Meme Kanseri Cerrahisinde Yeni Dönem!

“Başarılı bir tedavi yalnızca hastalığı ortadan kaldırmak değil; hastanın güvenini, beden bütünlüğünü ve yaşam umudunu da koruyabilmektir.

Bir zamanlar meme kanseri teşhisi, kadınlar için yalnızca bir hastalık değil; aynı zamanda beden bütünlüğünü, kadınlık algısını ve geleceğe dair umutlarını tehdit eden ağır bir travma olarak görülüyordu. Ancak bugün modern tıp, bu korku hikâyesini yeniden yazıyor.

Artık her hastaya aynı ameliyat uygulanmıyor. Büyük ve yıpratıcı cerrahilerin yerini; meme koruyucu teknikler, kişiye özel tedavi planlamaları ve estetik kaygıları da dikkate alan onkoplastik yaklaşımlar alıyor. Üstelik gelişmiş görüntüleme sistemleri, genetik analizler ve multidisipliner ekip çalışmaları sayesinde tedavi süreçleri çok daha güvenli ve umut verici hale geliyor. Meme kanseri cerrahisindeki bu sessiz ama büyük dönüşümü; modern tedavi anlayışını, yanlış bilinen efsaneleri ve geleceğin cerrahisini, Genel Cerrahi ve Cerrahi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Mahmut Can Yağmurdur ile konuştuk.

RÖPORTAJ: Şahla Orujova

“Her Meme Kanseri Hastası Büyük Ameliyat Mı Oluyor?” (ARA BAŞLIKLAR)

Hocam, meme kanseri cerrahisi son yıllarda büyük değişim yaşadı. Eskiden daha radikal ameliyatlar ön plandayken bugün koruyucu yöntemler konuşuluyor. Tanı alan bir hasta için artık süreç nasıl planlanıyor?

Son 35 yıldır meme koruyucu cerrahi, uygun hastalarda adeta “altın standart” haline geldi. Çünkü biliyoruz ki bir kadın için yalnızca organ kaybı değil, beden bütünlüğü algısının zedelenmesi de son derece travmatik bir süreç. Bugün artık her hastaya aynı ameliyat yapılmıyor. Tümörün boyutu, yeri, biyolojik davranışı ve hastanın genel durumu birlikte değerlendirilerek karar veriliyor. Büyük ameliyatlar her zaman zorunlu değil. Ancak meme koruyucu cerrahi son derece titizlik gerektiren, ince hesaplanmış bir onkoplastik girişimdir. Cerrahi sınırların tamamen temiz olduğundan emin olmak gerekir. Bunun için ameliyat sırasında yapılan frozen patoloji incelemesi, gelişmiş görüntüleme teknikleri ve hassas cerrahi diseksiyon büyük önem taşır. Gerekirse büyütücü optik sistemler kullanılır. Amaç yalnızca tümörü çıkarmak değil; aynı zamanda güvenli ve kaliteli bir yaşam sağlamaktır.

Bugün sıkça duyduğumuz “kişiselleştirilmiş cerrahi” kavramı meme kanserinde tam olarak neyi ifade ediyor?

Artık meme kanseri tedavisinde “tek tip yaklaşım” dönemi büyük ölçüde geride kaldı. Her hastanın hikâyesi, tümör yapısı ve yaşam koşulları farklıdır. Kişiselleştirilmiş cerrahi; hastanın yalnızca tümörüne değil, aynı zamanda genetik risklerine, eşlik eden hastalıklarına, yaşına, hatta psikolojik durumuna kadar geniş bir perspektifle yaklaşabilmektir. Özellikle tümörün moleküler özellikleri ve genetik taşıyıcılık riski, uygulanacak cerrahiyi doğrudan etkileyebilir. Aynı zamanda medikal onkolojik tedavi planını da şekillendirir. Amaç; “en büyük ameliyatı” yapmak değil, hasta için en doğru ameliyatı seçmektir.

“Tek Seansta Kanser Tedavisi ve Estetik Mümkün Mü?”

Birçok kadının en büyük korkularından biri, kanser tedavisi sırasında beden bütünlüğünü kaybetmek. Aynı seansta hem tümör temizliği hem de estetik rekonstrüksiyon yapılabiliyor mu?

Evet, günümüzde bu artık mümkün ve oldukça yaygın uygulanan bir yaklaşım. Buna onkoplastik cerrahi diyoruz. Kanserli doku çıkarılırken, aynı seansta memenin yeniden şekillendirilmesi ya da rekonstrüksiyon işlemleri gerçekleştirilebiliyor. Özellikle erken evrelerde bunun psikolojik açıdan oldukça olumlu sonuçlar verdiğini görüyoruz. Bilimsel veriler de, uygun hasta grubunda bu yöntemlerin yüz güldürücü sonuçlar sunduğunu gösteriyor. Elbette burada yalnızca estetik değil; hastalığın biyolojik yapısı, genetik riskler ve medikal tedavi seçenekleri birlikte değerlendirilmelidir.

