Seçimden Sahneye, Çok Yönlü Bir Strateji Üreticisi; Sercan Yılmaz!
“Bugün ulaştığımız geniş portföy, benim için bir sürpriz değil; doğru planlamanın, tutarlılığın ve özenle kurduğumuz ekibin doğal bir sonucu.”
Şehrin en çok okunan yayını Ankara Life Dergisi olarak bu ay, siyasal iletişimden lüks marka yönetimine uzanan çok katmanlı kariyeriyle başkentin yaratıcı hafızasında özel bir yer edinen Sercan Yılmaz’ı ağırlıyoruz. Minimal Consultancy ile 8 yılda yalnızca güçlü bir portföy değil; strateji, tasarım ve duygu arasında kurduğu bütüncül yaklaşımın izini süren yeni bir iletişim kültürü inşa eden Yılmaz, Ankara’nın marka vizyonunu dönüştüren işlere imza atıyor. Siyasetin sahasından markaların sahnesine uzanan bu dinamik yolculukta, hem değişen iletişim trendlerinin hem de başkentin yarınlarına yön verecek projelerin perde arkasını konuştuk. Keyifli geçen röportajımız sizlerle, iyi okumalar dileriz.
Röportaj: Hatice Şeyma Basut
Minimal Consultancy’yi 8 yıl önce kurduğunuzda sosyal medya ve siyasal iletişim alanlarında böylesine geniş bir portföy edineceğinizi tahmin etmiş miydiniz? Bugün geldiğiniz noktada, siyasi danışmanlıktan marka stratejisine uzanan bu yelpazenin sizde uyandırdığı en büyük motivasyon nedir?
Minimal Consultancy’yi kurduğum ilk günden beri hedefim yalnızca başarılı işler ortaya koymak değildi; sosyal medya, siyasal iletişim ve marka stratejisini tek bir çatı altında buluşturan güçlü bir yapı oluşturmaktı. Bugün ulaştığımız geniş portföy, benim için bir sürpriz değil; doğru planlamanın, tutarlılığın ve özenle kurduğumuz ekibin doğal bir sonucu. Bir markanın ya da siyasi bir figürün doğru kurgulanmış hikâyesinin toplumda gerçek bir karşılık bulduğunu görmek, beni en çok motive eden şey. Çünkü strateji, bir araç olmaktan çıkarak dönüşümün kendisi hâline geliyor.
Belediye başkanları ve milletvekilleriyle yürüttüğünüz seçim kampanyalarında hem strateji üretmek hem de seçmenin duygusuna dokunan seçim müzikleri hazırlamak oldukça bütüncül bir çalışma gerektiriyor. Bu iki farklı üretim alanını birleştirirken nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz?
Seçim kampanyalarında hem strateji üretmek hem de seçmenin duygusuna temas eden müzikler, görseller hazırlamak birbirinden ayrı görünen fakat aynı hedefe hizmet eden alanlar. Bu iki boyutu birleştirirken bütüncül bir yaklaşım benimsiyorum. Mesaj dili, müzik, görsel anlatım ve adayın sahadaki duruşu aslında tek bir hikâyenin parçalarıdır. Biz bu parçaları bir araya getirirken analitik veriyi duygusal sezgiyle harmanlayan özel bir üretim modeli kullanıyoruz. Bu yapı, Minimal Consultancy’nin en güçlü yanlarından biri.
Minimal Collective’in Ankara’da hayata geçireceği yeni lüks marka yönetimi kolu oldukça iddialı görünüyor. Üst segmente hitap edecek bu yapı ile Ankara’daki marka algısına ne tür bir yenilik getirmeyi hedefliyorsunuz?
Ankara’da lüks marka yönetimi alanında yıllardır büyük bir potansiyel olduğunu gözlemliyordum. Kurduğumuz yeni kol, Minimal Collective yalnızca bu boşluğu doldurmakla kalmayacak; başkentin marka kültürüne de yeni bir vizyon kazandıracak. Amacımız üst segmente hitap eden markalara yalnızca estetik bir dokunuş yapmak değil; onları stratejik olarak yeniden konumlandırmak. Uluslararası lüks marka standartlarını Ankara’nın özgün dinamikleriyle birleştiren rafine bir bakış açısı sunuyoruz. Bu adım, Ankara’daki markaların değerini çok daha iddialı bir seviyeye taşıyacak.
Lüks marka yönetiminden logo tasarımına, festival organizasyonlarından sahne kurulumuna kadar uzanan geniş bir hizmet alanınız var. Bu çok yönlü yapıyı bir arada tutan temel prensip ya da ortak estetik anlayış nedir?
Bu kadar geniş bir hizmet alanını tek bir çatı altında toplarken ortak bir estetik dil geliştirmek zorunluluk hâline geliyor. Minimal Consultancy’nin temel prensibi; sadelik, tutarlılık ve zamansız bir çizgiyi her projede korumaktır. Logo tasarımından festival organizasyonuna, sahne kurgusundan marka hikâyesine kadar uzanan tüm işlerde aynı netlik, aynı rafine duruş ve aynı tasarım disiplini vardır. Bu yaklaşım hem markalarımıza güçlü bir kimlik kazandırıyor hem de ajansın tüm süreçlerinin aynı kalite çizgisinde ilerlemesini sağlıyor.
Hem siyasetçi kimliğiniz hem de reklamcılık alanındaki profesyonel deneyiminiz, size kuşkusuz çift yönlü bir bakış açısı kazandırıyor. Bu iki dünyanın kesişim noktasında, sizi en çok besleyen ya da zorlayan unsurlar neler?
Siyaset ve reklam birbirinden uzak gibi görünse de özünde ikisi de insan davranışlarını anlamaya dayanır. Bu iki alanın kesişiminde bulunmak bana hem derin bir gözlem yeteneği hem de güçlü bir analiz perspektifi kazandırdı. Siyasette toplumun nabzını tutmak, reklamda ise bu nabzı markaların iletişim stratejilerine doğru şekilde aktarmak, beni en çok besleyen taraf. Elbette iki alanda da beklentiler yüksek, tempolar yoğundur; fakat bu yoğunluk, yaptığım işlere daha anlamlı bir ağırlık kazandırıyor.
Ankara’da aktif siyaset yürütürken aynı zamanda markalara yön veren bir ajansı yönetmek güçlü bir sorumluluk gerektiriyor. Önümüzdeki dönemde hem siyasi hem de kreatif tarafta hangi projeler sizi en çok heyecanlandırıyor?
Aktif siyasetin temposunu sürdürürken aynı zamanda markalara yön veren bir ajansı yönetmek büyük bir sorumluluk. Fakat bu sorumluluk, her iki alanda da toplumsal etki yaratacak işler üretme imkânı sunduğu için beni heyecanlandırıyor. Önümüzdeki dönemde siyasal iletişim tarafında saha çalışmalarını ve dijital kampanya modelini yeniden tanımlayan projeler hazırlıyoruz. Kreatif tarafta ise Ankara’nın hem ulusal hem uluslararası seviyede görünürlüğünü artıracak lüks marka projeleri gündemimizde. 2025-2026 döneminin Minimal Consultancy için çok daha rafine, çok daha güçlü bir yaratıcılık dönemi olacağını şimdiden söyleyebilirim.




