Zihnin Sigortası: Sağlıklı Uyku!

Şehrin en çok okunan yayını Ankara Life Dergisi’ne konuk olan Medicana International Ankara Hastanesi Nöroloji Profesörü Dr. M. Zülküf Önal, uykunun “pasif bir dinlenme hali” değil, beynin her gece yeniden yapılandığı hayati bir onarım süreci olduğunu vurguluyor. Hafızadan duygudurumuna, demans riskinden beyin yaşlanmasına kadar uzanan geniş bir yelpazede uykunun belirleyici rolüne dikkat çeken Önal, modern yaşamın bozduğu uyku ritminin sandığımızdan çok daha ciddi nörolojik sonuçlar doğurabileceğinin altını çiziyor. İyi okumalar dileriz.

Beyin sağlığı açısından uyku neden bu kadar kritik? Uykunun beyinde hangi temel işlevleri var?

Uyku, “pasif kapanma” değil; beynin bakım-onarım ve yeniden kalibrasyon dönemidir. Uykunun klasik olarak iki ana dönemi vardır. Özellikle NREM (özellikle yavaş dalga) ve REM evreleri, gün içi izlerin seçilmesi, güçlendirilmesi ve gereksiz bağlantıların budanmasıyla ilişkilidir. Bu sayede hafıza ve öğrenme süreci gelişir. Beyinde gün içinde aktif olan tüm sinapslar uyku sırasında normalize olur; bu, verimlilik ve enerji ekonomisi ve gürültü azaltımı açısından önemlidir. Uyku sırasında beyin sıvı dinamikleri değişerek, beyin lenfatik sistemi üzerinden metabolik atıkların uzaklaştırılmasına destek olur. Uyku bölünmesi veya azalması durumunda hafıza merkezi olan amigdala bölgesinin ve beynin ön kısmı arasındaki bağlantının kontrolünü bozarak kaygı ve huzursuzluğa neden olur. Uzun vadede uyku, “sağlıklı uyku örüntüsü” olduğu takdirde, yapısal olarak beynin korunduğu ve daha düşük demans riskiyle ilişkilendirildiği birçok çalışmada gösterilmiştir.

Uzun yıllar “zeki insanlar az uyur” algısı vardı. Güncel bilimsel araştırmalara göre yetişkinler ve çocuklar için ideal uyku süresi kaç saattir?

Zeki insanlar maalesef az uyur. Bunun birçok sebebi olmakla birlikte zekanın getirdiği kaygı bozukluğu en belirgin sebeptir. Genel olarak uyku süresi yaşa göre değişir ve “iyi uyku” yalnız süre değildir, süre + süreklilik + zamanlama + gündüz işlevselliğinin bileşimidir. Uyku depolanmaz. Yetişkinlerde 6-8 saat ideal olan süredir. Ancak 1-2 yaş için 11–14 saat, 3–5 yaş için 10–13 saat ve 6–12 yaş için ise, 9–12 saat ideal süredir.

Gece boyunca sık uyanmak mı yoksa toplam uyku süresinin kısa olması mı beyin için daha zararlıdır?

İkisi de aslında zararlı. Kısa süreli uyku gün içinde uykululuk, dikkat ve muhakeme işlemleme hızında yavaşlama, duygudurum bozukluğu ve metabolik etkiler belirginleşir. Uyku bölünmesi, sık uyanma toplam süre iyi olsa da bilgi işlemleme hızı, dikkat ve yürütücü işlev üzerinde “ertesi gün” olumsuz etkiler yapabilir. Sık uyanmaya neden olan birçok tedavi edilebilir sebep olabilir. Uyku apnesi, huzursuz bacak, uykuda uygunsuz hareket bozukluğu, kaygı bozukluğu hatta alkol kullanımı mutlaka tedavi edilmelidir.

Hafta içi az, hafta sonu çok uyumak (sosyal jet lag) beyin sağlığını ve bilişsel işlevleri olumsuz etkiler mi?

Evet; sosyal jet lag (biyolojik saat ile sosyal saat uyumsuzluğu) özellikle gençlerde beyin ağları ve bilişsel işlevlerle ilişkilidir. Sosyal jet lag ölçümleri yüksek olanlarda zekâ ve akademik performans ve bazı bağlantısallık ölçütlerinde olumsuz ilişkiler raporlanmıştır. Uykunun telafisi ve depolanması söz konusu değildir.

Vardiyalı çalışma veya sık jet lag beynin yapısını ve uzun vadeli nörolojik sağlığı nasıl etkiler?

