Sahadaki Tecrübe, Kalpteki İyilik!

Ankara’nın yükselen markalarından Kokoş Time, yalnızca bir ticaret hikâyesinin değil; aynı zamanda bir karakterin, bir duruşun ve güçlü bir memleket sevgisinin dışa vurumu. Bu markanın arkasında ise, ticarette istikrarı, insan ilişkilerinde samimiyeti ve hayır işlerine olan düşkünlüğü ile tanınanTuran Kantekinvar. Kantekin, kendisini Ankara’nın Kardeşiolarak konumlandırmak istiyor; sevgi ve saygıyla andığıAnkara’nın Abisinin yanında yeni bir kardeş figürü olarak şehirde rol almak istediğini sık sık dile getiriyor. Onunla hem ticaret serüvenini hem de hayra adanmış iç dünyasını konuştuk. İyi okumalar dileriz.

RÖPORTAJ: HATİCE ŞEYMA BASUT

Öncelikle sizi tanımakla başlayalım. Turan Kantekin kimdir? 

1986 yılında Kırıkkale’de dünyaya geldim. İlkokulun yedinci sınıfına kadar Kırıkkale’de yaşadım. Babamın ticaretle uğraşması nedeniyle önce Kırşehir’in Kaman ilçesine, ardından 2001 yılında Niğde’ye taşındık. Aynı yıl yaşanan ekonomik kriz yüzünden evden çıkmak zorunda kalınca eşyalarımızı toplayıp Çorum’un Sungurlu ilçesine yerleştik. Annem Sungurlu’da tam 18 yıl boyunca dükkân işletti; ticareti de hem ondan hem babamdan öğrendim. Ticari anlamda asıl başlangıç noktam ise Ankara Polatlı’dır.

Müziğe gelince… Ahmet Kaya ve Neşet Ertaş’ın neredeyse tüm eserlerini ezbere bilirim. Türküyü çok severim; çünkü türkü dinleyen insandan zarar gelmeyeceğine inanırım. En sevdiğim şiir ise “Yaşayabilme İhtimali”. Lise üçüncü sınıftayken bu şiiri okuduğum için müdür bir daha okulda okumamamı istemişti; ama ben yine de okudum. Çünkü bu şiirin anlattığı insanlık, dayanışma ve birlik ruhuna gerçekten inanıyorum.

Türk, Kürt, Süryani, Arap… Bu ülke 81 vilayetiyle hepimizin. Ticaretimin %80’ini de doğulu kardeşlerimle yaparım. Ağrı, Şanlıurfa, Hakkâri… Dara düşsem ilk elimi uzatacak olanların onlar olacağını bilirim.

Kokoş Time markasının doğuşu nasıl oldu?
Kokoş Time markasının doğuşu aslında uzun bir emeğin ve sahada yoğrulmuş bir yaşamın sonucu. 2009’da Ankara’ya geldim. Yedi yıl boyunca eğitim sektöründe, dershanede eğitim danışmanı olarak çalıştım; ardından 1,5 yıl emlak sektöründe deneyim kazandım. Daha sonra bir süre ailemden gizli taksicilik yaptım. Bu süreçte yaptığım her iş bana hem insanı hem sahanın gerçeklerini öğretti.

Kokoş’u açtığım gün dükkânım sadece 150 metrekareydi. Hatta “Burası nasıl dolacak?” diye kendime soruyor, bir bölümünü depo yapmayı bile düşünüyordum. Ama Allah öyle bir kapı açtı ki… Cumartesi açtım, Pazar öğlene kadar ürünler bitti. Bunun üzerine önce 300 metrekareye geçtim, ardından sadece 6 ay içinde 1500 metrekarelik alana büyüdüm.

Şu an Kokoş’u sekiz yıldır işletiyorum. Açılışımızı babaannemin yapmış olması ise bu yolculuğun benim için en değerli, en duygusal tarafıdır.

Bugün kendinizi nasıl konumlandırıyorsunuz?
Kokoş’u büyütürken yalnızca ticaret yapan biri olmak istemiyorum. Bu şehrin bir parçası olmayı, insanlara dokunmayı önemsiyorum. “Ankara’nın Abisi” olarak tanıdığımız sosyal medya fenomenini sevgi ve saygıyla takip ederim. Ben de bu şehirde onun yanında, ona eşlik eden bir “Ankara’nın Kardeşi” olmak istiyorum. Çünkü bence Ankara’nın böyle bir dayanışma ruhuna gerçekten ihtiyacı var.

Hayır işlerine yönelmenizde bir kırılma noktası var mı?
Var… Annem. Sungurlu’da kim yardıma ihtiyaç duysa annem hemen yanına koşardı. Belediye başkanına gider, ardından o kişiyi mobilyacıya, giyim mağazasına, perdeciye götürür; bir evin baştan sona nasıl donatıldığını kendi gözlerimle görürdüm. Annemin bu fedakârlığı, bu iyilik sevdası beni de hayırla yoğrulmuş bir insan yaptı.

İyilik hayatınızda ne ifade ediyor?
İyilik yaptığım gün, o günü gerçekten kazanmış sayıyorum. Yapmadığımda ise sanki gün boş geçmiş gibi hissediyorum. Paranın çoğalması beni heyecanlandırmıyor; benim asıl heyecanım, insanlara yardım edebilmek.

“Ankara’nın Kardeşi” olmak için nasıl bir yol izleyeceksiniz?
Benim gibi vatansever, milliyetçi ve bayraksever insanlarla bir araya gelerek kalıcı, köklü bir hayır hareketi kurmak istiyorum. Bu yolda, duruşunu her zaman örnek aldığım Muhsin Yazıcıoğlu’nun çizgisini kendime rehber ediniyorum. Çok sevdiğim bir sözü vardır; insana hem tevazuyu hem de istikameti hatırlatır: “Bir saniyesine hükmedemediğimiz dünya için fırıldak olmaya gerek yok.”

Haramla hiçbir işim olmaz. Allah izin verirse kuracağım dernek tamamen şeffaf olacak; insanların aklında en küçük bir soru işareti bile bırakmayacak bir yapı oluşturacağım.

Gelecek hedefleriniz neler?
Ankara’nın en güçlü noktalarında yeni şubeler açmak istiyorum. Şu an şehrin doğusundayız; hedefimiz batıda da güçlü bir şekilde yer almak. Türkiye genelinde “Kokoş Time” isim hakkı vererek markayı büyütmek ve ardından yurt dışına açılmak en büyük hayallerimden biri.

Hayır çalışmalarım ise her zaman devam edecek. Çocuklara destek oluyor, kurban keserek ihtiyaç sahiplerine ulaşıyorum. Yalandan nefret ederim; bundan dolayı her zaman temiz, net ve doğru bir yol yürümek isterim.

İletmek istediğiniz son mesajınız var mıdır?

Bu memleketi gerçekten seviyorum ve bu şehrin insanına dokunmak istiyorum. Allah izin verirse, Ankara’nın Abisi’nin yanında bu şehrin “Kardeşi” olmaya talibim.

Yazar Hakkında /

Yazmaya başlayın ve aramak için Entera basın

Bu kapanacak 0 saniye