Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliği Alanının Güncel Durumu: Mevzuat, Uygulama ve Yapısal Sorunlar

İş Sağlığı ve Güvenliği (iSG), çalışma yaşamında çalışanların fiziksel, ruhsal ve sosyal iyilik hâlinin korunmasını amaçlayan çok boyutlu bir disiplin alanıdır. İş sağlığı ve güvenliği (İSG), sadece bir mevzuat meselesi değil, işçilerin yaşam haklarının korunmasıdır. Ne var ki Türkiye’de çalışma koşulları, yüz binlerce insanın günlük yaşamında hâlâ risk ve belirsizliklerle dolu. Mevzuat ilerlese de uygulama, denetim ve kültürel dönüşüm süreçlerinde ciddi eksikler yaşanıyor ve bedeli insan hayatıyla ödeniyor.

Modern iş hukukunun temel unsurlarından biri olan iSG, yalnızca bireysel sağlık risklerini değil, aynı zamanda toplumsal refah, üretkenlik ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerini de doğrudan etkilemektedir. Bu çalışma, Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği alanının güncel durumunu mevzuat, uygulama ve yapısal sorunlar bağlamında ele almayı amaçlamaktadır.

Mevzuat Çerçevesi ve Kurumsal Yapı

Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği alanındaki temel düzenleme, 6331 sayılı iş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’dur. Son yıllarda yapılan düzenlemelerle birlikte, daha önce kapsam dışında kalan az tehlikeli sınıftaki işyerleri de iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri kapsamına alınmıştır. Ayrıca Ulusal iş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi’nin yeniden yapılandırılması, politikaların kurumsal düzeyde koordinasyonunu güçlendirmeyi hedeflemektedir.

Uygulama Düzeyi ve İstatistiksel Görünüm

Mevzuat alanındaki gelişmelere rağmen (Hukuki düzenlemelere halen ciddi şekilde bir değişiklik gerektiği aşikâr), uygulamada önemli sorunların devam ettiği görülmektedir. İş kazaları ve meslek hastalıklarına ilişkin veriler, Türkiye’nin uluslararası karşılaştırmalarda yüksek risk grubunda yer aldığını göstermektedir. Özellikle inşaat, tarım, madencilik ve taşımacılık sektörleri, ölümcül iş kazalarının yoğunlaştığı alanlar olarak öne çıkmaktadır.

Yapısal Sorunlar

İş sağlığı ve güvenliği alanındaki temel yapısal sorunlar; denetim mekanizmalarının etkinliğinin sınırlı olması, kayıt dışı ve güvencesiz istihdamın yaygınlığı, iş güvenliği eğitimlerinin niteliksel yetersizliği, İş Güvenliği Uzmanlarının sektörel yetersizlikleri, İşverenlerin iş güvenliğine bakış açısındaki yetersizlik ve önleyici güvenlik kültürünün işyerlerinde yeterince içselleştirilememesi şeklinde özetlenebilir. Bunlara bağlı olarak meydana gelen her olayda tüm yükümlülük ve yaptırım İş Güvenliği Uzmanlarındaymışçasına Hukuksal noksanlıklardan kaynaklı olarak tüm suç İş Güvenliği Uzmanlarının üzerine yıkılmak istenmektedir.

Sendikalar ve Sivil Toplumun Katkısı

Sendikalar, meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşları, iş sağlığı ve güvenliği alanında hem politika geliştirme süreçlerine katkı sunmakta hem de kamuoyu farkındalığını artırmaya yönelik faaliyetler yürütmekte olsalar da, bunu yeterince aktif şekilde yönetemedikleri görülmekle birlikte, bu aktörlerin sürece etkin katılımı, İSG politikalarının toplumsal meşruiyetini güçlendirecektir.

Sonuç ve Değerlendirme                                                                                                                                                        Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği alanında mevzuat açsından önemli ilerlemeler kaydedilmiş olmakla birlikte, uygulamadaki eksiklikler ve yapısal sorunlar devam etmektedir. Kalıcı ve sürdürülebilir bir iyileşme, etkin denetim mekanizmaları, nitelikli eğitim, çalışan katılımı, güçlü bir önleyici güvenlik kültürü ve toplumsal seferberlik ile birlikte hayata geçirilmesiyle mümkün olacaktır.

Çünkü iş güvenliği istatistik değil, insan hayatının korunması meselesidir. Her bir işçi, ülkemizin üretken parçasıdır; iş güvenliği ihmal edilemez.

Cemal ÖZÜDOĞRU

Yazar Hakkında /

Yazmaya başlayın ve aramak için Entera basın

Bu kapanacak 0 saniye