Bir Canın Gözünden Hayata Dokunmak!

Hayvan sağlığına duyduğu derin sorumluluğu, çocukluk yıllarında yaşadığı bir kayıptan doğan tutkusuyla birleştiren Hüseyin Solak, bugün HS Veteriner Kliniği ile sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’nın da referans merkezlerinden birine imza atıyor.

Veteriner hekimliği bir meslekten öte, onun için bir yaşam amacı… “Minimum hata, maksimum sonuç” ilkesiyle yola çıkan Solak, ileri teknolojiyi, uzmanlığı ve şefkati aynı çatı altında buluşturuyor. HS Veteriner Kliniği bugün; göz hastalıkları ve oftalmoloji alanındaki öncü çalışmaları, yüksek teknolojili cihaz parkuru ve uluslararası başarı oranlarıyla dikkat çekiyor.

Klinik vizyonunu, “hayvanlara hak ettikleri en iyi yaşam kalitesini sunmak ve mesleğe kalıcı izler bırakmak” cümlesiyle özetleyen Solak; her tedaviyi bir hayat hikayesine dokunma fırsatı olarak görüyor. Ankara’dan Avrupa’ya uzanan bu yolculukta, bir zamanlar Şabıl’ın gözlerinden başlayan hikâye, bugün binlerce canın yeniden ışığa kavuşmasına vesile oluyor… Keyifli geçen röportajımız sizlerle, iyi okumalar dileriz.

Veteriner hekimlik kariyerinize başlarken sizi bu mesleğe çeken asıl tutku neydi? Bu yolculuğun çocukluk yıllarınıza uzanan bir hikayesi var mı? Ayrıca, bu tutkunuzu kurumsallaştırdığınız HS Veteriner Kliniği’ni kurarken onu diğerlerinden ayıran temel felsefe ya da yaklaşım ne oldu?

Bu meslek benim için her şeyden önce bir tutku, bir sorumluluk, belki de bir çağrıydı. Çocukluk yıllarıma uzanan bu yolculuğun merkezinde ise Şabıl var. Şabıl, büyürken yanımdan hiç ayrılmayan köpek dostumdu. Onun yaşadığı rahatsızlık, o dönem hissettiğimiz çaresizlik ve ne yazık ki ardından gelen kaybı… Bunların hepsi bende “bir çözüm bulmalıyım, daha iyisini yapmalıyım” duygusunu tetikledi. O günden sonra hayvanlarla kurduğum bağ sadece sevgiyle sınırlı kalmadı; onların yaşamlarına dokunma isteğine dönüştü.

HS Veteriner Kliniği’nin temelleri de aslında bu duygunun üzerine kuruldu. En başından beri amacımız, hayvanlara hak ettikleri en iyi yaşam kalitesini sunmak ve onları sağlıkla ailelerine kavuşturmak oldu. Kliniğimizin felsefesi çok net: teknolojiyi ve uzmanlığı bir araya getirerek “minimum hata, maksimum sonuç” ilkesiyle çalışmak. Bu yaklaşım, bizi kısa sürede sadece bir muayenehane olmaktan çıkarıp uluslararası standartlarda hizmet veren bir referans merkezine dönüştürdü. Artık sadece ülkemizin dört bir yanından değil, komşu ülkelerden ve Avrupa’nın pek çok yerinden de hem eğitim ve seminerler için bizlere ulaşılıyor hem de tedavi için hastalar kliniğimize geliyor. Bizim için önemli olan, gelişen dünyayı ve mesleğimizi doğrudan etkileyen teknolojileri yakından takip etmek. Sadece takip etmekle kalmayıp, gerçekten fayda sağlayacağını düşündüğümüz cihazları da kliniğimize kazandırıyoruz. Bu anlamda gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki, bugün kliniğimiz Türkiye’nin en geniş cihaz parkuruna sahip kliniklerinden biri konumunda yer alıyor. 

Bu vizyonunuzun en somut yansıması, kliniğinizin cihaz parkurunun ve teknolojik altyapısının sektörün en gelişmişleri arasında olduğu gerçeği. Bu yüksek teknoloji yatırımı size ne gibi avantajlar sağlıyor? Hatta “dünyanın her yerinden bize hasta getiriliyor” ifadesini kullanmanızı sağlayan, tam olarak hangi yüksek standartlardır?

Teknolojiye yatırım yapmak bizim için bir lüks değil, bir zorunluluktur. Kliniğimizdeki teşhis ve cerrahi cihazlar, Türkiye’de nadir bulunan, hatta bazıları tek olan sistemlerdir. Bu durum, bize erken, kesin ve hızlı teşhis koyma imkânı sunuyor. Özellikle kompleks cerrahi gerektiren vakalarda, yurt dışındaki birçok kliniğin sağlayamadığı tedavi seçeneklerini sunuyoruz. Bu yüzden de sadece Türkiye’den değil, Avrupa’dan ve özellikle çevre ülkelerden Almanya, Hollanda, Fransa, Ukrayna, Belarus, Azerbaycan, Kıbrıs, Irak, Gürcistan, Karadağ vb. ülkelerden uzmanlık gerektiren hastalar bize özel olarak yerinden getiriliyor. Yüksek başarı oranlarımız ve teknolojik yeterliliğimiz, bu küresel talebi ve güveni inşa etti. Spesifik alanlardaki uzmanlığımız sayesinde özellikle göz cerrahisi ve göz hastalıklarına yönelik tedavilerde başarı oranımız oldukça yüksek.

