Zayıflama İğneleri Gerçekten Çözüm mü?
- ankaralife
- 16 Ekim 2026
Röportaj: Şeyma Basut Fotoğraf : Ali Ulusoy
Zayıflama iğneleri, son dönemde hızlı kilo verme arayışının en çok konuşulan başlıklarından biri haline gelirken, Diyetisyen ve Diyet Kapıma Gelsin Kurucusu Olgu Örenli Azizoğlu, Ankara Life Dergisi’ne verdiği röportajda bu popüler tedavi yöntemine dair merak edilenleri bilimsel ve gerçekçi bir perspektifle ele alıyor. Zayıflama iğnelerinin bir “mucize çözüm” olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Azizoğlu; ilaç tedavisinin, doğru beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleriyle birlikte değerlendirildiğinde kilo yönetimine katkı sağlayabileceğinin altını çiziyor. Hızlı kilo kaybının her zaman sağlıklı kilo kaybı anlamına gelmediğine dikkat çeken Azizoğlu; kas kütlesinin korunması, yeterli protein ve besin ögesi alımı, fiziksel aktivite ve sürdürülebilir beslenme alışkanlıklarının önemine işaret ediyor. Tedavi sonrasında verilen kiloların geri alınması riskinden sosyal medyanın yarattığı gerçek dışı beden algısına kadar pek çok kritik konuya değinen Azizoğlu, “Ne kadar hızlı kilo verebilirim?” sorusu yerine “Sağlıklı ve sürdürülebilir şekilde nasıl kilo yönetebilirim?” sorusunun sorulması gerektiğini söylüyor. Diyet Kapıma Gelsin’in yaklaşımını da bu anlayış üzerine kurduklarını belirten Azizoğlu, hedefin yalnızca kilo vermek değil; kişinin sağlığını koruyarak doğru beslenmeyi öğrenmesi ve kazandığı alışkanlıkları yaşam boyu sürdürebilmesi olduğunu vurguluyor. İyi okumalar dileriz.
Zayıflama iğneleri son dönemde kilo verme sürecinin adeta en çok konuşulan başlıklarından biri haline geldi. Sizce bu yoğun ilginin arkasında gerçekten bir “mucize çözüm” arayışı mı var, yoksa modern yaşamın getirdiği kilo yönetimi sorunlarına pratik bir yanıt mı aranıyor?
Bence bu ilginin altında her iki durum da var. Günümüzde yoğun iş temposu, hareketsizlik, düzensiz beslenme ve stres kilo yönetimini her zamankinden daha zor hale getirebiliyor. Bu nedenle hızlı ve zahmetsiz bir çözüm beklentisi oldukça anlaşılır.Ancak zayıflama iğnelerini “mucize çözüm” olarak görmek doğru değil. Bu tedaviler, uygun kişilerde doktor kontrolünde ve doğru beslenme yaklaşımıyla birlikte kullanıldığında kilo yönetimine önemli katkı sağlayabilir. Fakat tek başına bir iğnenin kişinin yaşam biçimini değiştirmesini beklemek gerçekçi değil.
“İğneyi kullanayım, kilolar gitsin” yaklaşımı ne kadar doğru? Zayıflama iğnelerini tek başına bir tedavi olarak görmek yerine, beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleriyle birlikte değerlendirmek neden bu kadar önemli?
Bu yaklaşım bence en büyük yanılgılardan biri. Kilo vermek ile sağlıklı ve sürdürülebilir şekilde kilo yönetmek aynı şey değil. İlaç tedavisi iştah kontrolünü kolaylaştırabilir ve kişinin sürece başlamasını destekleyebilir; ancak bu dönemde yeterli protein, lif, vitamin-mineral alımı, uygun enerji dengesi ve fiziksel aktivite mutlaka ele alınmalı. Amaç yalnızca tartıdaki rakamın düşmesi değil, kişinin daha sağlıklı bir vücut kompozisyonuna ve sürdürülebilir alışkanlıklara ulaşması olmalı.
Zayıflama iğneleriyle ilgili en büyük tartışmalardan biri de kimlerin bu tedavilerden gerçekten fayda görebileceği, kimlerin ise uzak durması gerektiği. Bir diyetisyen olarak danışanlarınızdan en sık hangi yanlış beklentileri duyuyorsunuz?
En sık karşılaştığımız beklenti, ilacın her şeyi tek başına çözeceği düşüncesi. “İğneyi kullanırsam istediğimi yiyebilirim” veya “İştahım kapandıysa sağlıklı beslenmeme gerek yok” gibi yaklaşımlar maalesef görülebiliyor. Oysa iştahın azalması, vücudun ihtiyaçlarının ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Özellikle çok az yemek, yetersiz protein almak veya öğünleri tamamen atlamak kas kaybı ve besin yetersizlikleri açısından risk oluşturabilir. Bu nedenle kişinin tedavi sürecinde ne yediği, ne kadar yediği kadar ne kadar kaliteli ve dengeli beslendiği de önemli.
Hızlı kilo kaybı her zaman sağlıklı kilo kaybı anlamına geliyor mu? Zayıflama iğneleri kullanılırken kas kaybı, besin yetersizlikleri ve metabolik adaptasyon gibi konularda nelere özellikle dikkat edilmeli?
