Obezite Cerrahisi ile Yeniden Doğuş!
“Cerrahi yalnızca kilo kaybı sağlamaz; metabolizmanın yeniden programlanmasına yardımcı olur.”
“Modern çağın görünmez ağırlığı” artık tüm dünyanın omzunda… Obezitenin giderek derinleşen toplumsal etkilerini, popüler zayıflama trendlerinin bilinmeyen risklerini ve modern cerrahinin sunduğu yeni umut kapılarını, Medicana International Ankara Hastanesi Genel Cerrahi ve Gastroenteroloji Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Özgür Sevim ile masaya yatırdık. Ankara Life Dergisi olarak hem bilimin ışığını hem de insan odaklı yaklaşımı merkeze alan bu özel söyleşide; obeziteyle mücadelenin aslında bir “yeniden doğuş” hikâyesi olabileceğine tanıklık edeceksiniz. İyi okumalar dileriz.
Röportaj: Hatice Şeyma Basut
“Çağımızın hastalığı” olarak anılan obezite artık sadece bireysel değil, toplumsal bir sorun. Sizce günümüzde obezitenin bu denli yaygınlaşmasının temel dinamikleri neler?
Günümüzde obeziteyi yalnızca fazla yemek yeme ya da hareketsizlik gibi bireysel nedenlere indirgemek doğru değildir. Modern yaşamın getirdiği birçok unsur obeziteyi çok boyutlu bir halk sağlığı sorunu haline getiriyor. Hazır ve yüksek kalorili gıdalara kolay erişim, hareketsiz iş ve yaşam düzeni, artan stres, uyku düzenindeki bozulmalar, yapay ışığa maruziyet hatta çevresel toksinler bile metabolizmayı etkileyebiliyor. Genetik yatkınlığı olan bireylerde bu faktörler bir araya geldiğinde obezite kaçınılmaz hale gelebiliyor. Bu nedenle obezite, modern yaşamın doğal bir sonucu olarak değerlendirilmelidir.
Son dönemde zayıflama iğneleri adeta fenomen haline geldi. “Hızlı çözüm” beklentisiyle milyonlarca insan bu yöntemlere yöneliyor. Bir obezite cerrahı olarak bu popülerliğe nasıl bakıyorsunuz? Bu ilaçların sınırları ve riskleri sizce yeterince biliniyor mu?
Obezite tedavisi; medikal tedavi, mide balonu ve botoksu gibi cerrahi olmayan girişimler, cerrahi yöntemler ve mutlaka beslenme-diyet takibi ile birlikte değerlendirilmelidir. Bu iğneler uzun süredir hayatımızda vardı, olmaya da devam edecek. Uygun hasta endikasyonunda yan etki oranları bilindikten sonra güvenle kullanılabilir. Daha önce popüler olan bazı ilaç ve iğnelerin yan etkiler nedeniyle kullanımı kısıtlanmış ya da tamamen bırakılmıştır. Günümüzde popüler olan iğnelerin yan etki profili ise halen tam olarak netleşmemiştir; zaman içinde sürdürülebilirlikleri daha iyi anlaşılacaktır. Vücut kütle indeksi cerrahiye uygun olan hastalarda iğnelerin etkinliği cerrahiye alternatif değildir. Bu tedavilerle genellikle toplam vücut ağırlığının %10-15’inin kaybı hedeflenirken, cerrahi yöntemlerde bu oran %90’a kadar çıkabilir. Bu nedenle iğneler alternatif değil destekleyici tedavi yöntemleridir.
Obezite tedavisinde cerrahi yöntemler sık sık “son çare” olarak algılanıyor. Sizce bu doğru bir yaklaşım mı? Modern obezite cerrahisinin hangi avantajları, özellikle uzun vadeli başarı açısından, onu öne çıkarıyor?
