Ümmühani Kara; “Bir Davası Olanlar Tarihe Geçer!”

Türkiye’nin geleceğini inanç, azim ve teknolojiyle şekillendirmeyi amaçlayan araştırmacı-yazar, girişimci ve siyasetçi Ümmühani Kara, Ankara Life dergisine konuk oldu. Hem bilimi hem vicdanı temsil eden çok yönlü biri olarak, “Zekâ Çağı: Kalp ile Kod Arasında” adlı yeni kitabı üzerinden yapay zekâ ve insanlık ilişkisini mercek altına alırken, siyasetin geleceği üzerine de çarpıcı açıklamalar yaptı. Kara, kadınların siyasetteki gücünden, toplumun dönüşümüne kadar pek çok önemli konuya değindi. Keyifli geçen röportajımız sizlerle, iyi okumalar dileriz.

Geçtiğimiz dönem Ankara’dan milletvekili adaylığınız vardı. Siyasete atılma kararınızın ardındaki motivasyon neydi? Aynı zamanda eşiniz de önceki dönem milletvekillerimizdendi, adaylık sürecinizde katkısı neler oldu? 

Siyaset benim için bir hedef değil, bir sorumluluğun doğal bir yansımasıydı. Faydalı olabileceğime inandığım her alanda var olmaktan hiçbir zaman çekinmedim. Vatanımı, milletimi ve bu ülkenin her ferdini, inancı, görüşü ne olursa olsun birlik ve bütünlüğünü ön planda tutarak hizmet etmeyi kendime bir görev olarak kabul ettim. Bu sevgi, bende sadece duygusal bir bağlılık değil, aynı zamanda çalışma, üretme ve hizmet etme arzusuyla oluştu. Milletvekilliği kavramını ben bir “görev” olarak görüyorum. Adı üzerinde: millet-vekili. Yani milleti temsil eden, halkın sesine tercüman olan kişi. Bu yolun özünde makam, mevki veya koltuk yok; yalnızca hizmet vardır ve olması gereken de budur. Tarihe baktığımızda, makam için gelenlerin unutulduğunu, ama bir davası olanların daima hatırlandığını görüyoruz. Bu yüzden siyasete atılma kararım, ne bir hırsın ne de bir beklentinin sonucu olmuştur. Milletime, ülkeme ve geleceğe duyduğum inanç ve sorumluluk bilincinin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

Eşim, önceki dönemlerde milletvekili olduğu için, siyasete daha avantajlı bir noktadan başladım. Zaten siyasetin içinde bir şekilde bulunuyordum ve bu bana gerekli donanım ve birikimi kazandırdı. Ayrıca eşim, süreç boyunca tecrübelerini ve desteğini her zaman benimle paylaştı, bu da çok değerli bir katkı oldu.

Araştırmacı-yazar kimliğiniz, bilinçaltı ve teknoloji alanındaki çalışmalarınız siyaseti nasıl şekillendiriyor?

Benim için bilgi yalnızca öğrenilmekle kalmaz, aynı zamanda hizmete dönüştürülmelidir. Bilinçaltı, insanın görünmeyen gücüdür. Bunu doğru anladığınızda, toplumun dönüşümünü yalnızca yasalarla değil, bilinçle de inşa edebileceğinizi fark edersiniz. Siyasette de aynı anlayışla hareket edilmesi gerekir. Bilimle maneviyatı, akılla kalbi birleştirerek politika üretmek çok önemlidir. Devlet aklının yanında, insanın iç dünyasını da göz önünde bulundurduğunuzda, alınan kararlar daha adil ve kalıcı olur. Siyaset sadece bir yönetim biçimi değil, aynı zamanda bilincin yenilenmesidir.

Kadınların siyasette ve girişimcilikte daha etkin olması için ne yapılmalı?

Kadın, çok yönlü bir yapıya sahip olup, aynı anda birden fazla odakta çalışabilme yeteneğine sahiptir ve bunu vicdanıyla birleştirdiğinde, adaletin ve vicdanın savunucusu olabilir. Kadının gücünü ve sezgisini dışlayan bir toplum, potansiyelinin yarısını kaybetmiş demektir. Türkiye’nin geleceğinde kadınların etkin rol alması sadece bir hak değil, aynı zamanda bir zorunluluktur. Ben her zaman şunu savundum: Kadın siyasette olmalı, çünkü kadın yüreği adaletin en doğal terazisidir. Bu ülkenin geleceği, kadın aklı, erkek azmi ve millet iradesiyle birlikte inşa edilecektir, buna yürekten inanıyorum.