Kesinlikle hayır. Tartıda hızlı bir düşüş görmek her zaman yağ kaybının yüksek olduğu anlamına gelmez. Özellikle hızlı kilo kayıplarında kas kütlesinin korunmasına dikkat etmek gerekiyor. Bu süreçte yeterli protein alımı, direnç egzersizleri, yeterli sıvı tüketimi ve kişinin ihtiyacına uygun enerji alımı büyük önem taşıyor. Aynı zamanda mide-bağırsak şikâyetleri nedeniyle besin tüketimi çok azalan kişilerde vitamin ve mineral yetersizlikleri de göz önünde bulundurulmalı. Benim için başarılı bir kilo verme sürecinin göstergesi yalnızca tartıdaki düşüş değil; kas kütlesinin korunması, kişinin kendini iyi hissetmesi ve oluşturduğu düzeni sürdürebilmesidir.
İğneler bırakıldığında kiloların geri alınması, kamuoyunda en çok merak edilen konulardan biri. Peki kalıcı kilo yönetimi açısından asıl kritik nokta ilaç tedavisinin kendisi mi, yoksa tedavi sürecinde kazanılan beslenme alışkanlıkları mı?
Burada en önemli konu, tedavi süresince kişinin hangi alışkanlıkları kazandığı. İlaç tedavisi sonlandırıldığında iştah ve yeme davranışları yeniden değişebilir. Eğer kişi süreç boyunca yalnızca ilaca güvenmiş ve herhangi bir davranış değişikliği geliştirmemişse, verilen kiloların geri alınması daha olası hale gelebilir. Bu nedenle tedavi dönemini bir “kilo verme dönemi” olarak değil, yeni bir yaşam düzeni oluşturma fırsatı olarak değerlendirmek gerekiyor. Diyet Kapıma Gelsin olarak bizim de en çok önem verdiğimiz noktalardan biri bu. Danışanlarımızın yalnızca hedef kiloya ulaşmasını değil, o kiloyu koruyabilecek bilgi ve alışkanlıkları kazanmasını hedefliyoruz.
Sosyal medyada zayıflama iğnelerinin adeta “yeni nesil diyet” gibi sunulduğunu görüyoruz. Sizce bu popüler kültür, insanların beden algısını ve sağlıklı kilo verme konusundaki beklentilerini nasıl etkiliyor?
Sosyal medyada her şeyin çok hızlı sonuç vermesi bekleniyor. Bir kişinin birkaç ayda verdiği kiloyu görmek, o sürecin arkasındaki sağlık durumunu, beslenmesini, doktor takibini veya yaşam koşullarını görmeden insanlarda gerçekçi olmayan beklentiler oluşturabiliyor. Sağlıklı kilo yönetimini bir trend olarak değil, kişinin kendi sağlığı ve yaşam koşulları üzerinden değerlendirmek gerekiyor. Herkesin hedefi, ihtiyacı ve süreci farklı.
Her kilo fazlalığının çözümü aynı değil. Zayıflama iğnesi kullanmayı düşünen bir kişinin öncelikle hangi sağlık değerlendirmelerinden geçmesi, hangi soruları doktoruna ve diyetisyenine mutlaka sorması gerekir?
İlk adım mutlaka hekim değerlendirmesi olmalı. Kişinin sağlık öyküsü, kullandığı ilaçlar, mevcut hastalıkları, antropometrik ölçümleri ve tedaviye uygunluğu değerlendirilmeden yalnızca sosyal medyadaki deneyimlere bakarak karar verilmemeli.
Son olarak, bugün zayıflama iğnelerini araştıran ve “Ben de kullanmalı mıyım?” diye düşünen birine bir diyetisyen ve diyetkapımagelsin markasının kurucusu olarak tek bir mesaj verecek olsanız, ne söylerdiniz?
Öncelikle kendinize “Ne kadar hızlı kilo verebilirim?” yerine “Sağlıklı ve sürdürülebilir şekilde nasıl kilo yönetebilirim?” sorusunu sorun. Zayıflama iğneleri bazı kişiler için doktor kontrolünde etkili bir tedavi seçeneği olabilir; ancak herkes için uygun değildir ve tek başına çözüm değildir. Eğer böyle bir tedavi düşünüyorsanız mutlaka hekim ve diyetisyen desteğiyle ilerleyin. Biz Diyet Kapıma Gelsin’i kurarken de tam olarak bu bakış açısıyla yola çıktık: Diyeti hayatın dışında, kısa süreli bir yasaklar listesi olarak değil; kişinin günlük yaşamına uyum sağlayan, sürdürülebilir ve bilimsel bir sistem olarak ele almak. Çünkü bizim için başarı yalnızca kilo vermek değil; kişinin o süreçte sağlığını koruması, doğru beslenmeyi öğrenmesi ve kazandığı alışkanlıkları hayatının geri kalanında sürdürebilmesidir.
“Tıbbi tavsiye içermez, bilgilendirme amaçlıdır.”
0850 304 03 11