Bazı hastalar estetik kaygıların tedavinin önüne geçebileceğinden endişe ediyor. Cerrahi güvenlikten ödün veriliyor mu?

Kesinlikle hayır. Onkoplastik meme cerrahisinde estetik ve güvenlik birbirinin alternatifi değil; birbirini tamamlayan iki önemli bileşendir. Ancak burada önemli bir denge vardır. Hastaya “mükemmel kozmetik sonuç” vaadinden önce, kanser tedavisinin temel hedefinin sağaltım ve yaşam süresini korumak olduğu açık şekilde anlatılmalıdır. Başarılı bir meme cerrahisinde amaç; hem onkolojik güvenliği sağlamak hem de hastanın yaşam kalitesini korumaktır.

Robotik ya da minimal invaziv yöntemler gerçekten meme cerrahisinin geleceği olabilir mi?

Bu alanda teknoloji hızla gelişiyor ve çeşitli yöntemler uygulanıyor. Ancak uzun dönem sonuçlar konusunda hâlâ dikkatli olmak gerekiyor. Özellikle 2014 yılından itibaren bazı merkezlerde uygulanan cryoablation (buz topu yöntemi) dikkat çekici bir yaklaşım olarak öne çıkıyor. Bu yöntemde tümör dondurularak yok edilmeye çalışılıyor. Fakat bu her hasta için uygun bir yöntem değildir. Seçilmiş olgularda, belirli moleküler özelliklere sahip tümörlerde ve mutlaka deneyimli, sertifikalı merkezlerde uygulanmalıdır. Meme cerrahisinde teknoloji önemlidir; ancak deneyim hâlâ belirleyici faktördür.

 “Meme Kanseri Tedavisi Bir Ekip İşi mi?”

Başarılı bir meme kanseri tedavisi yalnızca ameliyat masasında mı belirleniyor?

Kesinlikle hayır. Meme kanseri tedavisi gerçek anlamda bir ekip işidir. Ben bunu çoğu zaman bir senfoni orkestrasına benzetiyorum. Cerrah, medikal onkolog, radyolog, patolog ve genetik uzmanı; hepsi aynı eserin farklı enstrümanlarını çalan sanatçılar gibidir. Cerrahi yalnızca bilim değil; aynı zamanda deneyim, zanaat ve bir ölçüde sanattır. Başarılı sonuçlar ise ancak bu “orkestrasyon” doğru kurulduğunda ortaya çıkar.

“Meme Kanserinde En Büyük Efsaneler Neler?”

Toplumda hâlâ doğru sanılan ama bilimsel karşılığı olmayan hangi inanışlar hastaları korkutuyor?

En yaygın yanlışlardan biri; “Bıçak değerse kanser yayılır” inanışı. Bu bilimsel olarak doğru değildir. Bir diğer yanlış düşünce ise “tedavi oldum, bir daha asla tekrarlamaz” yaklaşımıdır. Düzenli takip çok önemlidir. Ayrıca “çok emzirmek yüzde yüz korur” ya da “mamografi kanser yapar” gibi söylemler de bilimsel gerçeklerle örtüşmez. Erken tanı hâlâ hayat kurtaran en güçlü silahtır.

“Geleceğin Cerrahisi ve Kadınlara Mesajınız”

Yeni teşhis almış bir kadına ne söylemek istersiniz?

Meme kanseri bugün tedavi edilebilir bir hastalıktır. Ancak doğru karar süreçleri deneyim ve uzmanlık gerektirir. Kadınlarımız bu mücadelede yalnız değildir. Risk azaltıcı yöntemler, erken tanı programları ve giderek gelişen tedavi seçenekleri sayesinde umut her zamankinden daha güçlü. Önemli olan korkuyla değil; doğru bilgi ve doğru ekip ile hareket etmektir. Çünkü meme kanserinde zamanında ve doğru tedavi, yaşamı değiştirebilir.

Bizim hekimlik anlayışımızda ise üç temel değer yol göstericidir: etik, estetik ve sağlık. Çünkü başarılı bir tedavi yalnızca hastalığı ortadan kaldırmak değil; hastanın güvenini, beden bütünlüğünü ve yaşam umudunu da koruyabilmektir.

Yazar Hakkında /

Yazmaya başlayın ve aramak için Entera basın