Doğru Planlama, Doğal Gülüş!
- ankaralife
- 16 Ekim 2026
Röportaj: Şeyma Basut Fotoğraf : Ali Ulusoy
Günümüz diş hekimliğinde başarı; yalnızca mevcut şikâyeti gidermekten değil, estetik ve fonksiyonel ihtiyaçları kişiye özel bir yaklaşımla birlikte değerlendirmekten geçiyor. Uzm. Dr. Tansu Erakman; implant tedavisinden doğal gülüş tasarımına, dijital diş hekimliğinden yapay zekâ destekli uygulamalara uzanan yenilikleri ve geleceğin tedavi anlayışını, şehrin en çok okunan yayını Ankara Life Dergisi’ne anlattı. İyi okumalar dileriz.
Günümüz diş hekimliğinde hastayı yalnızca mevcut şikâyeti üzerinden değil, bir bütün olarak değerlendirmek neden önemli? Kişiye özel tedavi planlamasının temelinde neler var?
Diş hekimliğinde yalnızca hastanın o günkü şikâyetini ortadan kaldırmak yeterli olmaz. Çünkü ağız içerisindeki problemler birbirinden bağımsız değildir. Diş, dişeti, kemik doku, çene eklemi, kaslar ve hastanın mevcut alışkanlıkları bir bütünün parçalarıdır.
Bu nedenle tedavi planlamasında kişinin yaşı, genel sağlık durumu, kullandığı ilaçlar, ağız hijyeni, diş sıkma alışkanlığı, estetik beklentileri ve uzun vadede neye ihtiyaç duyacağı birlikte değerlendirilir. Kişiye özel tedavi planlamasının temeli doğru tanı, doğru planlama ve açık iletişimdir. Aynı problem iki farklı vakada her zaman aynı şekilde tedavi edilmez.
Estetik beklentiler ile fonksiyonel ihtiyaçlar her zaman aynı noktada buluşmayabiliyor. Doğal, sağlıklı ve estetik bir sonuç için bu iki unsuru nasıl dengeliyorsunuz?
Estetik diş hekimliğinde en önemli noktalardan biri, yalnızca güzel görünen değil aynı zamanda doğru çalışan sonuç elde etmektir. Bir restorasyon çok estetik olabilir; ama çiğneme fonksiyonu, dişlerin kapanışı veya dişeti sağlığını olumsuz etkiliyorsa uzun vadede kesinlikle başarılı olamaz. Bu nedenle estetik planlamayı her zaman fonksiyonla birlikte değerlendiriyoruz. Dişlerin şekli, boyutu, rengi kadar kapanış ilişkisi, çiğneme kuvvetleri, dişeti seviyeleri ve hastanın yüz yapısı da çok önemlidir. Dişlerin “yapılmış” gibi görünmemesini tercih ediyoruz. Başarılı bir estetik uygulamada amaç bembeyaz ve birbirinin aynı dişler değil; kişinin yüzü ve yaşına uyum sağlayan, doğal, sağlıklı bir gülüştür.
Hem protetik diş tedavisi hem de ağız, diş ve çene cerrahisi alanlarında çift doktora yapmış bir hekim olarak, bu iki disiplinin aynı tedavi planında buluşması ne gibi avantajlar sağlıyor?
Protetik diş tedavisi ile çene cerrahisi birbirini tamamlayan iki alan. Benim mesleki bakış açım aslında bu iki alanın birleşmesiyle şekillendi. Dolayısıyla bir vakaya yalnızca cerrahi ya da yalnızca protetik açıdan bakmıyorum. Cerrahi açıdan çok başarılı bir implant yerleştirebilirsiniz; ancak üzerine yapılacak dişleri baştan doğru planlamadıysanız ideal sonuca asla ulaşamazsınız. Aynı şekilde çok güzel bir diş tasarlamak da altında yeterli kemik doku ve uygun dişeti olmadığında kesinlikle mümkün olmaz. Tedavi planlamasında, en son elde edilmek istenen dişi daha en başından düşünerek plan yapmak gerekir. Özellikle implant tedavilerinde cerrahi ile protetik aşamanın birlikte planlanmasının çok önemli olduğunu biliyoruz. Her iki disiplinin bakış açısına birden sahip olmak, tedavinin bütününü daha iyi görmeyi ve sorunları ortaya çıkmadan öngörebilmeyi sağlıyor.
İmplant tedavisi artık oldukça yaygın bir uygulama. Ancak başarılı ve uzun ömürlü bir implant tedavisinin yalnızca cerrahi işlemden ibaret olmadığını biliyoruz. Tedavi sürecinde en kritik aşamalar hangileri?
İmplant tedavisinde cerrahi işlem aslında sürecin yalnızca bir bölümü. Başarı, doğru vaka seçimi ve doğru planlamayla başlar. Kemik dokunun boyutları ve kalitesi, dişeti yapısı, komşu anatomik oluşumlar ve yapılacak zirkon dişlerin nasıl olacağı implant yerleştirilmeden önce değerlendirilir. Günümüzde üç boyutlu tomografi ve ağız içi taramalarla bu planlamaları artık çok daha ayrıntılı yapabiliyoruz. Bunun yanında implantın doğru pozisyonda yerleştirilmesi, üzerine yapılan dişlerin uygun olması ve hastanın iyi ağız bakımı yapabilmesi uzun dönem başarısı açısından son derece önemli. İmplant yapıldıktan sonra iş bitmiş olmaz; düzenli kontroller ve profesyonel bakım da tedavinin bir parçasıdır. Hasta doktor iletişimi çok önemlidir. Örneğin en ufak bir problemde bile hasta doktoruna erişebilmeli, gerekli tedaviye başlanmalı.