Sahada seçmenlerle buluştuğunuzda en çok hangi beklentilerle karşılaşıyorsunuz?

Sahada en sık karşılaştığım beklenti aslında çok basit ama bir o kadar da derin: güven. İnsanlar, geçmiş seçimlerde verilen sözlerin yerine getirilmemesinden yorulmuş durumda. Çoğu, seçim dönemi boyunca kurulan samimi cümlelerin, sandık sonrası unutulmasından şikâyet ediyor. Ben her zaman şunu vurguluyorum: Bazen bireysel taleplerle toplumsal gereklilikler örtüşmez; işte o zaman doğru iletişim kurmak, halkı gerçekten bilgilendirmek en önemli sorumluluk olur. Bugün insanlar artık vaat değil, dürüstlük, çalışkanlık ve samimiyet arıyor. Temas edebilmek istiyorlar. Aslında tüm cümlenin özeti şu: Her birey, dinlendiğini ve önemsendiğini görmek istiyor. Ben bu sesi önemsiyorum. Bu yüzden, politik önceliklerin günü kurtarmaya değil, devlet aklıyla planlanan uzun vadeli projelere odaklanması gerektiğine inanıyorum.

Peki, bir de Yapay zekâ ile hazırladığınız “Zekâ Çağı: Kalp ile Kod Arasında” kitabınız bulunuyor. Bu kitabın ana mesajı nedir?

Kitabım “Zekâ Çağı: Kalp ile Kod Arasında”, aslında bir bilinç manifestosudur. Kalp, duyguyu; kod ise yapay zekâyı temsil eder. Teknolojiyi ne kutsallaştırmalı ne de ondan korkmalıyız; onu anlamalıyız. Yapay zekâyı sadece bir yazılım değil, insanın vicdanının bir aynası olarak görüyorum. Teknolojiyi insanın hizmetine sunarken, ahlakı, maneviyatı ve milli kimliği unutmamalıyız. Kitabımda buna özellikle dikkat çektim: Akıl bizi ileriye taşır, ama kalp bizi insan yapar. Türkiye’nin bu alandaki yerli ve milli üretim vizyonunu desteklemek, aynı zamanda insan odaklı bir dijital dönüşümü simgeler. Günümüzde okuma alışkanlıklarımızı çoğunlukla teknolojiye devrettik, ancak öğrenmeyi de ona devretmek tehlikeli olabilir. Bilgilerin her an elimizin altında olması, düşünmeyi ve öğrenmeyi köreltmemeli. Zamanın en büyük yanılgısı şu: “Birileri okur, biz dinleriz. Birileri düşünür, biz paylaşırız.” Ancak başkasının aklıyla düşünen, kendi aklını kaybeder. Örneğin, bir öğrenci yapay zekâdan her türlü bilgiye ulaşabilir ama sınavda, yalnızca kendi öğrendikleriyle var olacaktır. Teknoloji, doğru kullanıldığında büyük bir kolaylık ve konfor sunar. Ancak onu, ilim ve bilginin bütünlüğünden doğru fayda sağlamak için kullanmalıyız.

Gelecek hedeflerinizde hangi toplumsal alanlara öncelik vereceksiniz?

Anadolu irfanında güzel bir söz vardır: “Gün ola, harman ola.” Yani sabır, emek ve inançla çalışarak, zamanı geldiğinde emeğimizin karşılığını alırız. O vakit geldiğinde, bu konuları daha detaylı şekilde konuşuruz.

Son sözünüzle bitirelim…

Benim yolumda koltuk yok, sorumluluk var. Bu millete hizmet etmenin adı siyasetse, bu yolda şerefle yürürüm. Çünkü ben; çalışarak, üreterek, inanarak; kadın gücünün, devlet aklının ve millet iradesinin buluştuğu vatana hizmet etmekten onur duyarım.

Yazar Hakkında /

Yazmaya başlayın ve aramak için Entera basın