Türkiye’den Dünyaya Enerji Yolculuğu!

Ankara Life Dergisi olarak bu sayımızda, Türkiye’de yalnızca üç resmi Biyoenerjistten biri olan Tuğba Poyraz’ı ağırlıyoruz. Ruhsal ve bedensel iyileşmeyi bir bütün olarak ele alan Poyraz, enerjinin şifalı gücünü Sivas’tan tüm Türkiye’ye taşıyor. İlham veren kariyer yolculuğuyla, “iyileşmek için bazen sadece enerjini dengelemek gerekir” diyen Tuğba Poyraz, biyoenerjinin bilimsel temellerini, hücrelerin uyanışını ve insan bedenindeki mucizevi dönüşümü Ankara Life Dergisi okurları için anlatıyor. Keyifli okumalar dileriz.

Tuğba Hanım öncelikle sizi tanıyalım. Tuba Poyraz kimdir ve kariyer yolculuğunuzdan kısaca bahseder misiniz?

36 yaşındayım, Sivas doğumluyum ve hâlen Sivas’ta yaşıyorum. Otoriter bir yapıya sahibim; başladığım her işi başarıyla sonuçlandırmayı ilke edinen biriyim. Yaklaşık 12 yıldır Biyoenerji alanında çalışıyorum. Hedefim yalnızca bireyleri iyileştirmek değil, aynı zamanda bu enerjinin şifalı gücünü daha geniş kitlelere ulaştırmak ve insanlara umut ile huzur aşılamaktır. Çalışmalarım sadece Sivas ile sınırlı değil; Türkiye’nin dört bir yanına ulaşıyorum. Uzaktan gerçekleştirdiğim seanslar sayesinde enerjinin gücünü paylaşıyor, farkındalığı artırmaya devam ediyorum. Biyoenerji; ilaçsız, temassız bir yöntemdir ve hücreleri harekete geçirerek bedenin direncini artırır. Kişiye özel uyguladığım seanslarla hem ruhsal hem de bedensel iyileşme süreçlerini destekliyorum.

Biyoenerji nedir ve günümüzde nasıl tanımlanıyor?

Biyoenerji; insan bedenini bir bütün olarak ele alan, fiziksel, ruhsal ve zihinsel dengeyi yeniden sağlamayı hedefleyen bir yöntemdir. Alternatif tıp ile modern tıbbı destekleyen bu uygulama, temassız ve ilaçsız şekilde, herhangi bir kimyasal madde kullanılmadan gerçekleştirilir. Amaç, vücudun kendi doğal enerjisini dengeleyerek iyileşme sürecini harekete geçirmek ve genel yaşam enerjisini yükseltmektir.

Biyoenerji seansları kimlere uygulanır ve bu süreç genellikle nasıl ilerler?

Biyoenerji, her canlıya uygulanabilen bir yöntemdir. Seans sayısı kişiye göre değişmekle birlikte genellikle 2 ile 16 seans arasında gerçekleşir. Biyoenerji frekansının etkileri, dünyaca tanınan doktorlar ve tıbbi araştırmacılar tarafından incelenmiş ve bilimsel olarak da desteklenmiştir.

Seanslarımız; boyun fıtığı, bel fıtığı, migren, sinüzit gibi rahatsızlıkların yanı sıra kırmızı veya yeşil reçeteli ilaç kullanan danışanlarımızda da uygulanabilmektedir. Ayrıca Down sendromlu ve otizmli bireylerle de çalışmalar yapıyor, bu özel danışanlarımızın yaşam kalitesini artırmaya yönelik seanslar gerçekleştiriyoruz.

Biyoenerji çalışmalarında sıkça duyduğumuz “uyuyan hücre” terimini açar mısınız? Bu hücrelerin uyanması ne gibi etkiler yaratır?

“Uyuyan hücre” terimi, vücudun temas ve hareket etmeyen, enerji akışının zayıfladığı ağrılı bölgelerini ifade eder. Uyuyan hücreler genellikle vücuttaki enerji merkezleri olan çakraların kapanmasıyla ilişkilidir. Çakraların kapalı olması durumunda danışanlarımda yorgunluk, halsizlik, baş ağrısı, vücut ağrıları ve beklenmedik fiziksel rahatsızlıklar görülebilmektedir. Çoğu kişi bu durumu kimyasal ilaçlarla gidermeye çalışsa da, asıl neden enerjisel dengesizliktir.

Bedeninde ağrılar hisseden danışanlarımda genellikle bu “uyuyan hücrelerin” yeniden aktif hale getirilmesi gerektiğini, bunun da yedi çakradan birinin kapalı olduğuna işaret ettiğini gözlemliyorum. Bu süreçte meditasyon, Reiki ve benzeri rahatlama tekniklerinin uygulanmasıyla hücrelerin uyanmasını, enerji akışının yeniden dengeye kavuşmasını sağlıyoruz.

Biyoenerjinin bilimsel anlamda kabulü ve araştırmaları hakkında ne söyleyebilirsiniz?

Biyoenerji, hem dünya genelinde hem de Türkiye’de, alanında uzman doktorlar ve tıbbi araştırmacılar tarafından incelenmiş ve etkileri bilimsel olarak kanıtlanmış bir yöntemdir. Günümüzde biz Biyoenerjistler; üniversitelerde, hastanelerde, tıp fakültelerinde ve ilgili enstitülerde hem uygulama hem de eğitim çalışmalarını sürdürmekteyiz.

“Biyoenerji” terimi ise ilk kez Avusturyalı hekim ve psikanalist Wilhelm Reich tarafından kullanılmıştır. Reich, insan bedenindeki enerji akışının ruhsal ve fiziksel sağlık üzerindeki etkilerini araştırarak bu kavramın temellerini atmıştır. Günümüzde de bu çalışmalar, modern tıp ve alternatif tıp alanlarında birbirini tamamlayan bir bakış açısıyla ilerlemektedir.

Biyoenerji, günümüz sağlık sistemlerinde nasıl bir yere sahiptir?

Biyoenerji, günümüzde birçok ülkede sağlık sistemlerinin tamamlayıcı bir parçası haline gelmiştir. Batı Avrupa ülkelerinde yaklaşık 17.000, İngiltere’de 8.000 biyoenerjist hastanelerde aktif olarak görev yapmaktadır. Özellikle büyük ameliyatlardan önce ve ameliyatlar sırasında biyoenerjiden faydalanıldığı bilinmektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nde ise bu sayının 30.000 civarında olduğu belirtilmektedir.

Türkiye genelinde ise yalnızca üç resmi Biyoenerjist bulunmaktadır ve bu üç kişiden biri de benim, Tuğba Poyraz. Ülkemizde biyoenerji uygulamaları, Bakanlar Kurulu’nun 2 Kasım 2011 tarihli ve 28.103 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan kararnamesi ile “Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp Uygulamaları” kapsamında resmî olarak kabul edilmiştir.

Ayrıca, Kanun Hükmünde Kararname’nin 663. maddesinin G fıkrası ile Sağlık Bakanlığı; alternatif tıp ve modern tıbbı bir araya getirerek, biyoenerjiyi sağlık hizmetleri kapsamına dahil etmiştir. Bu sayede biyoenerji, modern tıbbı destekleyen, ruhsal ve bedensel iyileşmeye katkı sağlayan bilimsel bir yöntem olarak değerlendirilmeye başlanmıştır.

Yazar Hakkında /

Yazmaya başlayın ve aramak için Entera basın