Mekânları Değil, HikâyeleriTasarlıyor!
- ankaralife
- 16 Ekim 2026
Röportaj: Şeyma Basut Fotoğraf : Ali Ulusoy
Tasarımın yalnızca estetik değil, yaşamın kendisine dokunan bir değer olduğuna inanan Tasarımcı Tarkan Askeroğlu, 30 yılı aşkın deneyimini kişiye özel mekânlara taşıyor. Ahşap imalatından özel mobilyaya, iç mekân tasarımından anahtar teslim projelere uzanan bütünsel yaklaşımıyla yüzlerce projeye imza atan Askeroğlu, “İyi tasarım, göze hitap etmekten önce insana ait hissettirmelidir” diyor. Şehrin en çok okunan yayını Ankara Life Dergisi’nin konuğu olan Tarkan Askeroğlu; tasarım anlayışını, üretim gücünü, yıllar içinde inşa ettiği güveni ve geleceğin özgün mekânlarına dair hedeflerini anlattı. İyi okumalar dileriz.
Tarkan Bey, otuz yılı aşkın süredir tasarım ve üretim alanındasınız. Bu uzun yolculukta sizi bugün hâlâ aynı heyecanla üretmeye devam ettiren en önemli motivasyon ne oldu?
Otuz yılı aşkındır bu sektörde olmama rağmen, her yeni proje bana ilk günkü heyecanı veriyor. Çünkü ben sadece üretmeyi değil, bir fikrin hayata geçmesine tanıklık etmeyi seviyorum. Benim için tasarım, sürekli yenilenmek ve yeni şeyler keşfetmek demek. Bugün hala heyecanımı koruyorsam, bunun en büyük nedeni de daha yapacak çok işim, tasarlayacak çok mekân var düşüncesidir.
Sizce bir mekânı yalnızca estetik bir tasarımdan çıkarıp, içinde yaşayan kişiye gerçekten “ait” hissettiren şey nedir?
Bir mekânı gerçekten kişiye ait hissettiren şey, onun yaşam tarzını ve karakterini yansıtmasıdır. Ben tasarıma başlarken önce mekânı değil, o mekânda yaşayacak insanları anlamaya çalışırım. Estetik elbette çok önemli; ama asıl mesele, kişilerin içeri girdiklerinde ‘burası tam olarak beni anlatıyor’ diyebilmeleridir. Bana göre iyi tasarım, göze hitap etmekten önce insana ait hissettirmelidir.
“Bu işi Tarkan Askeroğlu yapıyorsa gözüm kapalı güvenirim” sözünü en büyük başarınız olarak tanımlıyorsunuz. Bu güveni yıllar içinde nasıl inşa ettiniz?
Bence güven, bir günde kazanılan bir şey değil; yıllar içinde verilen sözlerin arkasında durarak oluşuyor. Benim için bir projeyi teslim etmek işin sonu değil, verdiğim sözün gereğini yerine getirmektir.
Ahşap imalatından özel mobilyaya, iç mekân tasarımından anahtar teslim projelere uzanan geniş bir çalışma alanınız var. Bu bütünsel yaklaşım size nasıl bir avantaj sağlıyor?
Benim için en büyük avantaj, tasarladığım şeyin nasıl üretileceğini ve mekânda nasıl hayat bulacağını en başından biliyor olmak. Tasarım, üretim ve uygulamanın aynı anlayış içerisinde ilerlemesi hem detaylara daha fazla hâkim olmamı hem de müşteriye daha özgün ve doğru çözümler sunmamı sağlıyor. Kısacası; fikrin ortaya çıkışından anahtar teslim sonuca kadar sürecin tamamına hâkim olmak, benim tasarım anlayışımın en güçlü taraflarından biridir.
“Başarılı proje, güzel görünen değil; içinde yaşayan insanı mutlu eden projedir” diyorsunuz. Bir projeye başlarken müşterinin beklentisini tasarıma nasıl dönüştürüyorsunuz?
Öncelikle müşteriyi dinliyorum. Nasıl bir yaşamı olduğunu, mekândan ne beklediğini ve kendisini orada nasıl hissetmek istediğini anlamaya çalışıyorum. Çünkü her insanın estetik anlayışı ve ihtiyaçları farklıdır. Sonrasında bu beklentileri kendi tasarım deneyimlerimle birleştirerek hem estetik hem de işlevsel bir çözüme dönüştürüyorum. Benim için tasarım, müşterinin hayal ettiğini sadece çizmek değil; bazen onun henüz düşünmediği doğru çözümü de ortaya koyabilmektir.
Bugün geride güçlü bir deneyim ve yüzlerce proje var. Peki bundan sonraki dönemde Tarkan Askeroğlu’nun tasarım anlayışında ve hedeflerinde nasıl bir hikâye yazılacak?
Geçmişte yaptığım yüzlerce proje benim için büyük bir deneyim ve önemli bir birikim. Ama ben geçmişle yetinmeyi değil, bundan sonrasına bakmayı tercih ediyorum. Önümüzdeki dönemde daha özgün, daha cesur ve zamana meydan okuyan tasarımlara imza atmak istiyorum. Teknolojiyi ve yeni malzemeleri takip ederken, tasarımın temelindeki estetik, işlevsellik, ergonomi ve kişiye özel olma anlayışından da hiçbir zaman vazgeçmeyeceğim. Kısacası; benim için hikâyenin en güzel tarafı henüz yazılmadı.



