Doç. Dr. Cem Şimşek, Endoskopik Tüp Mide; Diyet ile Cerrahi Arasında Üçüncü Yol!
- Selda Güneş
- 15 Ekim 2026
Röportaj: Nüket Can Kantarcı
İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Cem Şimşek, şehrin en çok okunan yayını Ankara Life Dergisi’ne konuk oldu. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Harvard Tıp Fakültesi’ne bağlı Brigham and Women’s Hospital’da, Dr. Christopher C. Thompson’ın yürüttüğü 16 aylık ileri ve bariyatrik endoskopi klinik fellowship programını tamamlayan Şimşek, halen Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı’nda öğretim üyesi olarak görev yapıyor. Aynı zamanda Brigham and Women’s Hospital’da hasta kabul ediyor. 100’ü aşkın bilimsel yayına imza atan Doç. Dr. Cem Şimşek, obezitenin yalnızca bir “irade meselesi” olmadığını vurgularken; genler, hormonlar, uyku, stres ve yaşam koşullarının hastalık üzerindeki etkilerine dikkat çekiyor. Obezite cerrahisi ve yeni nesil ilaçların yanı sıra tedavide üçüncü bir seçenek olarak öne çıkan endoskopik tüp mide yöntemini tüm yönleriyle anlatan Şimşek; klasik tüp mide ameliyatından farkını, işlemin nasıl uygulandığını, iyileşme sürecini, kilo kaybı sonuçlarını, güvenlik verilerini ve yöntemin kalıcılığını Ankara Life Dergisi okurları için değerlendirdi. İyi okumalar dileriz.
Obeziteyi hâlâ bir irade meselesi olarak görenler var. Siz nasıl tanımlıyorsunuz?
Kilo sorunu uzun yıllar “biraz az ye, biraz çok yürü” diye anlatıldı. Bugün tıp başka bir şey söylüyor: obezite; genlerin, hormonların, uykunun, stresin ve yaşam koşullarının birlikte etkilediği kronik bir hastalık. Kişinin iradesiyle ilgili bir kusur değil. Etkisi de yalnızca tartıda görünmüyor. Tip 2 diyabet, yüksek tansiyon, yağlı karaciğer, uyku apnesi, diz ve bel ağrıları, kalp-damar sağlığı; hepsi fazla kiloyla yakından ilişkili. Günlük hayata yansıması da var: sabah daha yorgun uyanmak, merdivende çabuk nefes nefese kalmak, sevilen bir aktiviteden vazgeçmek. Konu Türkiye’de geniş bir kesimi ilgilendiriyor. Sağlık Bakanlığı’nın 2023’te boy ve kiloyu bizzat ölçerek yaptığı araştırmaya göre 15 yaş üstünde her 10 kişiden yaklaşık 6’sı fazla kilolu, her 4 kişiden 1’i obez. İyi haber şu: büyük rakamlara ulaşmak gerekmiyor. Vücut ağırlığının %5-10’u kadar bir kayıp bile kan şekeri, tansiyon ve karaciğer yağlanması üzerinde anlamlı bir fark yaratabiliyor.
Elimizde ameliyat ve artık güçlü ilaçlar var. Neden üçüncü bir yola ihtiyaç duyuldu?
Obezite cerrahisi etkili ve köklü bir tedavi. Buna rağmen Amerikan Metabolik ve Bariyatrik Cerrahi Derneği’nin tahminine göre dünyada ameliyata uygun hastaların her yıl yalnızca %1-2’si ameliyat oluyor. Nedenler tanıdık: ameliyat korkusu, midenin bir bölümünün kalıcı olarak çıkarılması fikri, iş ve aile hayatını aksatacak iyileşme süresi. Bazı kişilerin kilosu ise ameliyat kriterleri için “yeterince yüksek” sayılmıyor. İlaçlar tarafında semaglutid ve tirzepatid gibi yeni nesil ilaçlar önemli bir dönemin kapısını açtı; pek çok kişi için doğru seçim de bunlar. Ancak her hikâye aynı ilerlemiyor. Bir araştırmada ilaç bırakıldıktan sonra verilen kilonun yaklaşık üçte ikisi bir yıl içinde geri geldi. ABD’de 125 binden fazla hastayı kapsayan verilerde, diyabeti olmayan her 3 kişiden yaklaşık 2’si ilacı ilk yıl içinde bıraktı. Buna maliyet, erişim ve ömür boyu düzenli iğne kullanmak istememek de ekleniyor. Sonuçta tedaviye ihtiyacı olan ama hiçbir tedaviye ulaşmayan büyük bir grup ortaya çıkıyor. Endoskopik tüp mide, tam bu boşluk için düşünülen bir yöntem.