Başarılarınız bu açılardan Türkiye sınırlarını aşmış durumda. Uluslararası alanda edindiğiniz bu tecrübeler, kliniğinizin yerel hizmet kalitesine nasıl yansıyor?

Bu misyonun temelinde birikimimizi paylaşma isteği ve bilgi alışverişi yatıyor. Gittiğimiz ülkelerde meslektaşlarımızla en güncel teknikleri ve yaklaşımları paylaşıyoruz ve teknoloji transferi konusunda da istifade ediyoruz. Sadece teknoloji değil bilgi, uygulama ve yeni gelişmelere dair bilgi alışverişinin önemini pratikte de görüyor ve takip ediyoruz. Aynı zamanda, farklı coğrafyalardaki farklı vaka tiplerini görerek kendi tecrübemizi de sürekli zenginleştiriyoruz. Uluslararası alanda edindiğimiz her tecrübe, bir referans noktasıdır. Orada uyguladığımız her yenilikçi yöntemi hemen kliniğimizdeki pratiğimize entegre ediyoruz. Bu sürekli bilgi akışı sayesinde, Türkiye’deki hastalarımıza da her zaman en güncel, küresel çapta doğrulanmış en iyi tedavi standartlarını sunmaya ve hatta bunu da aşarak mesleğe kalıcı izler bırakmak yolunda ilerlemeye devam ediyoruz. En büyük hedeflerimizden biri veteriner oftalmolojide yeni hastalıkların teşhisi ve yeni yöntemlerin uygulanması olacaktır. 

Özellikle göz hastalıkları alanına olan iddianız ve bu konuya odaklanmanızın temel motivasyonu nedir? Veteriner oftalmolojide ‘yeni hastalıkların teşhisi’ gibi öncü roller üstlenmenin zorlukları nelerdir? 

Bahsettiğim üzere bu uzmanlık alanına yönelmemin duygusal ve profesyonel bir arka planı var. Şabıl’ın göz hastalığıyla başlayan o hassasiyet, beni bu alanda mükemmel olmaya itti. Görme yetisinin kurtarılması, bir hayvanın yaşam kalitesini direkt olarak etkileyen en önemli faktördür. ‘Oftalmoloji için en iyisini yapma’ iddiamız buradan geliyor. Yeni hastalıkların teşhisinde öncü olmak, sürekli bir bilgi birikimi ve uluslararası ağ gerektirir; bu, aynı zamanda mesleğe kalıcı izler bırakmanın da bir yoludur. Ürün ithalatı ise bu misyonun somut bir uzantısı. Göz Tansiyonu Ölçer gibi temel ancak hayati cihazların, meslektaşlarımız için hem ekonomik hem de kaliteli olmasını sağlamak, toplu hayvan sağlığına büyük bir fayda sağlamaktır. Biz, hayvanların gözlerinin kurtulmasına fayda sağlayacak bu araçları yaygınlaştırarak sadece kliniğimize değil, tüm sektöre hizmet etmeyi hedefliyoruz. Bunların ötesinde bildiğimiz üzere göz hastalıkları sadece göz hastalıklarıyla bağlantılı olmayan, başka bir hastalığa ya da sıkıntıya da yol açabilecek bir uyarı anlamı da taşıyabilir. Bu açıdan diğer hastalıkların teşhis ve tedavisinde ya da bulunmasında da göz hastalıkları nitelikli bir önem ve hassasiyet taşımaktadır. Tüm bunları birleştirince uzmanlığımı da bu alanda geliştirmenin en doğru işlerden biri olduğuna dair inancım beni en iyi olma çabasına da yönlendirdi demek yanlış olmaz. 

Son olarak, sizin için sadece kliniği büyütmekten öte, mesleki vizyonunuz nedir? HS Veteriner Kliniği’nin önümüzdeki süreçteki en büyük vizyonu ne olacak?

Klinik olarak büyüme hedefimiz elbette var, ancak bu sadece bir araçtır. Asıl hedefimiz ve en büyük vizyonumuz, en başından beri belirttiğim üzere mesleğe kalıcı izler bırakmak ve bilimsel anlamda fayda sağlamaktır. Bu, özellikle oftalmoloji alanında yeni teşhis metotlarını yaymak, ileri düzey eğitim programları düzenlemek ve genç meslektaşlarımıza mentorluk yapmak anlamına geliyor. HS Veteriner Kliniği olarak önümüzdeki süreçteki vizyonumuz, sadece Türkiye’nin değil, bölgesel bir referans merkezi olmak, en zor ve karmaşık vakalarda bile son çare olarak akla gelen adres olmaya devam etmektir. Hayvan sağlığına yaptığımız her katkı, bizim için en büyük başarı ve mirastır.

Yazar Hakkında /

Yazmaya başlayın ve aramak için Entera basın