Konseptten Sahaya!

“Başarılı bir projenin temeli; yalnızca estetik bir fikir değil, o fikrin uygulanabilir, sürdürülebilir ve uzun vadede değer üreten bir sistem olarak kurgulanmasıdır.”

Şehrin açık alanlarına değer katan projeleriyle dikkat çeken EAD Proje | Peyzaj’ın kurucu ortakları Peyzaj Yüksek Mimarları Elif Akay Tıktık ve Simtaç Hocaoğlu, peyzajın yalnızca estetik bir dokunuş değil; veri, strateji ve sürdürülebilirlik odağında şekillenen bütüncül bir tasarım disiplini olduğuna dikkat çekiyor. Analizden konsepte, proje kurgusundan uygulamaya uzanan süreçte doğru kararların en başta verildiğini vurgulayan ikili, başarılı bir peyzajın “nasıl göründüğünden” çok “nasıl işlediğiyle” değer kazandığını ortaya koyuyor. İyi okumalar dileriz.

Röportaj: Hatice Şeyma Basut

Peyzaj projeleri, bir alanın kimliğini ve kullanıcı deneyimini doğrudan etkileyen önemli bir tasarım katmanı. Sizce bir peyzaj projesinin tasarım sürecindeki en kritik aşamaları nelerdir? Başarılı bir projenin temeli hangi kararlarla atılır?

Bir peyzaj projesinin başarısı aslında ilk karar anlarında belirlenir. Analiz, konsept ve proje kurgusu; sürecin en kritik üç aşamasıdır. Biz her projeye alanın fiziksel verilerini, kullanıcı profilini ve çevresel dinamiklerini detaylı analiz ederek başlarız. Çünkü doğru analiz yapılmadan geliştirilen hiçbir tasarım sürdürülebilir olmaz.

Başarılı bir projenin temeli; yalnızca estetik bir fikir değil, o fikrin uygulanabilir, sürdürülebilir ve uzun vadede değer üreten bir sistem olarak kurgulanmasıdır.

Bir peyzaj projesine başlarken analiz, konsept geliştirme ve proje kurgusu gibi aşamaları nasıl ele alıyorsunuz? Bu sürecin sağlıklı ilerlemesi için hangi veriler ve yaklaşımlar belirleyici oluyor?

Bizim için proje geliştirme süreci veri odaklı ilerler. Topografya, iklim verileri, su yönetimi, kullanıcı yoğunluğu ve bakım senaryoları en kritik girdiler arasında yer alır. Konsept geliştirme aşamasında ise sadece “nasıl görünecek?” sorusunu değil, “nasıl işleyecek?” sorusunu merkeze alırız. Çünkü iyi bir peyzaj projesi yalnızca ilk gün etkileyici olan değil, yıllar içinde performansını koruyan projedir.

Peyzaj projelerinin erken aşamada ele alınmasının, mimari ve kentsel tasarım süreçlerine nasıl bir katkı sağladığını düşünüyorsunuz?

Peyzajın projeye sonradan eklenen bir katman olarak görülmesi en büyük hatalardan biri. Oysa peyzaj, mimari ve kentsel tasarım ile eş zamanlı kurgulandığında projeye ciddi bir katma değer sağlar. Alan kullanımı, sirkülasyon, mikro iklim ve kullanıcı deneyimi bu aşamada doğru planlanır. Erken entegre edilen peyzaj, hem maliyet optimizasyonu sağlar hem de proje kalitesini doğrudan yükseltir.

Farklı ölçeklerdeki projelere baktığınızda, tasarım aşamasından uygulamaya geçiş sürecinde en çok kırılma yaşanan noktalar sizce nereler oluyor?

En büyük kırılma, tasarımın bir “görsel çıktı” olarak algılanmasıyla başlıyor. Projede öngörülen detayların sahada doğru okunmaması, malzeme seçimlerinin değiştirilmesi ya da uygulama kalitesinin düşmesi, tasarımın etkisini ciddi şekilde zayıflatıyor. Bu nedenle biz tasarım sürecini uygulamadan ayrı düşünmüyoruz. Süreç boyunca sahayla sürekli iletişim halinde oluyor, detayları kontrol ediyor ve olabildiğince uygulama kalitesini güvence altına almaya çalışıyoruz.

Peyzaj projelerinde estetik, işlevsellik ve maliyet dengesi çoğu zaman birlikte yönetilmek zorunda. Bu üçlü arasında denge kurarken önceliklendirme kriterleriniz neler oluyor?

Bu üçlü aslında bir denge değil, bir sistemdir. Estetik tek başına yeterli değildir; işlevsellik olmadan sürdürülemez. Maliyet ise doğru planlanmazsa projenin uygulanabilirliğini ortadan kaldırır. Bizim yaklaşımımız; bu üç unsuru aynı anda optimize etmek. Doğru tasarım, uzun vadede bakım maliyetini düşürür ve yatırım değerini artırır. Yani aslında iyi tasarım, maliyet değil, kazançtır.

Bütün projeleriniz sizin için çok özeldir ama Ankara’da değer yaratma potansiyeli açısından sizi en çok heyecanlandıran projeleriniz hangileri?

Her proje bizim için kendi içinde ayrı bir hikâye ve değer taşıyor. Çünkü her biri farklı bir ihtiyaca cevap veriyor ve arkasında yoğun bir emek, detaylı bir planlama ve güçlü bir ekip çalışması bulunuyor. Bu yüzden projeleri birbirinden ayırmak aslında çok kolay değil.

Ancak Ankara özelinde baktığımızda, şu anda yapım süreci devam eden ve çok yakında hayata geçecek olan Yaka Beytepe, Semt Beytepe, Windy projeleri bizim için ayrı bir motivasyon ve heyecan kaynağı.

Bu projeler, sadece tasarım dili açısından değil; bulundukları bölgeye katacakları değer ve şehirle kurdukları ilişki açısından da bizim için çok kıymetli. Ankara’nın gelişen yapısına güçlü bir katkı sağlayacaklarını düşünüyoruz.

Yazar Hakkında /

Yazmaya başlayın ve aramak için Entera basın