinamikleri nasıl analiz ediyorsunuz? GALEA ekibi olarak bu analizleri projelerin yaşam kalitesine nasıl entegre ediyorsunuz?

Ar-Ge ve Yatırım Stratejileri Koordinatörü olarak, insan gün içinde nerede duruyor, nerede sosyalleşiyor tüm bu mikro davranış kalıplarını anlamak benim için planlamanın temeli. Bu analizleri yaparken sosyal medya etkileşimleri, mobil hareket verileri, hatta mimari mekân içindeki akış simülasyonları bile benim için birer veri kaynağı.  GALEA ekibi olarak Ruby Strada için insanların spontane etkileşim kurduğu alanları gözlemleyip o “sokak hissini” planlama aşamasında güçlendirdik. Ruby Piazza’da ise profesyonel ilişkilerin doğasını analiz ederek ofis alanlarında hem marka imajını hem de görünürlüğü dengeleyen çözümler geliştirdik. Sonuçta ortaya çıkan şey, davranışla uyumlu bir yaşam deneyimi oldu.

Yazar Hakkında /

Yazmaya başlayın ve aramak için Entera basın