Sistemin Nabzı: Emek, Hak ve Yasa!
Av. Ali Kayaalp, şehrin en çok okunan yayını Ankara Life Dergisine konuk oldu. Gündemin nabzını tutan bu özel röportajda; EYT düzenlemesinden çocuk işçiliğine, iş sözleşmesindeki yasal sınırlamalardan iş kazaları ve meslek hastalıklarına uzanan birçok hayati konuda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Toplumsal etkisi yüksek bu hukuki başlıklar, yalnızca bireylerin değil, bir bütün olarak toplumun geleceğini doğrudan şekillendiriyor. Hukukun içinden gelen net ve anlaşılır bir bakışla kaleme alınan bu röportaj, sizler için önemli bir rehber niteliğinde. Keyifli okumalar dileriz.
📝 Hatice Şeyma Basut
Son yıllarda ülke gündeminde geniş yer bulan EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) konusu hakkında bilgi verebilir misiniz?
EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) konusu, özellik le son yıllarda Türkiye gündemini derinden etkile yen önemli bir sosyal sorun olarak öne çıkmıştır. Bu mesele, aslında 8 Eylül 1999 tarihinde yapılan köklü bir yasal değişiklikle ortaya çıktı. Bu tarih ten önce emeklilik şartları çok daha hafifti. Kadınlar 20, erkekler ise 25 yıllık sigortalılık süresi ve 5000 prim günü şartını yerine getirdiklerinde emekli olabiliyorlardı. Hatta bu şartları sağlayan kadınlar ortalama 38, erkekler ise 43 yaşında emekli olabiliyordu. Ancak bu durumun uzun vadede ekonomik sistem üzerinde ciddi bir yük oluşturduğu aşikârdı. Nitekim, dünyadaki hiçbir ekonomik sistemin bu kadar erken yaşta emeklilikleri sürdürülebilir şekilde finanse etmesi kolay değildi. Sonrasında ise yapılan değişiklikle yaş ve prim günü sayısı artırıldı. Bu değişiklikle emeklilik yaşı kadınlarda 58, erkeklerde ise 60 olarak belirlendi. Aynı zamanda prim ödeme gün sayısı da işçiler (SSK) için 7200, esnaf ve çiftçiler (Bağ-Kur) için 9000 güne çıkarıldı. Bu düzenlemeyle birlik te, emeklilik için sadece yıl ve prim değil, yaş şartı da aranır hale geldi. Bu durum, emekli olmayı bekleyen birçok kişi için büyük bir hayal kırıklığı yarattı. 2023 yılında önemli bir düzenleme haya ta geçirildi. Bu düzenlemeyle, sayıları 5,5 milyonun üzerindeki EYT’lilere, yaş şartı aranmaksızın, sadece prim günü ve sigortalılık süresini doldurmaları halinde emeklilik hakkı tanındı.
Hukukumuzda İş Sözleşmesi Yapma ve Çalıştırma Yasakları hakkın da kısaca bilgi verir misiniz?
Türk hukukunda, özellikle işçilerin fiziksel ve ruhsal sağlıklarını korumak, onları tehlikeli çalışma koşullarından uzak tutmak amacıyla bazı sınırlamalar ve yasaklar öngörülmüştür. Örneğin, sanayi bölgelerinde genç bireylerin çalıştığına sıklıkla tanık oluruz. Toplumda yaygın bir kanaat olarak bunun yasa dışı olduğu düşünülse de, durum her zaman böyle değildir. Mevzuatımıza göre, 15 yaşını doldurmamış çocukların çalıştırılması yasaktır. Ancak 14 yaşını doldurmuş ve zorunlu ilköğretim çağını tamamlamış çocukların, fiziksel, zihinsel, sosyal ve ahlaki gelişimlerini olumsuz etkilemeyecek hafif işlerde çalıştırılmalarına belirli koşullarla izin verilmektedir. Bunun yanında, 14 yaşından küçük çocukların, eğitimlerini aksatmayacak şekilde kültür ve sanat etkinliklerinde, örneğin dizi, film ve reklam projelerinde yer almalarına, yine belirli yasal şartlar çerçevesinde olanak tanınmıştır. Çocuk işçiliğine ilişkin en önemli sınırlamalardan biri de, yeraltı ve sualtı işlerinde çalışma yasağıdır. Bu doğrultuda, 18 yaşını doldurmamış erkek çocukların ve her yaştaki kadınların, maden ocakları, tünel inşaatları gibi ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılmaları yasaklanmıştır. Ayrıca, “gece çalışması” olarak adlandırılan, saat 20:00 ile 06:00 arasındaki vardiya dönemlerinde, çocuk ve genç işçilerin, sanayi dışındaki işlerde dahi çalıştırılması kanunen yasak tır. Elbette bu konudaki düzenlemeler yalnızca bunlarla sınırlı değildir; farklı yaş grupları ve iş kolları için öngörülen başka yasak ve sınırlamalar da mevcuttur. Ancak bu detayları kapsamlı bir sohbette ele almak daha sağlıklı olacaktır.
Peki, iş kazası veya meslek hastalığına uğra yan kişiler için sosyal güvenlik sistemimiz ne tür yardımlar sağlamaktadır?
İş kazası veya meslek hastalığına maruz kalan sigortalılar için sağlanan yardımlar, kısa vadeli sigorta kolları kapsamında değerlendirilir. Bu çerçevede sosyal güvenlik sistemimiz tarafından sunulan başlıca parasal yardımlar şunlardır:
• Geçici iş göremezlik ödeneği,
• Sürekli iş göremezlik geliri,
• Ölen sigortalının hak sahiplerine gelir bağlanması,
• Gelir bağlanmış kız çocuklarına evlenme ödeneği verilmesi,
• Vefat eden sigortalı için cenaze ödeneği sağlanması.
Geçici iş göremezlik ödeneği, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu çalışamaz duruma gelen sigortalıya, kurum tarafından yetkilendirilen hekim ya da sağlık kurullarından alınmış bir istirahat raporu bulunması koşuluyla, çalışılamayan her gün için verilir. Bu ödeneğe hak kazanmak için belirli bir süre sigortalı olma şartı aranmaz; sigortalı olmak tek başına yeterlidir.
Sürekli iş göremezlik geliri ise iş kazası veya meslek hastalığı sonucunda ortaya çıkan hastalık ya da sakatlık nedeniyle, yetkili sağlık kurulları tarafından yapılan değerlendirme sonucunda, meslekte kazanma gücü nün en az %10 oranında azaldığının tespit edilmesi durumunda bağlanır. Sosyal güvenlik sistemimiz, iş kazası ve meslek hastalığı sonucu mağdur olan bireylerin hem kendilerini hem de ailelerini korumaya yönelik bu kapsamlı yardımlarıyla önemli bir sosyal güvence sunmaktadır.



