Kadın Dokunuşu, Kurumsal Güç!
Sağlık sektöründe liderlik, empati ve stratejiyi bir arada yürütmeyi gerektirir. Güven Hastanesi Yurtiçi Pazarlama Direktörü Ela Ayhan, Ankara Life Dergisi’ne verdiği özel röportajda, kadın liderliğinin sağlık hizmetlerine kattığı değeri, kurum kültüründeki kadın vizyonunu ve 20 yıllık deneyiminin ışığında oluşturduğu güçlü motivasyon kaynaklarını anlatıyor. Kadınların gücünü doğal bir kurum refleksi olarak benimseyen Güven’in hikâyesi, sağlıkta güvenin ve liderliğin nasıl iç içe geçtiğini gözler önüne seriyor. İyi okumalar dileriz.
Sağlık sektöründe kadın yönetici olmak sizin için nasıl bir anlam taşıyor? Bu rolü üstlenirken sizi motive eden unsurlar neler oldu?
Sağlık sektörü, insan hayatına doğrudan dokunan ve toplumsal sorumluluğun çok yüksek olduğu bir alan. Sağlık kurumlarında yönetim; duyarlılık, etik hassasiyet ve insan odaklı bakış açısını güçlü biçimde taşımayı gerektiriyor. Kadınların bu alanlarda geliştirdiği yaklaşımın, kurum kültürünü besleyen önemli bir katkı sunduğunu düşünüyorum. Beni motive eden en önemli unsur ise yenilikçi, kalıcı ve güven veren bir yapı oluşturma heyecanıdır. Sağlıkta iletişim ve pazarlama yalnızca görünürlük sağlamak değil; doğru bilgiyle güven inşa etmek, hasta deneyimini iyileştirmek ve kurumun toplumsal değer üretmesine katkıda bulunmak anlamına geliyor. Bu güven ortamını büyütmek, kurumu doğru anlatmak ve sağlık hizmetinin insani yönünü daha görünür kılmak benim için en güçlü motivasyon kaynağı.
Güven Sağlık Grubu’nun kadın çalışanlara ve kadın yöneticilere yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz? Kurum kültürünün bu noktadaki etkisini nasıl yorumlarsınız?
Güven’in kültürü kadın gücünü yalnızca destekleyen değil, onu doğal bir yapı olarak kabul eden bir kültür. Kurucumuz Dr. Aysun Küçükel’in vizyonu, kadın liderliğinin kurumsal hafızadaki temel taşlarından biri. Onun öncülüğünde oluşan yapı bugün de aynı çizgide ilerliyor. Güven’in 50 yıllık hikâyesine baktığımızda, kurumun yönetim kültüründe kadın liderliğinin izlerini güçlü biçimde görmek mümkün. Bu süreklilik; kapsayıcı, dengeli ve kararlı liderlik anlayışının kurumsal hafızaya yerleşmesini sağlamış. Güven’in bugün taşıdığı kurumsal ruhun önemli bir parçasını da bu istikrarlı yaklaşım oluşturuyor.
Kadın liderliğinin sağlık hizmetlerinin niteliğine ve kurum yönetimine kattığı en önemli değer sizce nedir?
Kadın liderliği sağlıkta empati ile stratejiyi aynı anda yürütebilme yeteneği kazandırıyor; çünkü kadın empatiyi stratejiyle, duyguyu disiplinle birleştirebiliyor. Hastayı yalnızca bir vaka olarak değil, bir insan olarak görebilmek; yönetimi ise yalnızca rakamlarla değil, sürdürülebilir değerle değerlendirmek… Bu denge çok kıymetli. Kadın yöneticiler detayları atlamaz. Sürecin tamamını görür, riskleri erken fark eder, organizasyonu disiplinle kurgular. Aynı anda birçok başlığı yönetebilme becerisi –multitasking diyebileceğimiz yapı– özellikle sağlık gibi dinamik bir sektörde ciddi bir avantaj. Kalite; teknoloji, ekip ve organizasyonun uyumlu çalışmasıyla oluşur. Kadın liderliği bu uyumu güçlendirir.
Kariyer yolculuğunuzda sizi şekillendiren dönüm noktaları veya ilham aldığınız deneyimler neler oldu?
Sorumluluk alarak “nasıl değer ürettiğimi” yeniden tanımladığım süreçler oldu. Sağlık sektöründe uluslararası ilaç şirketlerinde çalışmak ve yöneticilik yapmak, iş hayatımda vizyonumu genişletti; global yapılarda iş geliştirme, sağlıkta pazarlama ve iletişim dilini, yenilikçi bakış açısını sahaya nasıl indireceğimi ve ölçülebilir sonuçlara nasıl dönüştüreceğimi deneyimleme fırsatı verdi. Ardından Avrupa Birliği projelerinde üstlendiğim görevler, bana bir konuyu doğru kurgulama, odaklanarak derinleştirme ve disiplinli bir şekilde sonuca götürme becerisi kazandırdı. Proje yönetimi tarafında; planlama, paydaş koordinasyonu ve sürdürülebilir etki yaratma gibi alanlarda çok kıymetli bir birikim edindim. 20 yıllık sağlık sektörü deneyimimle Güven ailesine katıldığımda ise daha önce hiç hissetmediğim bir gücü fark ettim. Sağlık sektörü kadın çalışan ve yöneticilerin güçlü biçimde yer aldığı bir alan; ancak Güven’de bu güç yalnızca görünür değil, aynı zamanda büyüyen ve çoğalan bir enerjiye dönüşüyor. Kadınların empatisi, dayanıklılığı ve çözüm odaklılığı burada iş dinamiklerine daha güçlü yansıyor. Güven’de kadın yönetici olmak, kurucumuzdan başlayarak bugüne taşınan; kurumun DNA’sına işlemiş bir yaklaşım, adeta bir “genetik aktarım” gibi. Bu kültürün en kıymetli tarafı, kadın gücünün yalnız bırakılmaması; birlikte hareket eden, birlikte düşünen ve birlikte karar alan ekiplerle desteklenmesi. Bu da bana hem güven veren hem de motive eden bir çalışma deneyimi sundu.




