Maria Roza’nın Kavramsal Yolculuğu!

“Erken yaşta sanatla kurduğum bağ, bugün işlerimde görülen yapısal ve kavramsal bütünlüğün temelini oluşturdu.”

Bakü’den Ankara’ya uzanan sanat yolculuğunda insan, hayvan ve doğa arasındaki geçirgen sınırları kendine özgü bir görsel dile dönüştüren Maria Roza, üretim pratiğini ve kavramsal dünyasını Ankara Life Dergisi için anlattı. Akademik disiplinle sezgisel anlatımı buluşturan genç sanatçı, şehirden yorulmuş bedenleri, hibrit varlıkları ve ilkel diyaloglarıyla çağdaş resimde dikkat çekici bir evren kuruyor. Keyifli geçen röportajımız sizlerle, iyi okumalar dileriz.

Röportaj: Hatice Şeyma Basut

Maria Hanım, sanat yolculuğunuz Bakü’de başlayıp Ankara’da şekilleniyor. Bu erken dönem, bugün ürettiğiniz dünyayı nasıl kurdu?
1998 yılında Bakü’de doğdum. Sanat eğitimime Ankara Güzel Sanatlar Lisesi’nde başladım ve 2016’da mezun oldum. Ardından Hacettepe Üniversitesi Resim Bölümü’nde lisans eğitimimi yüksek onur derecesiyle tamamladım. Aynı üniversitede yüksek lisansımı sürdürerek hibrit yaratık temsilleri ve çağdaş uygulamalar üzerine yazdığım tezle programı tamamladım. Bu süreç, hem akademik disiplini hem de sezgisel üretimi bir arada düşünmeme olanak tanıdı. Erken yaşta sanatla kurduğum bağ, bugün işlerimde görülen yapısal ve kavramsal bütünlüğün temelini oluşturdu.

Yüksek lisans tezinizde hibrit yaratık temsillerine odaklanıyorsunuz. Bu ilgi pratiğinize nasıl yansıdı?
Yüksek lisans sürecimde hibrit yaratık temsilleri ve çağdaş uygulamalar üzerine yoğunlaştım. Bu araştırma, insan ve hayvan arasındaki sınırların geçirgenliğini sorgulayan bir görsel dil geliştirmeme zemin hazırladı. Resimlerimde ortaya çıkan gerçeküstü formlar, bu düşünsel altyapının doğal bir uzantısı olarak şekillendi. Büyülü gerçekçilik ve sembolik anlatım, bu sorgulamanın taşıyıcı unsurları hâline geldi.

İlk kişisel serginiz “Hamartia”yı henüz öğrenciyken açtınız. Bu sergi sizin için ne ifade ediyordu?
“Hamartia”, 2019 yılında lisans eğitimim sırasında Ankara’da açtığım ve Rotary Kulübü tarafından desteklenen ilk kişisel sergimdi. O dönem için bu sergi, hem üretim cesaretimi hem de kavramsal arayışımı görünür kılan önemli bir eşikti. Sanat pratiğimin kamusal alanda ilk kez bu ölçekte karşılık bulması, sonraki çalışmalarım için belirleyici oldu. Bu süreçten sonra 2020’de Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “Coğrafya Kaderdir” konulu 6. Genç Sanat Proje Yarışması’nda sergileme ödülü kazandım; bu, üretimime motivasyon ve yeni bakış açıları kazandırdı.

“Parallel Animals” ve “İlkel Diyaloglar” sergileri arasında nasıl bir düşünsel süreklilik var?
Her iki sergi de insan-hayvan ilişkileri ve ilkel doğayla kurulan bağlar etrafında şekillendi. 2022’de İstanbul Concept Galeri’de gerçekleştirdiğim “Parallel Animals”, paralel varoluşlar üzerinden bu ilişkiyi ele alırken; aynı yıl Le Maison de Barbara sanatçı evi programına katıldım ve jüri tarafından seçilerek BASE Genç Sanatçı Platformu’nun 2022 sergisinde yer aldım. 2024’te Eskişehir Cam Müzesi’nde, ardından İstanbul Concept Galeri’de açtığım üçüncü kişisel sergim “İlkel Diyaloglar”da daha doğrudan ve şiirsel bir iletişim alanı açtım. İki sergi arasında büyülü gerçekçilik ve sembolik anlatım ortak bir zemin oluşturuyor.

İşlerinizde sıkça şehirden yorulmuş insan bedenleriyle karşılaşıyoruz. Bu figürler neyin temsilcisi?
Resimlerimde şehrin şatafatından ve gösterilerinden yorgun düşen insan bedeni, sessiz bir kâinata bir anlığına sızar. Bu anlar, insanın doğayla kurduğu hem güvenli hem de tekinsiz ilişkiyi görünür kılmayı amaçlar. Doğa, bu bağlamda öznenin kendini gerçekleştirdiği bir alan olarak belirir. Gerçeküstü formlar aracılığıyla bu deneyimdeki tekillik bastırılır ve varoluş olanaklarına dair bir arayışa dönüşür.

Genç yaşınıza rağmen birçok önemli mekân ve platformda yer aldınız. Bu görünürlük üretiminizi nasıl etkiliyor?
Çalışmalarımın SALT Beyoğlu, İstanbul Concept Galeri, Akaretler, Eskişehir Cam Müzesi, Cermodern ve Pera Palas gibi mekânlarda; Beyrut ve Kiev’de ise yurtdışında izleyiciyle buluşması, üretimimin farklı bağlamlarda okunmasına olanak sağladı. Artweeks Istanbul, ArtAnkara ve ArtContact gibi uluslararası sanat fuarlarına ve Love 360 Festivaline de eserlerimle katılmak, bu arayışın kolektif bir diyaloğa dönüşmesini sağladı. Ayrıca Artİstanbul Feshane’nin ilk sergisinde eserimle en genç sanatçı olarak yer almak ve konuşmacı olmak, üretimime dair sorumluluk duygusunu derinleştirdi.

Yazar Hakkında /

Yazmaya başlayın ve aramak için Entera basın