Gürültülü Çağın İçinde, ‘Sessiz’ Bir Alan Açan Ressam: Ceren Bener! 

“Geçmişin estetiğini bugünün ruh haliyle yeniden kuruyorum.”

“Ben izleyicinin resmin karşısında “anladım” demesinden çok, “hissettim” demesini isterim.”

Neo-romantik atmosferi modern zamanın içsel gerilimleriyle buluşturan ressam Ceren Bener, hayvan figürleri, sessiz mekânlar ve güçlü sezgilerle örülü dünyasını Ankara Life Dergisi okurları için anlattı; sanatın görünenin ötesine geçen dilini, duyguyla kurulan sahnelerini ve 2026’da izleyiciyle buluşacak “Sessiz” serisinin perde arkasını paylaştı. Keyifli geçen röportajımız sizlerle, iyi okumalar dileriz.

Röportaj: Hatice Şeyma Basut

Ceren Hanım, sanat yolculuğunuzun kökenlerini merak ediyoruz. Resimle tanışmanız ve bu dünyaya adım atmanızda sizi en çok etkileyen an neydi?

Resim benim için her zaman “kendimi anlatmanın” en doğal yolu oldu. Küçük yaşlardan beri görüp hissettiklerimi söze dökmekten çok, çizgi ve renklerle ifade edebildiğimi fark ettim. Gazi Üniversitesi Sanat Fakültesi’nde aldığım eğitim ise bu içgüdüyü disipline etti; bakmayı, görmeyi ve bir sahnenin duygusunu kurmayı öğrendim. En etkileyen anlardan biri, bir figürün yüzünü göstermeden bile izleyiciye duygu geçirebildiğimi ilk kez net hissettiğim andı. O an resmin, “görünenin ötesine” temas edebildiğini anladım.

Neo-romantik yaklaşımınızı modern bir bakışla yorumluyorsunuz. 18. ve 19. yüzyılın romantik estetiğini günümüzle buluştururken size ilham veren unsurlar neler?

Romantizm, bir anlamda modernleşmenin hızına ve duygunun geri plana itilmesine karşı bir tepkiydi; bugün de benzer bir hızın içindeyiz. Aşırı teknoloji, yüzeysel sosyalleşme, yalnızlık korkusu, doğadan kopuş gibi temalar bende güçlü bir karşılık buluyor. Bu yüzden neo-romantik bir dille; ışık-gölge, atmosfer, dramatik dinginlik ve mekân duygusunu günümüzün içsel gerilimleriyle birleştiriyorum. İlhamım bazen bir müzik parçası, bazen bir kitap, bazen de eski bir objenin taşıdığı hafıza olabiliyor. Kısacası, geçmişin estetiğini bugünün ruh haliyle yeniden kuruyorum.

Eserlerinizde sıkça hayvan ve iç mekân sahneleri yer alıyor. Bu motifler sizin için ne ifade ediyor, neden onları özellikle tercih ediyorsunuz?

İç mekânlar benim resimlerimde çoğu zaman “zihin” gibi çalışıyor: kişinin kendisiyle baş başa kaldığı, sesin azalıp duygunun yükseldiği alanlar. Hayvanlar ise bu sahnelerde insanın sakladığı taraflarını; korunma, cesaret, içgüdü, kırılganlık gibi duyguları sembolize ediyor. Bu ikisini birlikte kullanınca izleyiciye net bir cevap vermektense, güçlü bir sezgi alanı açılıyor. Ayrıca figürlerin yüzünü her zaman doğrudan göstermemeyi seviyorum; çünkü duygu, bazen en çok eksik bırakılan yerden taşar. Hayvan ve mekân, o “eksik” alanı tamamlayan iki güçlü anlatıcı.

2026’da “Sessiz” adını verdiğiniz yeni bir serinizle buluşacağız. Bu seriyi özel kılan detaylar neler ve vintage estetiği eserlerinizde nasıl hayat buluyor?

“Sessiz”, benim için bir kaçış değil; aksine daha dürüst bir yüzleşme alanı. Serideki mekânlar; barlar, kütüphaneler, odalar dış dünyanın gürültüsünden arınmış gibi görünse de aslında karakterin iç dünyasını yükselten sahneler. Vintage estetik burada sadece dekor değil; hafızası olan objeler üzerinden bir anlatım kuruyorum: eski mobilyalar, kitaplar, kumaş dokuları, ışığın duvarda bıraktığı iz… Detaylar, resimdeki “zaman” hissini güçlendiriyor. İzleyiciye modern hayatın hızından bir adım geri çekilip, sahnenin içine girme daveti gibi.

Çalışmalarınızda duygular ve hikâyeler güçlü bir şekilde öne çıkıyor. İzleyiciye iletmek istediğiniz temel his veya mesaj nedir?

Ben izleyicinin resmin karşısında “anladım” demesinden çok, “hissettim” demesini isterim. Eserlerimdeki temel duygu; kırılganlıkla gücün, huzurla gerilimin aynı anda var olabilmesi. Modern hayat bizi sürekli hızlandırıyor; ben resimlerimle bir ‘Durma Anı’ yaratmaya çalışıyorum. İzleyici kendi hikâyesini sahneye yerleştirebilsin istiyorum. Resmin cevabı tek olsun değil; herkesin içindeki sesi biraz yükseltsin.

Gelecek planlarınızda sizi heyecanlandıran yeni projeler var mı? 

Yeni üretim dönemimde “Sessiz” serisini daha da büyütmeyi ve farklı mekânlarla genişletmeyi hedefliyorum. Yurt içi ve yurt dışı sergi/fuar süreçlerimi sürdürüyorum; aynı zamanda işlerimin anlatısını güçlendirecek daha seçici projeler planlıyorum. Resimle birlikte heykel/üç boyutlu formlar fikri de beni heyecanlandırıyor; çünkü sembollerim başka bir dil kazanıyor. Önümüzdeki dönemde hem üretim hem görünürlük tarafında daha net ve güçlü bir çizgi kurmak istiyorum.

Yazar Hakkında /

Yazmaya başlayın ve aramak için Entera basın

Bu kapanacak 0 saniye