Endoskopik tüp mide tam olarak nedir, klasik tüp mide ameliyatından farkı ne?
Tüp mide ameliyatında midenin büyük bir kısmı cerrahi olarak alınıyor. Endoskopik tüp midede ise mideyi içeriden dikerek küçültüyoruz, hiçbir parça çıkarmıyoruz. İşlem, vücuda herhangi bir kesi yapılmadan, ağızdan endoskopla gerçekleştiriliyor. Endoskopun ucundaki dikiş sistemiyle mide duvarını tüm katmanlarıyla birlikte yakalayıp arka arkaya dikişlerle katlıyoruz. Mide akordeon gibi katlanıyor ve daha dar, tüp biçiminde bir hacme kavuşuyor. Midenin şekli ve hacmi değiştiği için daha az yemekle doyuluyor, tokluk hissi de daha uzun sürüyor. İlk kez 2012’de uygulandı; o günden bu yana dünyada birçok merkezde yapılıyor. Asıl belirleyici fark, mide dokusunun yerinde kalması. Bu, yöntemi geri dönüşlü kılıyor; gerektiğinde dikişler yine endoskopik yolla açılabiliyor, ileride cerrahi planlanırsa da bunun önünde bir engel yok. Tüp mide ameliyatında böyle bir dönüş mümkün değil, alınan parça geri gelmiyor. Ameliyat fikri gözünü korkutan biri için bu, tedaviye başlamayı kolaylaştıran bir adım olabilir.
Hasta o gün neler yaşıyor?
İşlem genel anestezi altında yapılıyor ve genellikle 60 ile 90 dakika sürüyor. Ağrı çoğu hastada hafif ve kısa süreli; bir kısmı aynı gün evine dönüyor, çoğu bir gece hastanede kalıyor. Günlük yaşama dönüş çoğunlukla birkaç gün içinde oluyor. İlk günlerde bulantı ve karında kramp olabiliyor; bunlar ilaç tedavisiyle kontrol altına alınıyor. İlk haftalarda sıvıdan katıya doğru ilerleyen, adım adım bir beslenme planı uygulanıyor. Bu geçişi diyetisyenle birlikte yürütmek süreci çok kolaylaştırıyor.
Sonuçlar ne gösteriyor?
Çok merkezli randomize kontrollü bir çalışma olan MERIT’te, bu işlemi olup ardından diyet ve egzersiz programına alınan hastalar bir yılın sonunda vücut ağırlıklarının ortalama %13-14’ünü verdi; aynı programı işlemsiz uygulayan grupta bu oran yüzde birin altında kaldı. 1.772 hastayı kapsayan toplu bir analizde ise bir yıllık kayıp %16,5 oldu. Yani 100 kilo olan biri için bir yılda ortalama 14-16 kilo. Sonuçlar elbette kişiden kişiye değişiyor. Kazanım yalnızca kiloyla sınırlı değil. MERIT’te diyabet, yüksek tansiyon ya da kolesterol sorunu olan 51 kişinin 41’inde, yani her 10 kişiden 8’inde, bir yıl içinde bu sorunlardan en az birinde iyileşme görüldü. İlk yılda hedefe ulaşan 60 kişinin 41’i, yaklaşık üçte ikisi, bu kazanımı ikinci yılda da korudu. Güvenlik tarafında da veriler gönül rahatlatıcı. Aynı çalışmada işlem yapılan 131 kişinin 128’i, yani her 100 hastadan yaklaşık 98’i, işlemi ciddi bir sorun yaşamadan tamamladı. Mideye kesi yapılmayan, dokunun yerinde kaldığı bir işlemde zaten beklediğimiz de bu. Yine de her tıbbi işlemde olduğu gibi riskler ve beklentiler hekimle ayrıntılı konuşulmalı.
Kalıcılık konusunda hastalar ne bekleyebilir?
Midede oluşturduğumuz yapısal değişiklik uzun süre yerinde kalacak şekilde tasarlanıyor. Etkisi her gün ilaç almaya bağlı değil. Ama bu sonucu koruyan asıl şey, kişinin kazandığı yeni beslenme ve yaşam alışkanlıkları. Şöyle özetliyorum: dikiş mideyi küçültür, alışkanlığı küçültmez. Kalıcı fark, işlemden sonra kurulan yeni düzende ortaya çıkıyor.
“Tıbbi tavsiye içermez, bilgilendirme amaçlıdır.”