Gülüş tasarımında artık “daha beyaz ve daha düzgün dişler” anlayışının ötesine geçiliyor. Bir gülüşün kişiye özel, doğal ve yüzle uyumlu görünmesini sağlayan temel unsurlar sizce neler?
Bir gülüşü güzel yapan yalnızca dişlerin rengi değildir. Boyutları, birbirleriyle olan oranları, dişeti seviyeleri, dudak ilişkisi ve bunlar kadar önemli olan yüzün genel karakteri birlikte değerlendirilir. Örneğin yüz hatları daha köşeli olan bir kişide tercih edilecek diş formu ile daha yumuşak ve oval yüz hatlarına sahip bir kişide tercih edilecek form aynı olmamalıdır. Aynı şekilde her hastaya aynı renkte, aynı uzunlukta ve aynı formda diş yapmak kişiye özel bir estetik yaklaşım değildir. Gülüş tasarımında mümkün olduğunca kişinin mevcut karakteristik özelliklerini korumaya çalışıyoruz. İsteğe bağlı küçük asimetriler veya doğal renk geçişleri sonucu çok daha gerçekçi hale getirebiliyor. İyi yapılmış bir gülüş estetiğinde insanlar önce yüze uyumlu güzel bir gülüş görmelidir. Doğallık ve estetik dengelenmelidir.
Dijital ölçü, 3D görüntüleme, CAD/CAM ve dijital gülüş tasarımı gibi teknolojiler diş hekimliğini önemli ölçüde dönüştürüyor. Bu gelişmeler hekimin tedavi planlama sürecine nasıl katkı sağlıyor?
Dijital teknolojiler özellikle tanı, planlama ve hastayla iletişim açısından diş hekimliğini önemli ölçüde değiştirdi. Üç boyutlu görüntüleme sayesinde daha önce iki boyutlu filmlerle değerlendirdiğimiz anatomik yapıları çok daha ayrıntılı inceliyoruz. Dijital ölçüler ve CAD/CAM sistemleri de işlemlerin daha kontrollü ve tekrarlanabilir şekilde yapılmasını sağlıyor. Ayrıca dijitalleşmenin en önemli avantajlarından biri de farklı aşamaları aynı plan içerisinde birleştirebilmek. Cerrahi planlama, implant pozisyonu ve yapılacak dişler daha tedavi başlamadan birlikte değerlendiriliyor. Ancak teknolojiyi tek başına bir başarı ölçütü olarak görmemek gerekir. Teknoloji hekime daha fazla veri ve daha hassas araçlar sağlar; doğru kararı verecek olan yine hekimin kendisidir.
Yapay zekâ da artık diş hekimliğinin gündeminde. Sizce yapay zekâ önümüzdeki yıllarda teşhis ve tedavi planlamasında nasıl bir rol üstlenecek? Hekim ile teknoloji arasındaki denge nasıl kurulmalı?
Yapay zekâ özellikle görüntülerin değerlendirilmesi, bazı sorunların erken fark edilmesi ve bilimsel araştırmalarda büyük miktarda verinin analiz edilmesi konusunda diş hekimliğine önemli katkılar sağlayacak. Önümüzdeki yıllarda radyolojik görüntülerin değerlendirilmesi ve tedavi planlamasında hekime destek olan sistemleri çok daha sık kullanacağız. Ancak yapay zekâyı hekimin yerini alan değil, hekimin karar verme sürecini destekleyen bir araç olarak görmek gerekiyor. Çünkü hastayı muayene etmek, beklentilerini anlamak, farklı tedavi seçeneklerinin avantaj ve dezavantajlarını değerlendirmek ve etik bir karar vermek yalnızca veriyi analiz etmekten ibaret değil. Teknolojinin sunduğu bilgiyi klinik deneyimle birleştirmek yine hekimin sorumluluğunda olacaktır.
Tüm bu gelişmeler ışığında, geleceğin diş hekimliğini nasıl görüyorsunuz? Önümüzdeki yıllarda hastaların tedavi deneyimi ve beklentilerini hangi yenilikler değiştirecek?
Diş hekimliğinin giderek daha dijital, daha öngörülebilir ve daha kişiye özel hale geleceğini düşünüyorum. Üç boyutlu görüntüleme, dijital üretim teknolojileri, yapay zekâ ve biyomalzemelerdeki gelişmeler sayesinde tedaviler daha hassas planlanabilecek ve bazı işlemler daha kısa sürede tamamlanabilecek. Hasta beklentileri de değişiyor. Artık sadece ağrının giderilmesini değil; mümkün olduğunca konforlu, estetik, hızlı ve uzun ömürlü tedaviler bekleniyor. Doğru tanı, doğru planlama, bilimsel yaklaşım, etik değerler ve hekim-hasta arasındaki güven ilişkisi her zaman kaliteli diş hekimliğinin merkezinde kalacaktır.
“Tıbbi tavsiye içermez, bilgilendirme amaçlıdır.”



