Strateji, Sabır ve Sürdürülebilir Başarı; Mülkiye Alagöz!

Liderlik, girişimcilik ve kadın bakışı bir araya geldiğinde ortaya nasıl bir güç çıkar? Mülkiye Alagöz, Ankara Life Dergisi’ne verdiği samimi röportajda, yalnızca bir iş kadını değil; bir anne, bir eş ve bir vizyoner olarak iş hayatındaki yolculuğunu, karşılaştığı zorlukları ve başarılarını anlattı. ALZ Grup A.Ş.’de inovasyon ve sürdürülebilirliği nasıl bir anlayışla yönettiğini, kadın girişimciliğin Türkiye’deki rolünü ve genç kadınlara verdiği ilham dolu tavsiyeleri keşfedin. Bu röportaj, yalnızca iş dünyasına değil, cesaret ve kararlılıkla yol almak isteyen herkese ilham olacak bir hikâye sunuyor. İyi okumalar dileriz.

Siz birçok farklı platformda lider pozisyonlarda yer alıyorsunuz. Kadın girişimci olmanın getirdiği en büyük avantajlar ve en büyük zorluklar sizin için neler oldu?

Bu yolculukta en büyük destekçim eşim Cihat Alagöz oldu. O, sadece özel hayatımda değil; vizyonumu büyütmem konusunda da beni cesaretlendiren, zor kararlarımda objektif bakış açısı sunan gerçek bir yol arkadaşı. Liderliğimin arkasındaki en sağlam güçlerden biri diyebilirim. Kadın girişimci olmanın en büyük avantajı, çok boyutlu düşünebilme ve aynı anda farklı dinamikleri yönetebilme becerisi diyebilirim. Kadınlar genellikle empati yeteneği yüksek, kriz anlarında soğukkanlı ve çözüm odaklı hareket edebilen bir yapıya sahip. Aynı zamanda bir anneyim. Anneliğin bana kazandırdığı sabır, empati ve kararlılık; iş hayatımdaki en büyük gücüm oldu. Çünkü bir çocuğu büyütmekle bir işi büyütmek arasında çok benzerlik var: İlgi ister, emek ister, vazgeçmemeyi ister. Bu kriterler özellikle ekip yönetiminde, müzakere süreçlerinde ve sürdürülebilir ilişkiler kurmada büyük avantaj sağlıyor. İş hayatında sadece sonuç değil, süreç ve insan boyutunu da önemsemek uzun vadede güçlü bir kurumsal kültür oluşturuyor. Zorluk tarafında ise hâlâ bazı önyargılarla karşılaşabiliyoruz. Özellikle karar verici pozisyonlarda kadınların daha fazla kendini ispat etmesi gerektiği bir gerçek. Ancak ben bu durumu hiçbir zaman engel olarak görmedim. Aksine, her zorluk beni daha disiplinli, daha stratejik ve daha dirençli olmaya yönlendirdi. Kadın girişimciliğin özü biraz da burada: Şartlar ne olursa olsun vazgeçmemek ve değer üretmeye devam etmek.

ALZ Grup A.Ş.’de yönetim kurulu başkan vekili olarak inovasyon ve sürdürülebilirlik konularına nasıl öncelik veriyorsunuz? Kadın bakış açısının bu süreçlere katkısı sizce ne?

ALZ Grup A.Ş.’de inovasyon ve sürdürülebilirliği birbirinden ayrı düşünmüyoruz. Bizim için inovasyon yalnızca teknolojik yenilik değil; iş yapış biçimimizi, organizasyon kültürümüzü ve toplumsal katkımızı da kapsayan bütüncül bir dönüşüm anlayışı. Sürdürülebilirlik ise sadece çevresel değil; ekonomik ve sosyal sürdürülebilirliği de içeriyor. Stratejik planlamada uzun vadeli etkiyi önceliklendiriyoruz. Karar alırken “Bugün doğru mu?” sorusunun yanında “Beş yıl sonra hâlâ doğru olacak mı?” sorusunu da soruyoruz. Kadın bakış açısının burada önemli bir katkısı olduğunu düşünüyorum. Kadın liderlik genellikle daha kapsayıcı, daha uzun vadeli ve riskleri önceden öngörebilen bir perspektife sahip. Bu da şirketlerin daha sağlam temeller üzerinde büyümesini sağlıyor. Ayrıca ekip içinde çeşitliliğin artması inovasyonu doğrudan besliyor.

TOBB Kadın Girişimciler Kurulu’nda üst kurul üyesi olarak kadın girişimcileri destekleme ve güçlendirme yolunda hangi stratejiler üzerinde duruyorsunuz?

TOBB Kadın Girişimciler Kurulu bünyesinde en çok üzerinde durduğumuz konuların başında finansmana erişim, mentorluk ve sosyal ve ticari ilişki ağlarının güçlendirilmesi geliyor. Kadın girişimcilerin en büyük ihtiyaçlarından biri yalnız olmadıklarını hissetmek. Bu nedenle tecrübe paylaşımı ve rol model görünürlüğünü çok önemsiyoruz. Ayrıca dijitalleşme ve ihracat odaklı projeleri desteklemeyi stratejik görüyorum. Kadın girişimcilerin yerel kalmayıp küresel pazarlara açılması gerekiyor. Eğitim programları, iş geliştirme atölyeleri ve üniversite-sanayi iş birlikleriyle özellikle genç kadınları erken aşamada girişimcilik ekosistemine dahil etmeyi hedefliyoruz. Güçlü bir kadın girişimci ağı, ekonomik kalkınmanın da temel taşlarından biri.

Önümüzdeki 5–10 yıl içinde kadın girişimciliğin Türkiye’deki rolünü ve etkisini nasıl görüyorsunuz? Bu hedeflere ulaşmak için genç kadın girişimcilere hangi tavsiyelerde bulunursunuz?

Önümüzdeki 5–10 yıl içinde Türkiye’de kadın girişimciliğin çok daha görünür ve etkili olacağına inanıyorum. Özellikle teknoloji, yeşil ekonomi, sağlık ve yaratıcı endüstriler alanında kadınların güçlü projeler üreteceğini düşünüyorum. Yeni nesil daha cesur, daha bilinçli ve daha global düşünüyor. Genç kadın girişimcilere en önemli tavsiyem şu olur: Önce kendinize yatırım yapın. Eğitim, yabancı dil, dijital beceriler ve network… Bunlar artık lüks değil, zorunluluk. Başarısızlıktan korkmayın. Her başarısızlık bir veri sunar. Ayrıca iş hayatında duygusal zekânızı avantaja dönüştürün ama kararlarınızı mutlaka veriye dayandırın. Güçlü bir vizyonunuz ve sağlam bir ekibiniz varsa, sınırlar sandığınızdan çok daha esnek.

Yaklaşan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için ne söylemek istersiniz?

8 Mart Dünya Kadınlar Günü yalnızca bir kutlama günü değil; emeğin, mücadelenin ve eşitlik arayışının sembolüdür. Kadınların ekonomide, bilimde, sanatta ve siyasette daha fazla yer aldığı bir dünya hepimiz için daha adil ve daha güçlü bir dünya demektir. Ben kadınların sadece desteklenmesi değil, karar mekanizmalarında daha fazla temsil edilmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü kadın güçlendiğinde aile güçlenir, şirket güçlenir, ülke güçlenir. Bu vesileyle tüm kadınların cesaretini, emeğini ve üretkenliğini saygıyla selamlıyorum. Her günün kadınların günü olduğu bir gelecek diliyorum.

Yazar Hakkında /

Yazmaya başlayın ve aramak için Entera basın

Bu kapanacak 0 saniye