Ankara Life Dergisi

‘O Herkesin Ayşe Abla’sı!

Başkent cemiyet hayatının renkli yüzü Ayşe Biçer’i tanımayanınız yoktur diye düşünüyorum. Pek çok etkinlikte bir araya geldiğimiz güler yüzü, muhteşem enerjisi ve samimiyetiyle herkesin gönlünde adeta taht kuran Ayşe Biçer, hepimizin ‘Ayşe Abla’sı olarak hafızalarımıza yer etmiş durumda. Birçok event, parti, açılış gibi çeşitli konseptlerde karşılaştığımız Ayşe Hanım, bu sefer özel yaşantısıyla şehrin marka yayını Ankara Life Dergisi ekibine evinin kapılarını açtı. Keyifli geçen röportajımızda merak ettiğimiz tüm sorularımızı sizler için yanıtladı. İyi okumalar dileriz.
Ayşe Hanım cemiyet hayatının tanınan simalarından biri olarak bu sayımızda sizin de olmanızı istedik. Öncelikle sizi yeni okurlarımızla tanıştırmak istiyoruz. Ayşe Biçer kimdir?
1954 yılında Ankara kökenli bir ailede dünyaya geldim. Bir kadının en büyük şansı iyi bir eştir. Sanayici olan eşim Sabri Biçer benim kıblem oldu ve böylelikle mutlu evliliğimizi 51 yılı aşkın süredir sürdürmekteyiz. Yaşamım boyunca STK’larda ve politika üzerine çalışmalarda bulundum. Oğlum, kızım ve hayatımın merkezinde dört torunum var. Yüreğimdeki insan sevgisi hayatıma yön verdiğinden herkesin ‘Ayşe Abla’sı olarak tanınıyorum.

Konuk olduğumuz evinizde sımsıcak gülüşünüzle misafirperver yaklaşmınız bize çok güzel enerji sağladı. Etrafa baktığımızda antika eşyaların muntazam bir şekilde dizayn edilmiş halini görmekteyiz. Antikanın yeri belli ki çok farklı. Nedir bu eşyaların size karşı hissettirdiği duygular?
Antika benim için sadece bir obje değil, tüm yaşanmışlıkları, geçmişi, gelecek nesillere taşıyan vazgeçilmez bir kültürdür.

Aynı zamanda sanatsever özelliğinizle de sizlerle pek çok yerde karşılaşmaktayız. Sosyal yaşantınızda sanata olan düşkünlüğünüzün özel bir sebebi bulunuyor mu? En çok hangi sanat dalına ilginiz bulunuyor, sebepleriyle birlikte açıklar mısınız?
Sanat dallarından, özellikle Resim ve heykele ayrı bir ilgi duymaktayım. Portreler ve insan heykellerindeki yüz ifadelerinin onlara hayat veren sanatçılarla bağ kurmamı sağladığına inanıyorum. Biriktirdiğim sanat eserlerinin bir gün torunlarımda hayat bulacağını ümit ediyorum.

Rengarenk ve cıvıl cıvıl gözüken tarzınızla, mücevherlere olan merakınız da dikkatimizden kaçmadı. Bundan dolayı Ayşe Biçer’in kullanmayı en çok sevdiği takısı ve bu takılarda en çok tercih ettiği taşları sormak istesek neler söylersiniz?
Özellikle yüzük ve küpe, giysilerimin vazgeçemediğim tamamlayıcılarıdır. Pırlantaya olan düşkünlüğüm de yakın çevrem tarafından bilinmektedir. Ayrıca belirtmeliyim ki Mavi Topaz’ın taşıyana sağlık, cömertlik, mutluluk getirdiğine inanılır. Turmalin’in ise tarih boyunca sihirli olduğu varsayılmış ve taşıyan kişiyi kötülüklerden koruduğu düşünülmüştür. Bu yüzden bu iki taşın enerjileri, üzerimde taşırken kendimi iyi hissetmemi sağlamaktadır.

Ayşe Hanım, renkli ve aktif cemiyet hayatınızın dışında özel yaşantınzda da aile bağı güçlü olan bir yapıya sahipsiniz. Sizin için ‘Aile’ kavramı ne anlam ifade ediyor? Buradan okurlarımıza iletmek istediğiniz duygu ve düşüncelerinizi alabilir miyiz?
Ben kalabalık ve birbirlerine sevgi ile bağlı bir aileden geliyorum. Sevgi ile örüntülenmiş bu birlikteliği kendi kurduğum ailemde ve evlatlarımın ailelerinde de sürdürmek için önayak oluyorum. Benim için aile kurumu; sevgi, saygı ve özveri demektir.

Yorumlar

0 yorumlar