Bu bakış açısı güncel tıpta artık geçerli değildir. Obezite cerrahisi, ileri evre obezite ve metabolik hastalıkların tedavisinde etkinliği kanıtlanmış ilk ve en etkili bilimsel yöntemdir. Modern cerrahinin avantajları; yüksek ve kalıcı kilo kaybı, tip 2 diyabet, hipertansiyon ve uyku apnesi gibi hastalıklarda belirgin iyileşme ve hormonal dengede olumlu değişikliklerdir. Cerrahi yalnızca kilo kaybı sağlamaz; metabolizmanın yeniden programlanmasına yardımcı olur. Bu nedenle doğru hastada cerrahi bir “son çare” değil, “en etkili ve öncelikli tedavi seçeneklerinden biri” olarak değerlendirilmelidir.
Çift dalınız olan gastroenterolojik cerrahi, obezite cerrahisine nasıl bir bakış açısı kazandırıyor? Sindirim sistemine hakimiyet, hastaların tedavi planlamasında ve operasyon sonrası süreçte ne tür artılar sağlıyor?
Sindirim sistemine bütüncül şekilde hâkim olmak, obezite cerrahisinde büyük avantaj sağlar. Çünkü obezite cerrahisi temel olarak metabolik ve gastrointestinal bir müdahaledir. Midenin, bağırsakların ve hormonal sistemin anatomik ve fonksiyonel yapısını iyi bilmek; cerrahi sonrası gelişebilecek gastrointestinal sorunları erken fark etmeyi, hastaya uzun vadeli ve bilimsel bir tedavi planı sunmayı kolaylaştırır. Ayrıca olası komplikasyonlara endoskopik müdahale edebilme yeterliliği önemli bir avantajdır. Türkiye’de genel cerrahların obezite cerrahisi yapabilmesi için ek sertifikasyon gerekirken, gastroentroloji cerrahları aldıkları eğitim kapsamında bu ameliyatları ek bir sertifikaya ihtiyaç duymadan yapabilir.
Obezite tedavisinde doğru hasta seçimi kritik bir konu. Cerrahiye uygunluk nasıl belirleniyor? Bir hastaya cerrahi yerine medikal tedavi ya da yaşam tarzı değişikliği önermeye karar vermenizi etkileyen faktörler neler?
Tedavi başarısının temeli doğru hasta seçimidir. Cerrahi için genel kriterler; vücut kitle indeksi (VKİ) 35 kg/m2 ‘nin üzerinde olması veya VKİ 30-35 kg/m2 arasında olup diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi gibi ek hastalıkların bulunmasıdır. Ayrıca hastanın psikolojik ve metabolik açıdan cerrahiye uygun olması gerekir. Her hastanın yolu farklıdır; cerrahi uygun kişide uygulandığında hayat değiştirici sonuçlar sağlar.
Obeziteyle mücadelede kalıcı başarı, ameliyat sonrası sürecin iyi yönetilmesiyle mümkün oluyor. Hastalarınıza uzun vadede sürdürülebilir kilo kontrolü için hangi yaşam alışkanlıklarını özellikle vurguluyorsunuz? “Yeni bir metabolik düzen” kazanmak ne anlama geliyor?
Cerrahi, sürecin başlangıcıdır; asıl önemli olan uzun vadede beslenme ve yaşam tarzı davranış değişikliği kazanmaktır. Kalıcı başarı için protein ağırlıklı düzenli beslenme, günlük su tüketimini artırma,yaşam boyu fiziksel aktivite, yeterli uyku, duygusal yeme farkındalığı ve düzenli vitamin–mineral takibi büyük önem taşır. ‘Yeni metabolik düzen’, vücudun enerji kullanım şeklinin ve hormonal dengesinin ameliyat sonrası yeniden yapılandırılması anlamına gelir. Bu düzen doğru beslenme, hareket, uyku ve düzenli takip ile desteklendiğinde hastalar hem kilo kontrolünü sağlar hem de metabolik hastalıklardan korunur.