Uyku rutininin bozulması sık uyanmaya, hormonal ve metabolik strese hatta inflamasyona neden olabilir. Vardiyalı çalışmanın talamus ve amigdala gibi bölgelerde seçici hacim kaybı ile ilişkili olduğu; ayrıca vardiya bırakıldığında ~2.4 yıl içinde bu kaybın “duraksayabildiği” raporlanmıştır. Vardiyalı çalışmanın “beyin yaşlanması” ölçütleriyle ilişkisini gösteren çalışmalar bulunmaktadır.

Uyku apnesi fark edilmez ve tedavi edilmezse, beyinde ne tür yapısal veya bilişsel sorunlara yol açabilir?

Uyku apnesine bağlı olarak beyin aralıklı şekilde oksijensiz kalır bununla birlikte sık uyanmaya neden olur. Buna bağlı olarak; dikkat, yürütücü işlev, bellek bozulur ve buna eşlik eden yapısal ve fonksiyonel beyin değişiklikleri gözlenir. Beynin hafıza merkezinde küçülmeye neden olduğu da gösterilmiştir. Uyku apnesi bilişsel gerilemenin yanı sıra kalp sağlığı üzerinde önemli yan etkileri olur. Hatta uykuda ani ölümlere neden olabilir.

Orta yaşta uyku problemleri yaşayan kişilerde beyin hacminde daha hızlı küçülme ve bunun demans riskini artırması gerçekten bilimsel olarak gösterildi mi?

Kesin olmamakla birlikte, orta yaşta uykuya dalma güçlüğü ve erken uyanma gibi insomnia belirtilerinin, demansla ilişkili olduğunun gösterildiği çalışmalarda beyin atrofi hızlanması söz konusu olabilmektedir. Uyku örüntüsü ve “beyin yaşı” ilişkisini gösteren çalışmalar da beyin de küçülme hızında artış olduğu gösterilmiştir.

Bağırsak mikrobiyotası ile uyku ve beyin sağlığı arasında bir ilişki var mı?

Mikrobiyotanın beyinde bulunan birçok molekülü ve inflamatuvar sinyalleri etkilediği bilinmektedir. Ancak doğrudan ilişkisi gösterilmemiştir.

Melatonin kullanımı beyin sağlığını korur mu? Uzun süreli kullanımının bilinen riskleri var mı?

Melatonin sirkadiyen ritim kaymasında (jet lag, gecikmiş uyku fazı) ve özel bazı durumlarda uykuya dalma süresinde mütevazı iyileşme sağlayabilir. Ancak “beyin koruma” amacıyla uzun süreli kullanım için kesin yoktur. Uzun süreli kullanım konusunda veriler heterojendir. Uzun süre kullanımın kalp nedenli ölüm oranlarında artışa neden olabileceği en son güncel çalışmalarda desteklenmiştir.

Stres ve anksiyete, uyku bozuklukları üzerinden beyne nasıl zarar verir? Bu süreç geri döndürülebilir mi?

Stresin neden olduğu uyku bozukluğu dikkat ve işlemleme hızı düşüşüne, duygudurum dalgalanmasına neden olduğu gösterilmiştir. Anksiyetenin tedavisi ile bu düzelebilir.

Hangi uyku belirtileri altta yatan nörolojik bir hastalığın habercisi olabilir?

Nöroloji açısından hastalık olarak kabul edilecek bazı durumlar vardır. Bunların tedavisi mutlaka yapılmalıdır. Bunların başında REM uyku davranış bozukluğu gelir. Bu kişiler rüyayı yaşarlar, yatakta şiddetli hareket ederler, bağırabilirler. Hatta yanlarında yatan kişilere fiziksel olarak zarar dahi verebilirler. Bir başka dikkat edilmesi gereken durum ise aşırı gündüz uykululuğu ile birlikte olabilen bilinç kaybı olmaksızın anlık felç hali, canlı rüyalar (uyanıkken rüya görmek) hipnogojik halüsinasyon, uyku paralizisi (uyanıkken hiç hareket edememek) narkolepsi spektrumu olarak kabul edilir. Uyku sırasında yeni başlayan istemsiz “stereotipik” hareketler, dil ısırma, derin uyku hali olması nokturnal epilepsi olasılığını düşündürmelidir. Şiddetli huzursuz bacak/PLMS + demir eksikliği bulguları bir arada olabilir. Sabah baş ağrısı, tanıklı apne ve horlama, gece sık sık tuvalet ihtiyacı için uyanmak, hipertansiyonla birlikte uykululuk varsa uyku apnesi olabilir. Bu hastalar sadece unutkanlık yakınması ile doktora başvurabilirler.

Yazar Hakkında /

Yazmaya başlayın ve aramak için Entera basın

Bu kapanacak 0 saniye